/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */
Şehirde Ne Vardı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehirde Ne Vardı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2016 Perşembe

Beş Liraya Yoga Mı?: Yoga Şala Deneyimim

   Herkese yeniden merhaba,

   Sizlere Yoga Şala'ya gidip ismimi söylerseniz beş liraya yoga yapabilirsiniz demek isterdim ama ben ünlü bir blogger değilim. Hem zaten Yoga Şala'da üniversite öğrencilerine yoga beş lira.




   Başta biraz korktum. Nasıl yani beş liraya yoga dedim, yoga yapacağız diye böbreğimizden olmayalım dedim, yogada sadece omluyor muyuz internette gördüğüm hareketleri yapacaksak bir yerlerimi sakatlar mıyım dedim. Üç haftadır bunların hiç biri olmadı.

   Yoga Şala'yı geçen yıl bulmuştum aslında pilates yaparken yogaya merak sarıp internet üzerinden fiyat teklifi bile almıştım ancak başlamak bir sene sonrasına kısmet oldu. Hayatımın en stresli dönemini geçiriyorum sanırım üç yıl yatarak okuduğum okulum dördüncü sınıfta birden hareketlendi; sunumlar, ödevler, tez... Mezun olunca ne yapacağımın kararını almak da benim için zor oldu. Tamamen hayatımı değiştirecek bir karar verdim bu sefer adapte olabilecek miyim stresi. Henüz çok yeni bir ilişki ve onun uyum sağlayabilecek miyiz stresi. Ay buraya yazarken bile nasıl kalp krizi geçirmediğime şaşırıyorum. Çok uzattım bunlar aslında sizi ilgilendirmiyor okurken buraları atlayın =) Bu stresimi atmak için ne yapabilirim diye bakarken yogayı ve ardından Yoga Şala'yı buldum. Üniversite öğrencilerine böyle bir kampanyalarını duyunca denemek istedim. Bu kampanya sadece Bağdat Caddesi'nde değil Etiler ve Nişantaşı şubelerinde de geçerliymiş.


    Yoga eğitmenimiz Ayça Güdücü Erdem aynı zamanda freelance çalışan bir iç mimar, üniversite yıllarından beri yoga yapıyormuş ve mimarlığı freelance olarak yapmaya ve yoga eğitmenliği yönüne ağırlık vermeye karar vermiş. Gerçekten çok sempatik ve sıcak kanlı bir eğitmenimiz var ve sanırım stresimi azaltan yoga değil ders öncesinde onunla yaptığımız sohbetler.


   Derslere gelecek olursak sadece omlamıyoruz =) Ayça'nın uzmanlığı Hatha yoga üzerine bu yüzden derslerde bu şekilde ilerliyor. Ben ciddi anlamda zihnimin sakinleştiğini ve vücudumun esnediğini fark ediyorum. Videolarını izlerken "ohaa! yuh! bunu nasıl yapıyorlar bee?" diye hayrete düştüğüm hareketleri yapabildiğimi görünce bedenimi eğitebildiğimi de fark ettim. 

   Eğer sizin de ilginiz varsa ya da zaten beş liraymış gidip bir deneyeyim derseniz Yoga Şala'nın internet sitesini buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. 
Devamını oku »

18 Aralık 2015 Cuma

Üç Tutku: Kitap, Kahve, Çikolata Festivali


   Facebook'ta etkinlik davetini görünce çok heyecanladım çünkü kitap, kahve ve çikolata benim için gerçekten üç tutku. Hemen biletix'ten biletleri aldım ve daha ilk gününde festivale koşarak gittim.


   Festivale gitmek için vapurla Beşiktaş'a geçtikten sonra DT2 numaralı otobüse binip Harbiye durağında indim. Bu yolu izlerseniz kolay ulaşım sağlarsınız diye düşünüyorum. Aracınızla giderseniz Askeri Müze'nin içerisine park edebiliyormuşsunuz.




   Çok büyük bir hevesle girdim içeri ama o da ne sadece beş stant var. İkisi kahve firması, üçü yayın evi çikolata adına ise hiç bir şey yok. Meğer ikinci katta da stantlar devam ediyormuş. Yine de benim beklentimi karşılamadı. Belki de Haydarpaşa'daki kahve festivalinde olduğu gibi çeşit çeşit kahveler ya da değişik çikolatalar beklediğim içindir. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayıp neyse bari indirimli kitaplardan yararlanayım buraya gelmişken dedim. Metis Yayınları'ndan Enis Batur'un İle, Uzak, Yakın, Olmayalı, Benlik kitaplarından oluşan seti 50 TL'ye aldım.


