/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */
gittim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gittim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2014 Salı

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 5: secdus

   Herkese tekrar merhaba. Öyle yoğunum ki bu aralar bir sürü şey yapıp bunları kesin blogda paylaşacağım diyorum ama yazma kısmına gelince bir türlü fırsat bulamıyorum. Secdus'a da gideli baya oldu ama anca fırsat bulup yazabildim.



   Aranızda instagramdan secdus'u takip etmeyenler varsa hemen bir göz atıp bu zamana kadar takip etmedikleri için ağlasınlar çünkü bence instagramın en iyi profillerinden biri. Yüzü olmayan fotoğraflarla başladı aslında benim keşfim öyle her gün paylaşılan fotoğraflar değil bunlar özenilmiş her birinin ayrı hikayesi olan fotoğraflar sonra tabaklar dikkatimi çekmeye başladı kitap okuyan kız, ardından şemsiyeli...Şimdilerde ise Secdus'un bir evi var. Hem de benim eski yurdumun tam karşısında oraya gelmek için taşınmamı beklemişler gibi ama benden kaçar mı? Kaçmadı.



   Geçtiğimiz günlerde tabi ki yine Burcu'yla kahve içmek ve biraz keşif yapmak için burayı seçtik. Küçük belki de bu yüzden çok samimi bir mekan, menüsü öyle çok zengin değil çat kapı evinize gelen misafire ne sunabileceksiniz o ama sunumlar... Sunumlar gerçekten çok başarılı fotoğraflardan anlamışsınızdır. Sahibesiyle de biraz sohbet etme fırsatımız oldu o yüzü görünmeyen fotoğrafların arkasındaki gizemli yüzü hep merak ediyordum tahminlerimden daha güzel bir yüze ve kocaman bir gülümsemeye sahip gidin ve tanışın derim.




   Bir de secdus'un koleksiyonunun sergilendiği secdus shop var. İstanbul'da değilim diye üzülmeyin internetten temin edebilirsiniz her şeyi almak isteyeceğiniz için sizi şimdiden uyarıyorum ona göre benden söylemesi. 

Secdus Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

12 Haziran 2014 Perşembe

Karanlıkta Diyalog Sergisi (Dialogue in the dark)

   Dün işten erken çıkınca çok çok çok uzun zamandır ertelediğim bir şeyi yaptım, Gayrettepe Metro istasyonunda bulunan Karanlıkta Diyalog sergisine katıldım. Çifte Kumrulara Sevgililer Günü Fikri yazımda bahsetmiştim alın sevgilinizi gidin diye o gün bu gündür erteliyordum ama iyi ki dün üşenmemiş gitmişim çünkü 20 Haziran'da son bulma ihtimali varmış. Eğer benim gibi sonra giderimcilerden iseniz elinizi çabuk tutun.



   Ben biletimi gittiğimde aldım, beklemeyi göze almıştım ama şansıma hemen bir sonraki seansa girdim ve sadece dört kişilik bir gruptuk iyi ki de öyleydik çünkü ben sürekli birilerine çarpıp insanları rahatsız ettim. Yine de önceden bilet almanızda yarar var.İçeri girmeden önce saat, telefon çanta, bileklik gibi eşyaları kilitli dolaplara kaldırdık. Yanımıza sadece bir miktar para almamız söylendi. Sonra rehberimiz bizi bilgilendirdi değneği nasıl kullanacağımızı, nasıl ilerleyeceğimiz anlattı ve içeri yolladı. İçeride bize eşlik edecek asıl rehberimiz Abidin Bey var idi. İçeri ilk girdiğimde çok korktum, içimden çıkmayı bile geçirdim. Gittikçe karanlığa alıştım göremeyince daha iyi duydum ve kokladım. Önce hiç bir nesneyi bulamazken sonra hızlı hareket etmeye başladım. Hatta sonunda Abidin Bey bize duvardan ve değnekten yardım almadan yürümemizi istedi ama önümüzde bir çukur olduğu konusunda uyardı tabi aslında çukur yoktu yine de ona doğru ilerlemeyi başardık. 
   İçeride bir saat boyunca İstanbul turu yaptık. Bir parkta oturduk. Taksimde dolaştık, tramvaya bindik, vapurla adalara gittik, film izledik, alışveriş yaptık. Bunları yaparken görmedik evet ama belki de gördüğümüzde hissettiğimizden daha fazlasını hissettik. 
   Sergi sonunda Abidin Bey ile sohbet ederken öğrendim ki o 30 yaşında yanlış teşhis sonucu gözlerini kaybetmiş yani aslında hepimiz engelli adayıyız. Ancak o ümitsizliğe kapılmamış bir çok dalda başarılı olmuş, evlenmiş, çocuğu olmuş, mutlu bir hayat sürüyor. Bize günlük hayatta karşılaştığı zorluklardan bahsetti. Anladım ki aslında engelli insanlara engel yaratan bizmişiz bu yüzden biraz daha duyarlı olmalı ve onlara elimizden geldiğince doğru şekilde destek olmalıyız.
   Bu sergi kaçmadan bu deneyimi yaşamanızı öneririm.
Devamını oku »

