Dem her zaman olduğu gibi doluydu. Gitmeyeli aylar olduğunu hemen yanıbaşında açılmış olan cafeyi görünce anladım: Press Karaköy. Press adeta demin kardeşi gibi. Dem ne kadar çaysa Press o kadar kahve. Pressi görür görmez dekorasyonu ile sevdim. Küçük iç mekanına iki salıncak sığdırmayı başarmışlar daha ne olsun. Biz dışarıda oturmaya karar verdik ve Türk kahvesi söyledik. Burada tatlı, tuzlu, anadolu kahveleri bulabileceğiniz gibi Kahve dışı mihraklar da bulabilirsiniz. Ha bir de buradaki insanların fikirlerinden müesseseleri mesul değildir diye uyarmışlar benden söylemesi. Nutellalı sufleleri, oreolu cheescakeleri bence çok tutar. Rengarenk kahve fincaları aşırı sevimli. Masaların isimleri ünlüler ve halktan insanlar çok tatlı düşünülmüş bir fikir bence. Çalışanlarına gelince leb demeden leblebiyi anlıyorlar, çok ilgili ve hızlılar bunun yanında kiss me, love me yazan önlükleri aşırı sevimli. Gidilesi görülesi bir mekan. Biz sevdik.
Ne giydiğime gelince, beyaz pantolon lacivert atlet badi ile sailing fest ruhunu Keds ayakkabılarımla da pazar rahatlığını yakalamaya çalıştım.
Trenchcoat ve Pantolon Kadıköy Bahariye-Ayakkabı Keds-Çanta Mango



Hiç yorum yok :
Yorum Gönder