/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

29 Haziran 2014 Pazar

Kocan Kadar Konuş- Şebnem Burcuoğlu



   Plajlar ve Plaj Kitapları Listesi yazımı hazırladıktan sonra koşa koşa Akmar'a gittim ve kitaplarıma kavuştum. Papatya Kokulu Hikayeler bitince çok şükür dedim ve tam tersi çok akıcı su gibi giden 24 saatte bitirdiğim ama bitmesin nolur diye dua etiğim bir kitaba başladım. Şebnem Burcuoğlu'nun Kocan Kadar Konuş kitabından bahsediyorum.



   Kitap tam bir bebekti benim için. Bunun sebebi baş karakter Efsun'da kendimden çok fazla şey bulmamdı. Spoiler vermeyeceğim bu sefer sadece kitaptan alıntılar paylaşacağım sizinle ama bu kitabı çok sevdim bence her Türk kızı kendinden bir şeyler bulacak Efsun'da bulmasa kardeşleri, kuzenleri, teyzesi ya da anneannesinde bulacak. Öyle edebi değeri yüksek, size ultra geniş bir bakış açısı kazandıracak bir kitap değil ancak kafa boşaltıran, dinlendiren cinsten bir yaz, plaj kitabı kendisi. 











Devamını oku »

28 Haziran 2014 Cumartesi

Menekşe Kokulu Hikayeler ve Papatya Kokulu Hikayeler

   Blogumda ilk kez çok da hoşuma gitmeyen iki kitabı paylaşacağım. Biri Menekşe Kokulu Hikayeler diğeri de Papatya Kokulu Hikayeler. Bu iki kitabı da plaj kitapları listemde
yazmıştım aslında. Kitapları kokularına, kapaklarına ve keçeli ayraçlarına kanıp aldım itiraf ediyorum. Bir de instagramda o kadar çok gördüm ki bu kadar insan okuduğuna göre güzel olmalı
demiştim. Menekşe Kokulu hikayelerle başladım hakkını yemek istemem kitap mis gibi menekşe kokuyor. Ancak ilk sayfasında hikayeyle daha hüsrana uğrattı beni. Hikaye O.Wilde'nin Son Yaprak adlı öykü kitabında geçen bir öyküydü ve sonra Son Yaprak öyküsü de çıktı karşıma evet öykülerin derleme olduğunu biliyordum ancak o kadar fazla popüler öyküleri seçmişler ki okurken bir tat almanız çok zor. Hani şu Facebook'ta paylaşılan kıssadan hisseler var ya hepsi o tatta.


   Papatya Kokulu Hikayeler içerik olarak biraz daha doyurucuydu ancak bu kitap da deterjan gibi kokuyordu papatyayla asla ilgisi yoktu. Anlayacağınız kitaplar benim için sadece hüsran ile sonlandı. Kitabın iyisi kötüsü olmaz tabi ki ama bir an önce bitsin yenisine geçeyim artık dedim açıkçası ben. Eğer aldıysanız okuyun tabi ki ama henüz almadıysanız hiç bir şey kaybetmediniz merak etmeyin.



Devamını oku »

22 Haziran 2014 Pazar

BEN YAPTIM: Bol Balonlu ve Araba Konseptli Doğum Günü

   İşimi bloguma çok fazla karıştırıyorum ben galiba ama her yaptığımdan anneler de fikir alsın istiyorum. Bugün de sevgili Müge Hanım'ın minik oğlu Yusuf'un doğum günündeydim. Son anda ailelerinde yaşanan sağlık sorunu Müge hanımın çok canını sıkmıştı ve organizasyonu tamamen bana bıraktı. Yani bu konsept oğlum olsa nasıl doğum günü kutlardımın yazısı aslında. 

   Bu bir 1. yaş günü kutlamasıydı aslında ama Müge hanım bana Yusuf'un değil de daha çok büyük oğlu Mert'in partisi gibi olcağını söyledi. Bu yüzden klasik 1 yaş temasından biraz çekildim. Bunun yerine Yusuf'un hoşlanacağını düşündüğüm rengarenk balonları ve Mert'in hoşlanacağını düşündüğüm araba figürünü kullandım. Araba figürü 1 yaşa uygun olsun diye çizgi film desenli seçtim. Aslında daha büyük yaşlar için daha cool araba baskıları bulabilirsiniz.