4 Mayıs 2014 Pazar

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 4: Press Karaköy

   Bugün nasıl yoğun dolu dolu bir gün geçirdim belli değil kahve molasını da yeni keşfettiğim Karaköydeki Press'te verdim. Öncelikle güne BMW Bosphorus Sailing Fest'e katıldım. Bebek parkındaki etkinlik eğlenceli ve keyifli bir pazar öğleden sonrası geçirmemizi sağladı. Sailing Fest'te çocuklar da büyükler de düşünülmüştü. Çocuklar için çeşit çeşit atölyeler, büyükler için ise Ayhan Sicimoğlu konseri vardı. Borusan otomotiv ana sponsorluğunda gerçekleşen etkinlikten sonra canımız hemen Kadıköy'e dönmek istemeyince Dem Karaköy'e gitmeye karar verdik.


   Dem her zaman olduğu gibi doluydu. Gitmeyeli aylar olduğunu hemen yanıbaşında açılmış olan cafeyi görünce anladım: Press Karaköy. Press adeta demin kardeşi gibi. Dem ne kadar çaysa Press o kadar kahve. Pressi görür görmez dekorasyonu ile sevdim. Küçük iç mekanına iki salıncak sığdırmayı başarmışlar daha ne olsun. Biz dışarıda oturmaya karar verdik ve Türk kahvesi söyledik. Burada tatlı, tuzlu, anadolu kahveleri bulabileceğiniz gibi Kahve dışı mihraklar da bulabilirsiniz. Ha bir de buradaki insanların fikirlerinden müesseseleri mesul değildir diye uyarmışlar benden söylemesi. Nutellalı sufleleri, oreolu cheescakeleri bence çok tutar. Rengarenk kahve fincaları aşırı sevimli. Masaların isimleri ünlüler ve halktan insanlar çok tatlı düşünülmüş bir fikir bence. Çalışanlarına gelince leb demeden leblebiyi anlıyorlar, çok ilgili ve hızlılar bunun yanında kiss me, love me yazan önlükleri aşırı sevimli. Gidilesi görülesi bir mekan. Biz sevdik.



   Ne giydiğime gelince, beyaz pantolon lacivert atlet badi ile sailing fest ruhunu Keds ayakkabılarımla da pazar rahatlığını yakalamaya çalıştım.



Trenchcoat ve Pantolon Kadıköy Bahariye-Ayakkabı Keds-Çanta Mango

Devamını oku »

29 Nisan 2014 Salı

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 3: WUNDERBAR

   Bugün yeni bir yer keşfettim. Ay çok mutluyum gerçekten hayallerimin mekanını buldum tek sıkıntısı biraz fazla küçük olması. Wunderbar, Kadıköy'de Moda Caddesi üzerinde Moda dediysem çok gitmeyin o tarafa Zeplin'i herkes bilir karşısındaki Migrosu da onun yanında eskiden bankamatik olan bir yere açılmış çok güzel bir mekan. Adı gibi şahane. Sahibinden duyduğuma göre önündeki alanı da yakın zamanda belediyeden alacaklarmış o zaman sanırım tadından yenmeyecek bir mekan olacak.


