Dün işten erken çıkınca çok çok çok uzun zamandır ertelediğim bir şeyi yaptım, Gayrettepe Metro istasyonunda bulunan Karanlıkta Diyalog sergisine katıldım. Çifte Kumrulara Sevgililer Günü Fikri yazımda bahsetmiştim alın sevgilinizi gidin diye o gün bu gündür erteliyordum ama iyi ki dün üşenmemiş gitmişim çünkü 20 Haziran'da son bulma ihtimali varmış. Eğer benim gibi sonra giderimcilerden iseniz elinizi çabuk tutun.
Ben biletimi gittiğimde aldım, beklemeyi göze almıştım ama şansıma hemen bir sonraki seansa girdim ve sadece dört kişilik bir gruptuk iyi ki de öyleydik çünkü ben sürekli birilerine çarpıp insanları rahatsız ettim. Yine de önceden bilet almanızda yarar var.İçeri girmeden önce saat, telefon çanta, bileklik gibi eşyaları kilitli dolaplara kaldırdık. Yanımıza sadece bir miktar para almamız söylendi. Sonra rehberimiz bizi bilgilendirdi değneği nasıl kullanacağımızı, nasıl ilerleyeceğimiz anlattı ve içeri yolladı. İçeride bize eşlik edecek asıl rehberimiz Abidin Bey var idi. İçeri ilk girdiğimde çok korktum, içimden çıkmayı bile geçirdim. Gittikçe karanlığa alıştım göremeyince daha iyi duydum ve kokladım. Önce hiç bir nesneyi bulamazken sonra hızlı hareket etmeye başladım. Hatta sonunda Abidin Bey bize duvardan ve değnekten yardım almadan yürümemizi istedi ama önümüzde bir çukur olduğu konusunda uyardı tabi aslında çukur yoktu yine de ona doğru ilerlemeyi başardık.
İçeride bir saat boyunca İstanbul turu yaptık. Bir parkta oturduk. Taksimde dolaştık, tramvaya bindik, vapurla adalara gittik, film izledik, alışveriş yaptık. Bunları yaparken görmedik evet ama belki de gördüğümüzde hissettiğimizden daha fazlasını hissettik.
Sergi sonunda Abidin Bey ile sohbet ederken öğrendim ki o 30 yaşında yanlış teşhis sonucu gözlerini kaybetmiş yani aslında hepimiz engelli adayıyız. Ancak o ümitsizliğe kapılmamış bir çok dalda başarılı olmuş, evlenmiş, çocuğu olmuş, mutlu bir hayat sürüyor. Bize günlük hayatta karşılaştığı zorluklardan bahsetti. Anladım ki aslında engelli insanlara engel yaratan bizmişiz bu yüzden biraz daha duyarlı olmalı ve onlara elimizden geldiğince doğru şekilde destek olmalıyız.
Bu sergi kaçmadan bu deneyimi yaşamanızı öneririm.
Devamını oku »
Ben biletimi gittiğimde aldım, beklemeyi göze almıştım ama şansıma hemen bir sonraki seansa girdim ve sadece dört kişilik bir gruptuk iyi ki de öyleydik çünkü ben sürekli birilerine çarpıp insanları rahatsız ettim. Yine de önceden bilet almanızda yarar var.İçeri girmeden önce saat, telefon çanta, bileklik gibi eşyaları kilitli dolaplara kaldırdık. Yanımıza sadece bir miktar para almamız söylendi. Sonra rehberimiz bizi bilgilendirdi değneği nasıl kullanacağımızı, nasıl ilerleyeceğimiz anlattı ve içeri yolladı. İçeride bize eşlik edecek asıl rehberimiz Abidin Bey var idi. İçeri ilk girdiğimde çok korktum, içimden çıkmayı bile geçirdim. Gittikçe karanlığa alıştım göremeyince daha iyi duydum ve kokladım. Önce hiç bir nesneyi bulamazken sonra hızlı hareket etmeye başladım. Hatta sonunda Abidin Bey bize duvardan ve değnekten yardım almadan yürümemizi istedi ama önümüzde bir çukur olduğu konusunda uyardı tabi aslında çukur yoktu yine de ona doğru ilerlemeyi başardık.
İçeride bir saat boyunca İstanbul turu yaptık. Bir parkta oturduk. Taksimde dolaştık, tramvaya bindik, vapurla adalara gittik, film izledik, alışveriş yaptık. Bunları yaparken görmedik evet ama belki de gördüğümüzde hissettiğimizden daha fazlasını hissettik.
Sergi sonunda Abidin Bey ile sohbet ederken öğrendim ki o 30 yaşında yanlış teşhis sonucu gözlerini kaybetmiş yani aslında hepimiz engelli adayıyız. Ancak o ümitsizliğe kapılmamış bir çok dalda başarılı olmuş, evlenmiş, çocuğu olmuş, mutlu bir hayat sürüyor. Bize günlük hayatta karşılaştığı zorluklardan bahsetti. Anladım ki aslında engelli insanlara engel yaratan bizmişiz bu yüzden biraz daha duyarlı olmalı ve onlara elimizden geldiğince doğru şekilde destek olmalıyız.
Bu sergi kaçmadan bu deneyimi yaşamanızı öneririm.



