Hayaller Avrupa’yı gezmekti hayatları Çeşme oldu bu yaz =) Çeşme dediğime de bakmayın Çeşme tatilimizde Çeşme’nin sadece otogarını gördüm 15 dakika falan. Klasik Çeşmeciler gibi Çeşme’ye gidip AyaYorgi’deki plajlara girip geceleri deli gibi eğlenmek bana da uyardı asında ama Ahmet böyle şeylerden hoşlanmadığı için daha sakin bir tatil planladık.
Çeşme Beach’lerini araştırırken karşıma Quante ve Aquante
çıktı bunlar aslında yan yana iki beach Quante daha çok kumsalıyla ünlü çocuklu
aileler daha çok tercih ediyomuş denize kumsaldan giriyorsunuz ve kenarda
çocuklarınızın oynayabileceği kadar yer var Aquante ise havuzu ile meşhur.
İçerisinde iki tane sıcak su havuzu bulunuyor. Öyle kocaman havuzlar da değil
derin de değiller dizinize kadar anca geliyor. Burası biraz daha bar tarzında
çalan müzikler vs. Buradan denize girilmiyor mu? Giriliyor, havuzların biraz
alt tarafında iki iskele var denize direkt atlamanız gerekiyor merdivenden
inince benim çeneme geliyordu bu yüzden çocuklu aileler tercih etmiyor. Biz
tatile çıkamadan önce bunları araştırdık kalacağımız yeri de buraya yakın
seçtik. Paşalimanı diye geçen mevkiide Paşalimanı Otel’de konakladık.
Uçaktan inince nasıl olsa buluruz otobüs, minibüs bir şey
vardır dedik ama yokmuş. Tatile dair tek pişmanlığımız araba ile gitmemek ya da
araba kiralamamak oldu. Uçaktan indiğimizde nasıl gelebiliriz diye oteli
aradık. Bize önce Çeşme’ye Çeşme’den Ilıca’ya Ilıca’dan taksiyle buraya gelin
dediler. Ilıca’dan minibüs de varmış ama iki üç saatte bir. Ancak şansımıza
otelin sahibi ya da siz Havaş’la Çeşme’ye gelin ben sizi Çeşme’den alırım dedi.
Bizi inanılmaz sıcak kanlılıkla karşıladı, otele girişimiz yapılırken kahvaltı
ikram etti. 2 gece kalıp 3 kere kahvaltı ettik ve şunu söyleyebilirim ki
kahvaltılar inanılmaz lezzetliydi. Çalışanlar da otelin sahibi gibi güler yüzlü
ve yardım sever davrandılar.
İlk gün öğleden sonra etrafı keşfe çıktık. Beach olmadan da denize girebileceğimiz yer var mı diye baktık. Otelimiz Aquante’ye çok yakınmış gezerken önünden geçtik. Pazar olduğu için çok kalabalıktı. Beachlerin önü araba kaynıyordu. Ücretsiz yerler de günübirlikçilerin istilasına uğramıştı. Oteldekilerin yönlendirmesi ile kendimize sessiz sakin bir plaj bulduk Gençlik Kampı’nın yanı Folkart Blu’nun tam önüydü plajımız. Bizim dışımızda birkaç aile vardı. Deniz güzeldi ancak Folkart İnşaat buraya yeni kum getirmiş bu yüzden biraz bulanıktı ve öğrendik inşaat tamamlanınca burası siteye dahil olacakmış zaten düzenlemeler yapılıyordu.
Akşam yemeği için Ilıca’yı tercih ettik. Yukarıda
bahsettiğim gibi Paşalimanı’ndan Ilıca’ya minibüsler varmış minibüs saatine
bakıp durağa çıktık ancak bir türlü gelmedi. Meğer sefer saatleri değişmiş. Ne
kadar uzak olabilir ki diyip 4.5 km yürüdük vardığımızda açlıktan midem sırtıma
yapışmıştı. Ilıca sahili çok dalgalı idi. Pazar olduğu için biz gittiğimizde
kalabalıktı ancak haftaiçi nisbeten daha
sakin olduğunu gördüm.
Ilıca’da güzel bir tur attıktan sonra yemek için seçtiğimiz
mekan Veysi’s oldu. Mekana internetten yorumları okuyarak karar vermiştik.
Tıpkı internette yazdığı gibiydi. Çalışanlar fazla samimi abla abi diye hitap
ediyorlar, yemekten önce ikram olarak yanlış hatırlamıyorsam iki çeşit meze
geliyor anında gelen ekmek ısıtılmış. Ahmet Lokum sipariş verdi bir Nusr-Et
değiller ama yine de et lezzetliydi. Ben ise ismini hatırlamadığım ama altındaki
açıklamadan barbekü soslu tavuk beklediğim bir tavuk istedim. Maalesef
tavuğumda barbekü sos yoktu bunun yanında mekanda barbekü sos yoktu. Kalmamış,
insanlık hali anlarım ama bunu bana söylemeden önüme tabağı koydular. Mekanın
bence tek eksisi bu idi. Yemek sonrasında ikram ettikleri profiterol ile bunu
da artıya çevirdiler.
Akşam dönüş saatimizde minibüs kalmamıştı. Çeşme’de taksi
kullanmayın diye çok uyarılmamıza rağmen taksiye binmek zorunda kaldık.
Yaklaşık 4,5 km için 25 TL taksi parası ödedik. Gerçekten gerekmedikçe taksiye
binmeyin.
İkinci gün tüm günümüzü arkadaşlarımızla Aquente de
geçirdik. Girişi kişi başı 50 TL. Biz haftaiçi gittiğimiz için kimsecikler
yoktu adeta plajı kapatmış gibiydik. Beşten sonra biraz daha hareketlendi.
Kelimenin tam anlamıyla sabahtan akşama kadar buradaydık akşam yemeğini de
burada yedik. Ama maalesef hamburgeri çok kötü idi. Ekmeği bayattı ve yerken
ekmek ufalandı her yeri ayrı dağıldı. Bir sonraki Çeşme tatilimizde sırf şu
ekmek yüzünden bile ıyy yediğimiz hamburger iğrençti diye Ahmet’i Aya Yorgi’ye
ikna edebilirim.
Üçüncü gün Alaçatı’ya geçtik. Onu merak edenleri şuraya tıklayarak bu tarafa alalım =)