    Burcu ile kahve içmek için seçtik burayı. Kahve içmek için doğru yeri seçtiğimizi de Julius Meinl kahvelerini kullandıklarını gördüğümde anladım. Kahvenin yanında cookie yedim bu ara cookieye takmış durumdayım çünkü. Double chocolate yedim beyaz ve bitter çikolata aynı anda müthişti. Bir kahve içer kalkarız sanıyorduk ancak başka müşteriler için hazırladıkları karışımları minik shot bardaklarında bize de ikram etmelerini çok tatlı bulduğumuz için kalkmadık. Üstelik ikramları bitmedi biz sohbet ederken bir anda bir kutu macaron almaz mısınız diye bize uzatılmıştı. Kendimi arkadaşıma misafirliğe itmişim gibi hissettim. Aslında bunların hepsi bu mekanı sevmem için yeterliydi ancak ben en çok masalarda doğal çiçek hatta papatya olmasını ve meyveleri kendilerinin sıkmalarını sevdim. Meyveler taze sıkılıyorsa Frozen içmezsem kendime haksızlık etmiş olurum diye düşündüm. Her şey mi ince düşünülür yaa. Servis ve samimiyetten bahsetmeme gerek olmadığını düşünüyorum çünkü bu minik ama aslında çok önemli detayları düşünen bir yerin samimi olamayacağını aklınızdan geçirmemişsinizdir herhalde.



   Arkdaşlarımın önerisi üzerine artık blogumda yazılarımın altında o gün ne giydiğimi de paylaşacağımı söylemiştim. Bu günün kombini de buydu. Umarım siz de Wunderbar'a gidersiniz ve giderseniz eminim benim kadar çok seversiniz. 


Ceket Batik-Çanta Mango-Ayakkabı Hediye- Jean ve Tshirt Terkos Pasajı
Devamını oku »

14 Nisan 2014 Pazartesi

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 2: 180° Coffee Bakery


      

   Ben bu aralar neredeyim sorusun cevabı işte tam da burası: 180 Coffe Bakery. Geçenlerde her zamanki gibi Moda'dan dönerken fark ettim burayı ve aslında ilk izlenimi bize Marla'yı hatırlattı. Sadece giriş kapısı ve sandalyeleri benzese de ikisi de aynı sıcaklıkta ve samimiyette geldi bana. O gün uğrayamadım ama bir gün kızlar buluşmak için burayı seçti. Aslında gördüğüm yer olduğunu bilmiyordum. Tarifle buldum, denemiş oldum ve çok sevdim. Daha sonra malum vize haftası olduğu için ders çalışmak için sık sık burayı tercih ettim. 



   Görüntüsü benzese de burası Marla'dan oldukça farklı. Adından da anlaşılacağı gibi fırın formatında akşamüstü buluşmaları için oldukça ideal olduğunu söyleyebilirim bunun yanında kahvaltısı da mevcut. Bu güne kadar cookie ve muffinlerini denedim. İkisi de güzeldi. Çaya karanfil koymaları ve portakalı taze sıkmaları da benim onlara aşık olmamı sağladı.

   Çalışanları çok ilgili ve tatlı. Herkes güler yüzlü gerçekten bazı mekanlarda olduğu gibi dövecekmiş gibi sipariş almıyorlar. Ya bana öyle denk geldi ya da gerçekten öyle müşteri kitlesi de genelde yabancılar ve öğrenciler. Fiyatları da biz öğrenciler için gayet uygun.

   Asıl önemli olan kısma geliyorum nerede bu 180 Coffee Bakery?  Ben gittim, bayıldım, sık sık uğrayacağım diye size de anlatıyorum. Moda havuzun orda bir Şok market vardır ya heh işte tam onun karşısı. Zaten esnafa sorun gösteriyorlar ;)


Devamını oku »

12 Mart 2014 Çarşamba

Yeni Keşfettim Çok Sevdim: MARLA


   Geçtiğimiz günlerde tesadüfen önünden geçtiğim çok tatlı bir mekan Marla. Günlerdir denemek istiyordum bugüne kısmetmiş. Gittim, denedim ve çok sevdim.