   Harbiye Askeri Müzesi'nde gerçekleşen festival için biletlerinizi biletix'ten alabileceğiniz gibi etkinlik girişinden de alabilirsiniz. Hatta etkinlik girişinde bilet fiyatı 5 TL iken biletix'te 8 TL. Etkinlik 18-27 Aralık tarihleri arasında devam edecek. Üç tutku: Kitap, Kahve, Çikolata festivalini 10:00-20:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Oraya kadar gitmişken yine harbiyedeki mücevher fuarını da görmeden dönmeyin derim. (Burada kalpli gözlü emoji var =))


   Hafta sonu değişik bir şey yapalım diyenler için etkinlik iyi bir fikir olabilir. Siz ikinci katı da gezin bizim gibi unutmayın.
   İyi hafta sonları =)
Devamını oku »

29 Kasım 2015 Pazar

En Kısa Gecenin Rüyası - Moda Sahnesi

   Herkese yeniden merhaba =) Aylardır yazamadığım bloguma yenilenmiş bir şekilde geri döndüm. Artık daha çok gezip daha çok okuyup daha çok fikir vereceğim. Eskilerden hala buralarda olanlar yorumlar kısmına mum diksin =)


   Mert Fırat'a aşık olmayan kadın Melis Birkan'a hayran olmayan adam var mıdır bilmiyorum. Eğer varsa bu oyunu izledikten sonra bir kez daha düşünsünler. William Shakespeare'in oyunundan uyarlama olan oyun beni asla sıkmadı, perde arasının nasıl geldiğini anlamadım, oyundan bir dakika bile kopmadım. Ağır bir Shakespeare oyunu izleyeceğiz sanmıştım künyesine ilk baktığımda ancak oyunun Atinasında Laz, Trakyalı ve Doğulu bile vardı. Çok keyifli bir kaç saat geçirdim. 


   Mert Fırat ve Melis Birkan'ın yanında Timur Acar, Onur Ünsal, Murat Tüzün, Didem Balçın, Volkan Yosunlu, Ezgi Coşkun, Çağlar Yalçınkaya, Hasan Demirtaş, Mert Şişmanlar, Beyza Şekerci, Caner Erdem ve Alper Baytekin'i izliyoruz sahnede.

   Biz dört arkadaş olarak biletlerimizi çok önceden almıştık. Ankara'da yaşanan terör olayları nedeniyle o zaman oyunu izleyemeyen ev arkadaşım Gizem ve erkek arkadaşı Gökhan da bize katılınca altı kişilik kalabalık bir grup olarak gittik. Eğer siz de bu oyuna gitmek isterseniz buraya tıklayarak Moda Sahnesi'nin internet sitesine geçebilir hem bu oyun için hem de sahnelenen diğer oyunlar için e-bilet bulabilirsiniz. Aralık ayı programı bu oyun için şu anda dolu gözüküyor ama Moda Sahnesi'nde bir oyunu izlerseniz de fikirlerinizi mutlaka benimle de paylaşın =) 

   İyi Seyirler... =)
Devamını oku »

20 Ekim 2014 Pazartesi

Fashion Week'e de Gitmedim Demem

   Geçtiğimiz hafta neredeyse tüm moda bloglarının başlıkları İstanbul Fashion Week idi. Modayla uzaktan yakından ilgim olmadığı, her sabah bugün ne giysem diye düşündüğüm, çoğu zaman buraya giderken ne giyilir ki dediğim halde ben de arkadaşımın daveti üzerine oradaydım. 

   Düşünün ben bile oradaydım. Yani modadan anlamayan insanlar, sadece orada görünmek için gelmiş olan bloggerlar, Ataşehir'de bir ev parası olan ayakkabı ve çantalarını göstermeye gelen sosyete, birbirine bok atmak için gelen ünlüler herkes oradaydı. Çok şükür son gün gittim de ''Nerdeyim ben ya?'' ya da ''Neden buradayım?'' iç hesaplaşmam çok uzun sürmedi.

   Organizasyon şirketinde tanıdığının olması aşırı iyi bir şey bu arada her yere girdim, merak ettiğim ne varsa inceledim. İnsanlar defilelerden önce uzuun kuyruklarda beklerken ben arkadaş bizimle diye pıt diye giriverdim salona. Özellikle Hakan Akkaya'nın erkek mankenlerini backstagede yakından görüp onayladım. 



