/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

16 Ağustos 2016 Salı

Kastro Koyu


   Ben de isterim Trakya Cumhuriyet olsun başkenti Tekirdağ olsun çünkü bence bu ülkenin en güzel topraklarında yaşıyorum da arada sırada kıymetini bilmiyorum gibi bundan sonra Rumeli Tv gibi karış karış Trakya'yı gezip oralardan yazılar yazacağım.Yazılarımın ilki de Kastro Koyu.



   Kastro Koyu Kırklareli taraflarında Karadeniz'e kıyısı olan ayrıca içinde bir göl barındıran arka tarafı orman harika bir koy. Gerçekten doğası anlatılamaz. İstanbul'da beton görmeye bıkmışım bu kadar yeşili bir arada görünce sevinmekten aklımı kaybedecektim. İstanbul'dan gidecek olanlar otobüsle Saray'a gelip oradan aktarma yapabilirler kendi aracınızla ise Çerkezköy üzerinden Saray'a doğru ilerle Saray'da kime sorsanız gösterir =)



   Koyda neler yapabilirsiniz: 

  • Öncelikle denize girmek için burayı tercih edebilirsiniz. Ancak Karadeniz olduğu için oldukça dalgalı bir denizi var yine de kumsalı güzel. 
  • İkinci seçenek ve bence en güzeli piknik yapabilirsiniz. Ormanın içinde bir kaç tane piknik masası var genelde insanlar piknik için tercih ediyor. 
  • Üçüncü seçenek gölde deniz bisikleti kiralayabilirsiniz. 
  • Dördüncü seçenek ise isterseniz kendi çadırınızda isterseniz de oradan kiralayacağınız çadırlarda kamp yapabilirsiniz.


   Biz kamp yapmak için çok uygun bulmadık. Bence Trakya'da yazlık yerlerde karşılaşılan en büyük sorun bu işletmesizlik. Tamam ben de Ege kıyılarında her yere tesis kurulmasına sıcak bakmıyorum ama en azından ihtiyaçlarımızı giderecek kadar olsaydı. Tuvaletler, duşlar ve özellikle en çok dikkat edilmesi gereken bebek bakım odaları çok bakımsız. Kullanan var mı evet. Üstelik araç girişi 12 TL olmasına karşın sizden 3 TL de tuvalet ve duş için ücrer alıyorlar. Kullansanız da kullanmasanız da o parayı veriyorsunuz neye veriyorsunuz anlamadım.


   Kastro'ya giderken dikkat etmeniz gereken bir diğer konu da yol. Kastro'ya saptıktan sonra yol hem bozuk hem virajlı çok dikkatli ilerlemeniz gerekiyor. Hemen önümüzde bir kaza oldu. Ay allah korusun. (Üç kere kulağa üç kere tahtaya)


   Bir de koyda TurkTelekom çekmiyor. Sanırım diğer operatörler çekiyor insanlardan yardım isteyerek ya da oradaki büfeden ücretli olarak iletişim ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.


   İşte böyle Langoz ormanları ve Cehennem Şelaleleri hakkında da yazı yazmak istiyorum ama önce gidip görmem gerek. Aranızda gidip gören varsa önerilerini benimle paylaşmaları çok mutlu eder. Kastro'ya çok yakın olan Kıyıköy hakkında bilgi edinmek isterseniz de Plajlar ve Plaj Kitapları Listesi yazıma bakabilirsiniz.
   Takipte kalın =)
Devamını oku »

2 Ağustos 2016 Salı

Çeşme Günlüğü 2: Alaçatı


   Şurada da belirttiğim gibi tatilimizin üçüncü gününde Alaçatı’ya geçtik. Paşalimanı’ndan Alaçatı’ya geçmek de baya zormuş. Önce Ilıca sonra Çeşme oradan Alaçatı’ya geçmek gerekiyormuş. 5 km yolu napalım da uztalım insanları dolaştıralım diye uğraşmışlar resmen. Paşalimanı’ndan çıkış yaparken Alaçatı’ya nasıl gidebiliriz diye sorduk ve yine şansımıza otelin sahibi köpeğini veterinere götüreceğini yarım saat beklersek bizi bırakabileceğini söyledi. Bizim için de harika oldu.


   Alaçatı'da Aleysim Otel’de kaldık. Taş bir bina olan otel bir aile işletmesi. Odalar temiz ve güzel döşenmişti. Kahvaltıda yediğimiz ceviz reçelini hala uyumadan önce hayal edip öyle uykuya dalıyorum. Aleysim Otelin küçük bir havuzu da var uzun süre kalacaksanız güneşlenmek ve biraz keyif yapmak için havuza inebilirsiniz biz Alaçatıda az kalacağımız için çok tadını çıkaramadan gezmeye başladık.


