/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */
çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2016 Salı

Çeşme Günlüğü 2: Alaçatı


   Şurada da belirttiğim gibi tatilimizin üçüncü gününde Alaçatı’ya geçtik. Paşalimanı’ndan Alaçatı’ya geçmek de baya zormuş. Önce Ilıca sonra Çeşme oradan Alaçatı’ya geçmek gerekiyormuş. 5 km yolu napalım da uztalım insanları dolaştıralım diye uğraşmışlar resmen. Paşalimanı’ndan çıkış yaparken Alaçatı’ya nasıl gidebiliriz diye sorduk ve yine şansımıza otelin sahibi köpeğini veterinere götüreceğini yarım saat beklersek bizi bırakabileceğini söyledi. Bizim için de harika oldu.


   Alaçatı'da Aleysim Otel’de kaldık. Taş bir bina olan otel bir aile işletmesi. Odalar temiz ve güzel döşenmişti. Kahvaltıda yediğimiz ceviz reçelini hala uyumadan önce hayal edip öyle uykuya dalıyorum. Aleysim Otelin küçük bir havuzu da var uzun süre kalacaksanız güneşlenmek ve biraz keyif yapmak için havuza inebilirsiniz biz Alaçatıda az kalacağımız için çok tadını çıkaramadan gezmeye başladık.


Alaçatı Çarşı’yı gezip biraz fotoğraf çektik. Alaçatı sokakları o kadar güzel ki sokaklar, evler, insanlar rengarenk insanın içi açılıyor.


   Akşam yemeği için seçimimiz Pla’ce oldu. Ege’de olduğumuz için özellikle mezelerin tadına bakmak ve balık yemek için seçtik bu mekanı. Kabak dolması aşırı güzeldi. Mezelerin fiyatı Alaçatı’daki restoranlara göre uygun. Çalışanlarından biri zorla çalıştırıyorlar gibi hayatından bezmiş gözüküyordu diğeri ise aşırı ilgiliydi. Biz de anlamadık =)


   Tatlı niyetine Veli Usta’da dondurma yedik. En meşhuru burası diye duyduk, duyduğumuz kadar varmış. Kavunlu dondurması çok başarılıydı diğerleri de lezzetliydi. Dondurmanın yanında sakız reçelini de buradan aldık. Macun kıvamındaki reçel bana birazcık fazla şekerli geldi. Rumlar türk kahvesinin yanında ikram ediyorlarmış. Bir çay kaşığı macunu suyun içerisine bırakıp kahvenin yanında sunuyorum. Annem ve teyzem fikri beğendi =)


   O akşam son uğradığımız mekan Karaköy’de kahvaltıcı araştırırken bulduğum ama bir türlü gidemediğim Alaçatı’da şubeleri olduğunu bir de üstüne canlı müzik olduğunu öğrenince gitmeye karar verdiğimiz Muazzam oldu. Çalışanları gerçekten çok sıcak kanlıydı özellikle Başak Hanım’ı çok sevdik. Normalde alkolsüz içecekleri de var tabi limonata, kahve, soğuk içecek vs gibi akşam olduğu için sanırım bize direk alkol menüsünü verdiler. Alkolsüz bir şeyler içmek istediğimizi söylediğimizde bizim için iki farklı kokteyl hazırladılar. Direk kola var da diyebilirlerdi bu yüzden benden bir artı daha aldılar. İçtiğim şeyin içinde yumurta akı varmış bilsem içer miydim? Tadı güzeldi =)


   İkinci gün otelden çıkış yaptıktan sonra uçak saatimize çok olduğu için biraz daha gezmek istedik. Kahvaltımızı otelde yaptığımız için instagramdan takip edip çok merak ettiğim Kuş Kafesi’ne kahve içmeye uğradık. Burası aslında bir antikacı ama satılana kadar şu koltuklarda da insanlar otursun biz de çay kahve sunalım onlar da fotoğraf çeksin demişler gibi bir havası var belki benim beklentim yüksek olduğundandır ama beklentimin altında kaldı.