   Mekan olarak Bosphorus City Kanlıca Cafe 2 seçilmişti çocuklar ve büyükler dışarıda olacak ancak yeterli gölge olmadığı için açık büfe içeri kurulacaktı bu yüzden aslında 3 farklı alan süslemesi yaptık. Açık büfenin olduğu kısma klasik 1 yaş konsepti uyguladık. Bayraklar, balonlar buna uygun seçildi.



   Çocukların geçeceği kısma bir masa kuruldu ve masaya araba, balon baskılı banner, tabak, bardak, peçete konuldu. Aynı baskıdan bayrak asıldı. Bunların üzerinde pasta ve balon detayı vardı uyumlu olması için rengarenk papatya balonlarla süslendi. 


   Büyüklerin oturacağı yer daha sadeydi sadece 1 yaş baskılı balonları kullandık.


   Yusuf'un teyzesi onun için çok cici şeyler yaptırmış, benim çok hoşuma gitti. Biliyorsunuz son zamanlarda keçe çok moda. Doğum günü hatıralarını, doğum günü için bir kapı süsünü ve Yusuf için bir kral tacını keçeden yaptırmışlar. Siz de doğum günlerinizde keçeden amerikan servisler, konsepte göre minnie mickey papyon ve fiyonku ya da korsan şapkası ve göz bandı yapabilirsiniz çocuklar bayılacaktır.




    Doğum günü çocuğu 1 yaşında olunca ondan çok abisinin arkadaşları katıldı işte bugünün hatıra karesi =)
   
Devamını oku »

17 Haziran 2014 Salı

Plajlar ve Plaj Kitapları Listesi

   Merhaba bu hafta sonu yine ufacık bir kaçamak yapıp Şile'ye gittim. Böylelikle plaj ve deniz sezonunu resmen açmış oldum. Hafta içi malesef çalıştığım için hafta sonu denize gitmek içi İstanbul'u ve yakın yerleri tercih etmek zorundayım. Benimle aynı durumda olanlar için bir plaj listesi ve plajda keyifli vakit geçirmeniz için de bir plaj kitapları listesi hazırladım. Umarım seversiniz yorumlarınızı bekliyorum. =)

   İstanbul'a Yakın Plajlar Listesi

 1.Şile Plajları: Haftasonu Şile'de olduğum için listeye böyle başladım. Biz Şile'de Fusa'yı tercih ettik denizi fena değildi ancak biraz dalgalı. Şemsiye, şezlong oradan temin edebileceğiniz gibi yanınızda da götürebilirsiniz. Ayrıca daha hareketli bir yer isteyenler için Aquabeach clubı öneririm. Sadece instagramda gördüm ama orada hayat baya var gibi.


(Fusa Beach)

 2.Kilyos Plajları: Kilyos ve plaj deyince aklıma ilk olarak Solar Beach geliyor nedense bir zamanlar gereğinden fazla popüler olduğundandır belki ama benim tavsiyem Suma Beach olacak. Yeni açılmasına rağmen sabahtan ertesi güne kadar vakit geçirebileceğiniz harika bir yer olmuş. Gündüz deniz, kum, güneş; akşam dans, müzik, parti tam biz gençlere göre. Yaş ortalamasını biraz daha arttırıp sessiz, sakin, aile plajı ararsanız da Demirciköy Uzunya'yı tavsiye ediyorum. Malesef geçen yıl plajı açık değildi ama sık sık gittiğim bu yer insanı dinlendirmek için yaratılmış. Restorantındaki balıklar on numara, doğası şahane, karavanlar insanda uzaklara gitme isteği yaratıyor. 