   Hakan Akkaya'dan önce Zeynep Erdoğan defilesini izledim. Anladığım kadarıyla bu yıl gümüşler, metal görünümlü fileler ve brokar moda olacak.Kendimi bilmezlik yapıp ''Bunu nerde giycez yaa saçmalamış'' dediğim tasarım pek yoktu bu defilede. Defile sonunda Atiye'nin podyuma çıkması sürpriz oldu. Atiye sempatik tavırları ve içten gülüşüyle benim kalbimi kazandı. (Onun da çok umrundaymış.)




   Hakan Akkaya defilesi ise girişteki karmaşayı saymazsak harikaydı. Davetiye krizi her yıl oluyormuş duyduğum kadarıyla buna hala bir çözüm bulamamaları çok ilginç. Belki gireriz umuduyla kapıda bekleyenler, görevlilerle kavga edenler bu yıl da özellikle Hakan Akkaya defilesinde çoktu bu yüzden de gelenlerin çoğu ayakta izledi. Kalabalıktan kusacaktık ve ''Orası benim yerim canııaam'' diyen cici kızlarımızla çok karşılaştık. 


 

   Defile ise gerçekten güzeldi. ''Kız bunu kuzenin düğününde giyerim bak.'', ''Bunu eltinin kınasında giyersin'' gibi yorumlar yaptığım elbiseler içimi açtı. Uzun bacaklarıyla ünlü Ana Hickmann gözlükleri de defilede sergilendi. Defile sonunda podyuma çıkan Ana Hickmann'ı 1.65 boyumuzla kıskançlıkla izledik.
 

   Benim moda yazım bu kadar olur tabi hayatımda değişik bir tecrübe, değişik bir deneyim oldu bu da. İleride çocuklarıma, torunlarıma anlatırım. 
   Hoşçakalın...
Devamını oku »

12 Haziran 2014 Perşembe

Karanlıkta Diyalog Sergisi (Dialogue in the dark)

   Dün işten erken çıkınca çok çok çok uzun zamandır ertelediğim bir şeyi yaptım, Gayrettepe Metro istasyonunda bulunan Karanlıkta Diyalog sergisine katıldım. Çifte Kumrulara Sevgililer Günü Fikri yazımda bahsetmiştim alın sevgilinizi gidin diye o gün bu gündür erteliyordum ama iyi ki dün üşenmemiş gitmişim çünkü 20 Haziran'da son bulma ihtimali varmış. Eğer benim gibi sonra giderimcilerden iseniz elinizi çabuk tutun.



   Ben biletimi gittiğimde aldım, beklemeyi göze almıştım ama şansıma hemen bir sonraki seansa girdim ve sadece dört kişilik bir gruptuk iyi ki de öyleydik çünkü ben sürekli birilerine çarpıp insanları rahatsız ettim. Yine de önceden bilet almanızda yarar var.İçeri girmeden önce saat, telefon çanta, bileklik gibi eşyaları kilitli dolaplara kaldırdık. Yanımıza sadece bir miktar para almamız söylendi. Sonra rehberimiz bizi bilgilendirdi değneği nasıl kullanacağımızı, nasıl ilerleyeceğimiz anlattı ve içeri yolladı. İçeride bize eşlik edecek asıl rehberimiz Abidin Bey var idi. İçeri ilk girdiğimde çok korktum, içimden çıkmayı bile geçirdim. Gittikçe karanlığa alıştım göremeyince daha iyi duydum ve kokladım. Önce hiç bir nesneyi bulamazken sonra hızlı hareket etmeye başladım. Hatta sonunda Abidin Bey bize duvardan ve değnekten yardım almadan yürümemizi istedi ama önümüzde bir çukur olduğu konusunda uyardı tabi aslında çukur yoktu yine de ona doğru ilerlemeyi başardık. 
   İçeride bir saat boyunca İstanbul turu yaptık. Bir parkta oturduk. Taksimde dolaştık, tramvaya bindik, vapurla adalara gittik, film izledik, alışveriş yaptık. Bunları yaparken görmedik evet ama belki de gördüğümüzde hissettiğimizden daha fazlasını hissettik. 
   Sergi sonunda Abidin Bey ile sohbet ederken öğrendim ki o 30 yaşında yanlış teşhis sonucu gözlerini kaybetmiş yani aslında hepimiz engelli adayıyız. Ancak o ümitsizliğe kapılmamış bir çok dalda başarılı olmuş, evlenmiş, çocuğu olmuş, mutlu bir hayat sürüyor. Bize günlük hayatta karşılaştığı zorluklardan bahsetti. Anladım ki aslında engelli insanlara engel yaratan bizmişiz bu yüzden biraz daha duyarlı olmalı ve onlara elimizden geldiğince doğru şekilde destek olmalıyız.
   Bu sergi kaçmadan bu deneyimi yaşamanızı öneririm.
Devamını oku »