   Kumru yemeden de dönmedik tabi. Zaten tatilden üç kilo almış döndüm. Hemen girişteki Kumrucu Şevki’de kumru yedik. Ekmeği tam kıvamında kızartılmıştı. Gerçekten yediğim en iyi kumruydu zaten hayatımda 4 ya da 5 kez yemişimdir çünkü lisedeyken kumruyu kumru etinden yapılıyor sanıyordum =)  Biz kalabalık olur servis yavaştır diye düşünüyorduk ama okuduğumuz yorumların aksine servis gayet iyiydi.


   Son olarak havaalanına geçmeden önce dinlenmek için Köşe Kahve’ye oturduk. Köşe Kahve tam ortada olduğu için konum olarak çok güzel bir yerde mekan çok güzel dekore edilmiş. Ama zaten pahalı bir yer olan Alaçatı için bile pahalıydı Köşe Kahve.


   Alaçatı’dan Havaalanı’na geçişimizi bir transfer firmasıyla gerçekleştirdik. Yoksa yine Çeşme’ye ve sonra Havaalanı’na gitmemiz gerekiyordu. Firmanın ismini ve nasıl ulaştığımızı bilmiyorum çünkü onu son anda Ahmet ayarladı. Ama öğrendiğimde buraya eklerim. Rahat bir şekilde problem yaşamadan ulaşım sağladık. Zaten ben bir ara gözümü kapattım açtığımda havaalanındaydık.




   İşte böyle göz açıp kapatıncaya kadar geçti tatilimiz. Kelimenin tam anlamıyla rüya gibiydi, kısacık. Yine de çok güzeldi yeni tatili iple çekiyorum =)


Devamını oku »

31 Temmuz 2016 Pazar

Çeşme Günlüğü 1: Paşalimanı


   Hayaller Avrupa’yı gezmekti hayatları Çeşme oldu bu yaz =) Çeşme dediğime de bakmayın Çeşme tatilimizde Çeşme’nin sadece otogarını gördüm 15 dakika falan. Klasik Çeşmeciler gibi Çeşme’ye gidip AyaYorgi’deki plajlara girip geceleri deli gibi eğlenmek bana da uyardı asında ama Ahmet böyle şeylerden hoşlanmadığı için daha sakin bir tatil planladık.


   Çeşme Beach’lerini araştırırken karşıma Quante ve Aquante çıktı bunlar aslında yan yana iki beach Quante daha çok kumsalıyla ünlü çocuklu aileler daha çok tercih ediyomuş denize kumsaldan giriyorsunuz ve kenarda çocuklarınızın oynayabileceği kadar yer var Aquante ise havuzu ile meşhur. İçerisinde iki tane sıcak su havuzu bulunuyor. Öyle kocaman havuzlar da değil derin de değiller dizinize kadar anca geliyor. Burası biraz daha bar tarzında çalan müzikler vs. Buradan denize girilmiyor mu? Giriliyor, havuzların biraz alt tarafında iki iskele var denize direkt atlamanız gerekiyor merdivenden inince benim çeneme geliyordu bu yüzden çocuklu aileler tercih etmiyor. Biz tatile çıkamadan önce bunları araştırdık kalacağımız yeri de buraya yakın seçtik. Paşalimanı diye geçen mevkiide Paşalimanı Otel’de konakladık. 


   Uçaktan inince nasıl olsa buluruz otobüs, minibüs bir şey vardır dedik ama yokmuş. Tatile dair tek pişmanlığımız araba ile gitmemek ya da araba kiralamamak oldu. Uçaktan indiğimizde nasıl gelebiliriz diye oteli aradık. Bize önce Çeşme’ye Çeşme’den Ilıca’ya Ilıca’dan taksiyle buraya gelin dediler. Ilıca’dan minibüs de varmış ama iki üç saatte bir. Ancak şansımıza otelin sahibi ya da siz Havaş’la Çeşme’ye gelin ben sizi Çeşme’den alırım dedi. Bizi inanılmaz sıcak kanlılıkla karşıladı, otele girişimiz yapılırken kahvaltı ikram etti. 2 gece kalıp 3 kere kahvaltı ettik ve şunu söyleyebilirim ki kahvaltılar inanılmaz lezzetliydi. Çalışanlar da otelin sahibi gibi güler yüzlü ve yardım sever davrandılar.
   