   Mekanın en önemli artısı henüz çok kalabalık olmaması ve garsonun sürekli başınıza gelmemesi. Gerçi bu durum bir şey istediğinizde biraz zorlayabilir siz ancak rahat edebilmek açısından bence önemli bir artı. İkinci artısı ise porsiyonlarının inanılmaz büyük olması buna rağmen fiyatlarının Kadıköy'deki bir çok yere göre uygun olması.

   Yemekleri o kadar iştah açıcıydı ki yerken kendimi görmedim, hiç konuşmadım e haliyle fotoğraf çekmeyi düşünemedim. Ancak hamburgeri ve diyet tabağı test edildi onaylandı. Tezata bakar mısınız? Diyet tabağı ve hamburger... Ayrıca kahvaltısından ve menemeninden de övgüyle bahsedildiğini duydum. Mekanın atmosferi de gayet sıcaktı duvarlarındaki objeler dikkatimi çekti hele bir duvarı Kendimi evde hissettirdi en sevdiğim şeylerin bibloları vardı. Ayrıca hem bayanlar hem erkekler tuvaletinde acil durum dolabı var. Acil durum dolabında oje, pamuk, deodorant, jöle, saç spreyi yani acil bir durumda ihtiyacınız olabilecek şeyler var bu fikri o kadar çok sevdik ki.

   Kısacası biz bugün Marla'yı denedik ve çok sevdik daha önce size en sevdiğim mekan Polaka'fe'den bahsetmiştim. Marla galiba benim için Polka'dan birazcık rol çalacak. Siz de gidin görün derim. Bence seversiniz.

Devamını oku »

10 Mart 2014 Pazartesi

HARDAL Ataköy Marina

   Bu pazar en sevdiğim arkadaşım Burcu ile baş başa pazar kahvaltısı yaptık. Burcu haziranda Amerika'ya gidiyor da haziran ayına kadar her fırsatı değerlendirmeye çalışıyoruz. Amerika'ya gidiyor olmasına çok sevinsem de onu çok özleyeceğim için üzülüyorum bu yüzden herkesle bunu paylaşıyorum.



   Burcu ile kahvaltı için onun çok sevdiği bir mekan olan Hardal'ı seçtik. Hardal'ın açık büfe kahvaltısı sadece pazar günleri ve 10.00-14.00 arasında ayrıca gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızı da tavsiye ederim. Hardal'ın kahvaltısında klasik bir kahvaltıda olması gereken her şey neredeyse var neredeyse diyorum çünkü omlet yok ve bu beni biraz üzdü. Haşlanmış sebze, misket köfte, pilav, döner bile varken omlet yok. Yine de taze sıkılmış portakal suları ve tatlı büfeleri ile kalbimizi kazandılar. 



   Genel olarak değerlendirmek gerekirse Hardal İstnbul'daki favori kahvaltı mekanlarım arasına girdi diyebilirim. Ayda bir kez kahvaltı eden biri olduğum için benim için gerçekten kahvaltı en önemli öğün kendim hazırladığım da da dışarda ettiğimde de çok dikkat ediyorum. Bir de Hardal kadınlar günü için bizlere ufak çantalar hazırlamış böyle duyarlı olmaları çok hoşumuza gitti. Hazır havalar ısınmaya başlarken Hardal'a uğramanızı tavsiye ederim. Diyorsanız ki Anadolu yakasındayım Ataköy'e kadar kim gidecek diye o zaman Caddebostan şubesini deneyebilirsiniz. 



Devamını oku »

24 Ocak 2014 Cuma

GALATA KULESİ

   Benim için İstanbul'un hatta dünyanın en önemli simgelerinden biri Galata Kulesi. İstanbul'a aşık olmamın da en önemli sebebi. Galata Kulesi'nden İstanbul'u izlemek kadar İstanbul'dan Galata Kulesi'ni izlemeye de bayılıyorum. Dün aslında Beşiktaş'ta kahvaltı edelim diye çıktık ama bir de baktım ki ben yine Galata Kulesi'nin tepesindeyim.