(Suma Beach)

 3.Tekirdağ Plajları: Tekirdağ plajları da İstanbul'da oturanlar içinde sık sık tercih ediliyor benim içlerinde en sevdiğim ise Kumbağa plajı denizi en temiz olan burası fakat hafta sonları özellikle çevre illerden gelenlerle aşırı kalabalık oluyor. Size asıl saklı cennetimden bahsedeyim Saray-Kıyıköy burası önceden çok az bilinmekle birlikte şimdilerde İstanbullu'ların gözdesi bir yanınız orman, bir yanınız göl, bir yanınız deniz daha ne olsun. 


(Kıyıköy)

 4.Saros Plajları: Bir Edireli olarak çocukluğumun geçtiği bu plajların hepsi benim için ayrı ayrı güzel. Herkes tanıdık, herkes arkadaş, herkes canayakın burda ilk kez gittiğinizde bile bunu hissedeceksiziniz. Saros körfezi kendi kendini temizleme özelliğini taşıdığı için denizi iyi. Plajları öyle pek şemsiyeli şezlonglu kopkop mekanlar değil. Açarsın algida şemsiyeni yere serersin hasırını, havlunu bu şekil. Yine şemsiye şezlong ararsan bulursun tabi. Benim aralarında en sevdiğim ise Trakya'nın Bodrum'u Erikli'dir =) Güneyli de Saros körfezinde bulunan sakin bir yer ancak onu Gelibolu Plajı olarak mı alsam bilemedim, giderseniz siz karar verin.


(Erikli)

 5.Adalar Plajları: Adaların pek çoğunda denize girilebiliyor. Bunlar arasında Burgazada plajlarından şiddetle uzak durun diyorum çünkü tamamen rezillik ancak Büyükada Yörük Ali plajına arkadaşların gitti ve memnun kaldıklarını dile getirdiler. Yine arkadaşlarımın yalancısı olduğum başka ada plajı da Heybeliada'daki Green Beach Club gidip görenler olumlu olumsuz görüşlerini paylaşıp bizi bilgilendirirse sevinirim.


(Yörük Ali)

   Plajda Okunacak Kitaplar

 Plaja gidip güneşlenirken boş boş duracak halimiz yok tabi kitap okuyalım o zaman ben size kendi listemi yazıyorum. Sizin de önerileriniz varsa lütfen benimle paylaşın.
 1. Menekşe kokulu hikayeler: Bu kitabı almadıysanız almasanız da olur ancak eğer ki aldıysanız tam da plajda okumalık Ben beğenmedim. Uzun zamandır bitiremiyordum hafta sonu plajda bitti o yüzden bu listede.



 2.Papatya kokulu hikayeler: Diğeri ile koku ve görüntüsüne kanarak almıştım. Diğerinden nispeten daha iyi gidiyor ancak bu iki kitap benim için hayal kırıklığı oldu malesef.



 3.Yalnız Seni Arıyorum: Orhan Veli ve Nahit Hanım'ın aşkının anlatıldığı mektuplar bende baya merak uyandırıyor.



 4.Kocan Kadar Konuş: Çok yorum aldı, çok sattı, beğenildi, beğenilmedi ancak bende ''plajlık kitap'' izlenimi uyandırdı. Okuyup göreceğim.

  5.Küçük Prens: Biliyorum bu bir çocuk kitabı ancak çocukken nasıl olduysa bu kitabı atlamışım. Çocukken gerçekten çok kitap okurdum ailemin değil daha çok öğretmenlerimin önerdiği kitaplardı bunlar üniversiteye kadar her zaman en sevdiğim öğretmenlerim Türkçe, Edebiyat, Türk Dili öğretmenleri oldu. Annem babam pek kitap okumazdı annem şimdilerde benim önerilerimle kendi kitap zevkini oluşturdu ve bir kitap kurdu oldu, babam ise okuma kitaplarına verilen parayı her zaman boş olarak gördü sanırım hala öyle düşünüyor. Eğitimimiz için evet ne gerekiyorsa yapardı yabancı dil kitaplarım yurt dışından getirilir, matematik fen gibi derslerden bol bol test kitabı alır özel hocalar tutardı ancak merak ettiğim romanlar, öyküler için ya para biriktirmem ya da kütüphaneye gitmem gerekti. Taşındığımız her yerde ilk olarak kütüphanenin yerini öğrendim. Sayesinde kütüphanede kitap okumanın keyfini, kurallara uymayı ve bazı sorumluluklar edinmeyi öğrendim zamanında teslim etme, zarar gelmesin diye şeffaf poşetlerde taşıma gibi babam yine farkında olmadan iyi bir şey yaptı. Bu kütüphanelerde hiç Küçük Prensle karşılaşmamam çok ilginç. Geç kalmış olsam da Küçük Prens plaj kitaplarım arasındaki yerini aldı.