Alaçatı Çarşı’yı gezip biraz fotoğraf çektik. Alaçatı sokakları o kadar güzel ki sokaklar, evler, insanlar rengarenk insanın içi açılıyor.


   Akşam yemeği için seçimimiz Pla’ce oldu. Ege’de olduğumuz için özellikle mezelerin tadına bakmak ve balık yemek için seçtik bu mekanı. Kabak dolması aşırı güzeldi. Mezelerin fiyatı Alaçatı’daki restoranlara göre uygun. Çalışanlarından biri zorla çalıştırıyorlar gibi hayatından bezmiş gözüküyordu diğeri ise aşırı ilgiliydi. Biz de anlamadık =)


   Tatlı niyetine Veli Usta’da dondurma yedik. En meşhuru burası diye duyduk, duyduğumuz kadar varmış. Kavunlu dondurması çok başarılıydı diğerleri de lezzetliydi. Dondurmanın yanında sakız reçelini de buradan aldık. Macun kıvamındaki reçel bana birazcık fazla şekerli geldi. Rumlar türk kahvesinin yanında ikram ediyorlarmış. Bir çay kaşığı macunu suyun içerisine bırakıp kahvenin yanında sunuyorum. Annem ve teyzem fikri beğendi =)


   O akşam son uğradığımız mekan Karaköy’de kahvaltıcı araştırırken bulduğum ama bir türlü gidemediğim Alaçatı’da şubeleri olduğunu bir de üstüne canlı müzik olduğunu öğrenince gitmeye karar verdiğimiz Muazzam oldu. Çalışanları gerçekten çok sıcak kanlıydı özellikle Başak Hanım’ı çok sevdik. Normalde alkolsüz içecekleri de var tabi limonata, kahve, soğuk içecek vs gibi akşam olduğu için sanırım bize direk alkol menüsünü verdiler. Alkolsüz bir şeyler içmek istediğimizi söylediğimizde bizim için iki farklı kokteyl hazırladılar. Direk kola var da diyebilirlerdi bu yüzden benden bir artı daha aldılar. İçtiğim şeyin içinde yumurta akı varmış bilsem içer miydim? Tadı güzeldi =)


   İkinci gün otelden çıkış yaptıktan sonra uçak saatimize çok olduğu için biraz daha gezmek istedik. Kahvaltımızı otelde yaptığımız için instagramdan takip edip çok merak ettiğim Kuş Kafesi’ne kahve içmeye uğradık. Burası aslında bir antikacı ama satılana kadar şu koltuklarda da insanlar otursun biz de çay kahve sunalım onlar da fotoğraf çeksin demişler gibi bir havası var belki benim beklentim yüksek olduğundandır ama beklentimin altında kaldı.


   Kumru yemeden de dönmedik tabi. Zaten tatilden üç kilo almış döndüm. Hemen girişteki Kumrucu Şevki’de kumru yedik. Ekmeği tam kıvamında kızartılmıştı. Gerçekten yediğim en iyi kumruydu zaten hayatımda 4 ya da 5 kez yemişimdir çünkü lisedeyken kumruyu kumru etinden yapılıyor sanıyordum =)  Biz kalabalık olur servis yavaştır diye düşünüyorduk ama okuduğumuz yorumların aksine servis gayet iyiydi.


   Son olarak havaalanına geçmeden önce dinlenmek için Köşe Kahve’ye oturduk. Köşe Kahve tam ortada olduğu için konum olarak çok güzel bir yerde mekan çok güzel dekore edilmiş. Ama zaten pahalı bir yer olan Alaçatı için bile pahalıydı Köşe Kahve.


   Alaçatı’dan Havaalanı’na geçişimizi bir transfer firmasıyla gerçekleştirdik. Yoksa yine Çeşme’ye ve sonra Havaalanı’na gitmemiz gerekiyordu. Firmanın ismini ve nasıl ulaştığımızı bilmiyorum çünkü onu son anda Ahmet ayarladı. Ama öğrendiğimde buraya eklerim. Rahat bir şekilde problem yaşamadan ulaşım sağladık. Zaten ben bir ara gözümü kapattım açtığımda havaalanındaydık.




   İşte böyle göz açıp kapatıncaya kadar geçti tatilimiz. Kelimenin tam anlamıyla rüya gibiydi, kısacık. Yine de çok güzeldi yeni tatili iple çekiyorum =)


Devamını oku »