   Önce kahvaltıdan bahsetmek istiyorum çünkü hem çok lezzetli hem de çok ucuzdu. Kahvaltımızı Beşiktaş'ta Faruk Cafe'de yaptık. Sokak boyu sıralanmış kahvaltıcılardan burayı tercih etme sebebimiz arkadaşlarımın daha önce deneyip çok memnun kalmalarıydı. Kahvaltı dediğime bakmayın gittiğimizde saat üçtü. Ucuz bir menüye sahip olmalarının yanında o kalabalığa rağmen servis de gayet hızlı. Bu kahvaltı tabağı, menemene ve +1 çaya sadece 10 TL ödedim.


   Aslında kalktıktan sonra Pasta Sanatı'na gitmeyi düşünüyorduk ancak kahvaltı ile öyle çok doymuştuk ki bu yüzden hazır bu tarafa geçmişken bir şeyler yapalım dedik ve Karaköy'e geçtik. Sanırım daha mutlu olamazdım. Karaköy İstanbul'da en sevdiğim semt sanırım. Bazen Kadıköy ve Karaköy arasında kararsız kalsam da Karaköy her zaman daha ağır basıyor. O tarihi binalar, semtin atmosferi, ve çevredeki turistler bana başka bir ülkeye gelmişim de her şeyden uzaklaşmışım hissi veriyor.


   E buraya kadar gelmişken Kule'ye çıkmasak olmazdı. Kuleyi ziyaret ücreti 6,5 TL. O eşsiz manzara paha biçilemez ;) Neredeyse tüm İstanbul'u izleyebiliyorsunuz. Üstelik biz bir de güneşin batışına denk geldik tek kelimeyle büyülendik.


   Hiç inmek istemesek de bütün geceyi orada geçiremeyeceğimiz için mecburen indik. Günün kahvesini içmek için tercihimiz Konak Cafe oldu. Mekanın terası gerçekten çok güzel neredeyse Galata Kulesi kadar... Üç tarafı da manzara ile çevrili. Galata Kulesi'nin dibinde bir tarafı Boğaz Köprüsü'ne diğer tarafı ise Topkapı Sarayına bakıyor. İşte Konak'tan Galata Kulesi manzarası.


   Konak Cafe'ye alternatif olarak daha önceki gezilerimden yola çıkarak size Pepo Cafe'yi de önerebilirim. Gerçekten çok sıcak güzel bir ortamı var ve çalışanları güler yüzlü. Ancak asıl favori mekanım Lavazza Galata. Galata kulesinin tam karşısında ve kahveleri alışılagelmiş şekilde. Ben fincanın yarısına kadar telve olan Türk kahvelerini pek sevmem ancak Lavazza'nınki ideal. Fiyatları da diğerlerine göre daha uygun.
   Eğer siz de AVM'lerde buluşmaktan sıkılır da dışarıya bir göz atmak ister iseniz önce buradan başlayabilirsiniz. 

Devamını oku »

16 Ocak 2014 Perşembe

Eminönü

   Bugün aslında iş için Eminönü'ne gitmem gerekiyordu. Giderken çok üşendim ama iyi ki gitmişim dedim. Ben daha önce Eminönü'ne gitmediğim için haliyle gideceğim mekanı bulmam pek kolay olmaz sanıyordum ama öyle olmadı. Nasılsa vaktim var diye Kapalıçarşı'dan başladım gezmeye. Tanrım insan her şeye mi özenir yahu. İnanır mısınız bakır kahve fincanı takımına özendim de almamak için zor tuttum kendimi. Kapalıçarşı'dan çıkınca aradığım dükkanı buldum. İşlerimi hallettikten sonra ara sokaklarda dolanırken kendimi Mısır Çarşısı'nda buldum. Eğer bir yabancı olsaydım döndüğümde en çok Mısır Çarşısı'nı anlatırdım sanırım. Renk renk baharatlar, meyveler, lokumlar... Değişik değişik kokular... Kendimi kaybetmem uzun sürmedi.