   Listem şimdilik bu kadar listeme yön vermek için sizlerin de önerilerini bekliyorum herkes tatil kitaplarını paylaşırsa uzuuun bir listemiz olacaktır.
   Ayrıca İstanbul Plajları hakkında detaylı bilgi için bu siteye bakabilirsiniz.
   İyi tatiller, Keyifli okumalar...
Devamını oku »

12 Haziran 2014 Perşembe

Karanlıkta Diyalog Sergisi (Dialogue in the dark)

   Dün işten erken çıkınca çok çok çok uzun zamandır ertelediğim bir şeyi yaptım, Gayrettepe Metro istasyonunda bulunan Karanlıkta Diyalog sergisine katıldım. Çifte Kumrulara Sevgililer Günü Fikri yazımda bahsetmiştim alın sevgilinizi gidin diye o gün bu gündür erteliyordum ama iyi ki dün üşenmemiş gitmişim çünkü 20 Haziran'da son bulma ihtimali varmış. Eğer benim gibi sonra giderimcilerden iseniz elinizi çabuk tutun.



   Ben biletimi gittiğimde aldım, beklemeyi göze almıştım ama şansıma hemen bir sonraki seansa girdim ve sadece dört kişilik bir gruptuk iyi ki de öyleydik çünkü ben sürekli birilerine çarpıp insanları rahatsız ettim. Yine de önceden bilet almanızda yarar var.İçeri girmeden önce saat, telefon çanta, bileklik gibi eşyaları kilitli dolaplara kaldırdık. Yanımıza sadece bir miktar para almamız söylendi. Sonra rehberimiz bizi bilgilendirdi değneği nasıl kullanacağımızı, nasıl ilerleyeceğimiz anlattı ve içeri yolladı. İçeride bize eşlik edecek asıl rehberimiz Abidin Bey var idi. İçeri ilk girdiğimde çok korktum, içimden çıkmayı bile geçirdim. Gittikçe karanlığa alıştım göremeyince daha iyi duydum ve kokladım. Önce hiç bir nesneyi bulamazken sonra hızlı hareket etmeye başladım. Hatta sonunda Abidin Bey bize duvardan ve değnekten yardım almadan yürümemizi istedi ama önümüzde bir çukur olduğu konusunda uyardı tabi aslında çukur yoktu yine de ona doğru ilerlemeyi başardık. 
   İçeride bir saat boyunca İstanbul turu yaptık. Bir parkta oturduk. Taksimde dolaştık, tramvaya bindik, vapurla adalara gittik, film izledik, alışveriş yaptık. Bunları yaparken görmedik evet ama belki de gördüğümüzde hissettiğimizden daha fazlasını hissettik. 
   Sergi sonunda Abidin Bey ile sohbet ederken öğrendim ki o 30 yaşında yanlış teşhis sonucu gözlerini kaybetmiş yani aslında hepimiz engelli adayıyız. Ancak o ümitsizliğe kapılmamış bir çok dalda başarılı olmuş, evlenmiş, çocuğu olmuş, mutlu bir hayat sürüyor. Bize günlük hayatta karşılaştığı zorluklardan bahsetti. Anladım ki aslında engelli insanlara engel yaratan bizmişiz bu yüzden biraz daha duyarlı olmalı ve onlara elimizden geldiğince doğru şekilde destek olmalıyız.
   Bu sergi kaçmadan bu deneyimi yaşamanızı öneririm.
Devamını oku »