(Bu kahvaltıya ek olarak bir gün menemen bir gün omlet bir gün sahanda yumurta vardı)

   İlk gün öğleden sonra etrafı keşfe çıktık. Beach olmadan da denize girebileceğimiz yer var mı diye baktık. Otelimiz Aquante’ye çok yakınmış gezerken önünden geçtik. Pazar olduğu için çok kalabalıktı. Beachlerin önü araba kaynıyordu. Ücretsiz yerler de günübirlikçilerin istilasına uğramıştı. Oteldekilerin yönlendirmesi ile kendimize sessiz sakin bir plaj bulduk Gençlik Kampı’nın yanı Folkart Blu’nun tam önüydü plajımız. Bizim dışımızda birkaç aile vardı. Deniz güzeldi ancak Folkart İnşaat buraya yeni kum getirmiş bu yüzden biraz bulanıktı ve öğrendik inşaat tamamlanınca burası siteye dahil olacakmış zaten düzenlemeler yapılıyordu.




   Akşam yemeği için Ilıca’yı tercih ettik. Yukarıda bahsettiğim gibi Paşalimanı’ndan Ilıca’ya minibüsler varmış minibüs saatine bakıp durağa çıktık ancak bir türlü gelmedi. Meğer sefer saatleri değişmiş. Ne kadar uzak olabilir ki diyip 4.5 km yürüdük vardığımızda açlıktan midem sırtıma yapışmıştı. Ilıca sahili çok dalgalı idi. Pazar olduğu için biz gittiğimizde kalabalıktı ancak haftaiçi nisbeten  daha sakin olduğunu gördüm.


   Ilıca’da güzel bir tur attıktan sonra yemek için seçtiğimiz mekan Veysi’s oldu. Mekana internetten yorumları okuyarak karar vermiştik. Tıpkı internette yazdığı gibiydi. Çalışanlar fazla samimi abla abi diye hitap ediyorlar, yemekten önce ikram olarak yanlış hatırlamıyorsam iki çeşit meze geliyor anında gelen ekmek ısıtılmış. Ahmet Lokum sipariş verdi bir Nusr-Et değiller ama yine de et lezzetliydi. Ben ise ismini hatırlamadığım ama altındaki açıklamadan barbekü soslu tavuk beklediğim bir tavuk istedim. Maalesef tavuğumda barbekü sos yoktu bunun yanında mekanda barbekü sos yoktu. Kalmamış, insanlık hali anlarım ama bunu bana söylemeden önüme tabağı koydular. Mekanın bence tek eksisi bu idi. Yemek sonrasında ikram ettikleri profiterol ile bunu da artıya çevirdiler.


   Akşam dönüş saatimizde minibüs kalmamıştı. Çeşme’de taksi kullanmayın diye çok uyarılmamıza rağmen taksiye binmek zorunda kaldık. Yaklaşık 4,5 km için 25 TL taksi parası ödedik. Gerçekten gerekmedikçe taksiye binmeyin.



İkinci gün tüm günümüzü arkadaşlarımızla Aquente de geçirdik. Girişi kişi başı 50 TL. Biz haftaiçi gittiğimiz için kimsecikler yoktu adeta plajı kapatmış gibiydik.  Beşten sonra biraz daha hareketlendi. Kelimenin tam anlamıyla sabahtan akşama kadar buradaydık akşam yemeğini de burada yedik. Ama maalesef hamburgeri çok kötü idi. Ekmeği bayattı ve yerken ekmek ufalandı her yeri ayrı dağıldı. Bir sonraki Çeşme tatilimizde sırf şu ekmek yüzünden bile ıyy yediğimiz hamburger iğrençti diye Ahmet’i Aya Yorgi’ye ikna edebilirim.


   Üçüncü gün Alaçatı’ya geçtik. Onu merak edenleri şuraya tıklayarak bu tarafa alalım =)
Devamını oku »