   Aklınıza gelebilecek her meyveyi kurutmuşlar. Sanki bütün meyveler kuruyormuş da önceliği kavuna vermişler. Üstelik hepsi inanılmaz lezzetli. Hatta kavun ve kivi bana jelibon gibi geldi. Bence çocuklara sağlıksız jelibonlar yerine bu meyve kurularından alabilirsiniz. Ben hepsinden yaklaşık bir kilo yedikten sonra karışık ve kavun almaya karar verdim.

   Tam üç kez beni durdurup abiye mi lazım gelinlik mi diyerek bunları düşünemeyecek kadar yalnız olduğumu yüzüme vurmaları hoş değildi ama olsun. Gerçekten insan oraya gidince her şeye, gerekli gereksiz her şeye özeniyor yahu. Çocukluğumdan beri pek komik bulduğum hani şu yeni gelinlerin giydiği beyaz, topuklu, tüylü terlikler var ya onları inceliyordum yemin ederim. 


   Kendimi daha fazla tutamam diye Kadıköy'e dönmeye karar verdim. Ancak ne mümkün çeşit çeşit telefon kabı içinden seçim yapmam çok zordu tam beş tane seçsem de bir tane aldım çünkü beğendiğim kapların telefonuma uygun olanı yoktu. 


   Kadıköy'e döndüğümde yorgun ama çok mutluydum. Vapura binmeyi o adar çok özlemişim ki vapurda fotoğraf bile çektim. Kendimi double şımartmak için bir demet de nergis aldım iskeleden. Daha detaylı bir Eminönü gezisi için ise sınavlarımın bitmesini sabırsızlıkla bekliyorum.


Devamını oku »

13 Ocak 2014 Pazartesi

BEN YAPTIM: Monster High Konseptli Kareoke Parti Fikri

 

   Daha önce Kız annelerine parti konsepti yazımda Monster High'dan bahsetmiştim. Monster High kız çocukları arasında bu ara en popüler çizgi dizi hal böyle olunca da Asya'nın doğum günü partisi için de Monster High seçildi. Asya yedi yaşına bastı ancak doğum gününü on yedi yaşındakileri bile kıskandıracak bir şekilde Kareoke ile kutladı. Kareoke odasının kapısında ise bu Asya'nın fotoğrafının basılı olduğu bu afiş vardı.


   Mekan olarak Ataköy Atrium Avm'deki Teras Cafe'nin Kareoke odası seçildi. Eğer bu tarafta iseniz kareoke için Kadıköy Rexx'in oaradaki Kahverengi Cafe'yi deneyebilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım sınıfça gitmiş ve keyifli saatler geçirmiş. Çocuklar için organizasyon yapıyorlar mı bilmiyorum ancak büyükler için denenebilir. Teras Cafe'de çocuklar için ortada bir masa, büyüklere ise kenarlara koltuklar hazırlanmıştı. Fotoğrafta pek belli olmasa da yerlere konsepte uygun olarak siyah, mor ve koyu pembe balonlar serpiştirilmişti. Mekanın tek eksisi servisin yetersiz kalması idi.


Çocukların masasının yakından görünümü. Mekanın sandalyelerinde mor renkli süsler kullanılmıştı.


Masa örtüsü, tabak, bardak, peçete ve çatallar da konspte uygun olarak seçilmişti.


Asya'nın annesi çocukların peçetelerindeki ''7. Yaş Doğum günü Partime Hoş Geldiniz'' detayını büyükler için de kullanmıştı.


Artık bizim de bir doğum günü geleneğimiz haline gelen pinyata da yine Monster High baskılı idi.


Ve Asya bu harika resim çerçevesi ile partisine katılan herkesle fotoğraf çektirirken çok eğlendi.
Devamını oku »

2 Ocak 2014 Perşembe

Diyetimi bozdum uleyn: CEVİZ AĞACI

   Ne zamandir boş zaman bulup yazamadigim bu yazımda sizlere Koşuyolu'ndaki Cevizağacı'ndan bahsetmek istiyorum.  Başlıktan da anlayacağınız gibi geçen cumartesi Ceviz Ağacı'ndaydık. Kadıköy'de oturmama rağmen Koşuyolu çok uzaktaymış gibi geliyor bana, orada bir mahalle var uzakta gitmesek de görmesek de triplerine giriyorum her seferinde ismini duyunca. Allahtan arkadaşlık müessesesini sağlam tutmuşum da buluşacağımız zaman kapıdan alıp geri bırakan arkadaşlarım var. Ancak bu şartlar altında gidebilirim Koşuyolu'na.
   Kötü bir hafta ve iğrenç bir cumartesinin ardında cumartesi gecesi sakin ve keyifli idi. Bu ara en çok ihtiyacım olan şey buydu sanırım. İçeride mi otursak dışarıda mı karar veremeyince içeri bir göz atalım da olmadı dışarı çıkarız diye bir girdim giriş o giriş. Tanrıım! Manolya in Wonderland mı desem Hansel ve Manolya mı? Pastahane kısmından girmişim içeri, tek tek bütün tatlıları inceledim. Önce gözümü doyurdum. O kadar güzel gözüküyordu ki tatlılar hepsini yiyip midemi de doyurmak istedim ama diyetteydim. Dim... Önce irademi korudum. Hansel ve grateldeki gibi şekerden evler bile vardı. Yeni yıl için çok güzel pastalar ve kurabiyeler yapmışlar.  Ev partileri için harika ikramlar bulabileceğiniz gibi tatlı jestler için de müthiş bence. Ben ağzımın suyu akarak izlerken o tatlıları kötü kalpli cadı "Efendim tadına bakmak ister misiniz?" dedi. Diyetteydim.  Irademe sahip çıktım, çıktım da nereye kadar.  Menü önüme gelene kadar.
   O kadar başarılı bir menü hazırlamışlar ki çok tok bile olsanız mutlaka bir şeyler yersiniz. Ben kahvaltıları falan hızlıca geçtim. Salata yiyecektim. Dedim ya diyetteydim. Başka neler varmış burada diye göz ararken o da ne Fesleğenli Makarna!  Makarna yemeyecektim tabi ama fesleğen... Neyse bir kereden bir şey olmazdı.  Bir ya da iki sayfa daha geçtim ana yemeklerde ne göreyim Beğendili Piliç!  Olmuşken tam olsun dedim. Lezzetli ve doyurucuydu ya da şöyle söyleyeyim yoğunluktan dolayı servis yavaş olduğundan sipariş gelene kadar ben küçük ekmeklerden birini bitirdiğim için yemekle fazlasıyla doydum. Midemde tek bir lokmaya bile yer kalmamış olsa da gözüm hala tatlılarda idi. Hangisini yesem diye düşünürken de bir yandan dışarıda yapılan wafflein kokusuna karşı koyamadım. Ballı waffle söyledim ama o kadar çok doyduğumdan mı bal fazla geldiğinden mi bilmem bitiremedim. Arkadaşım Royal ismindeki pastadan söylemişti.  Ne kadar gözüm kalsa da o kadar şey yedikten sonra bir de onun tadına bakamayacaktım ama bizi elleriyle besleyince dayanamadım. Görüntüsü kadar tadı da harika.  İçeriyi gezerken şeker hamurundan pastalar dikkatimi çekti. Organizasyon ile uğraştığım için ve bu yüzden çok fazla doğum gününe, özel kutalamaya katıldığım için artık insanların hayran kaldığı pastalar benim için sıradandı ama Ceviz Ağacı'nın şekilleri baya iyi. Üstelik arkadaşımın erkek kardeşinin 18. Yaş günü pastasını buraya yaptırmışlar ve çok memnun kalmışlar. Eğer yakınlarda iseniz özel günler için gönül rahatlığı ile sipariş verebilirsiniz.
   Bir daha Koşuyolu'na gidersem mutlaka tekrar uğrayacağım mekanlar listesine girdi Ceviz Ağacı  ve bir daha diyete girersem asla uğramayacağım mekanlar listesinde 1 numaraya yerleşti.
Devamını oku »