/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */
kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2016 Perşembe

Bu Pazartesi de Diyete Başlayamadım: Sihirli Spatula


   Herkese yeniden merhaba,
   Hep gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim, sonunda gidip çok sevdiğim bir mekandan bahsedeceğim size: Sihirli Spatula. Sihirli Spatula'nın atölyesi yan apartmanımda olduğu halde bir türlü gidememiştim. Özellikle yaz aylarında cam açık uyuduğum gecelerde harika pasta kokularıyla uyanmak nasıl güzel bir işkence sizlere anlatamam. 




   Geçtiğimiz hafta Tekşrdağ'dan kuzenim İstanbul'da misafirim oldu gece sohbet ederken çilekli bir pasta yemek istediğini söyledi. Bizim ailede nerede ne yenir bana sorulur. Önce onu Acıbadem Kukis'e götürmeyi düşündüm ama Acıbadem'e kadar gitmişken Sihirli Spatula'ya gidelim dedim.




   Komşularımdan duyduğum kadarı ile iki kız kardeşin işlettiği mekan dekorasyon açısından tam biz kadınların seveceği türden. İşlerini aşkla yaptıklarından mıdır benim algımın aşktan sürekli Love yazılarını seçtiğinden midir dekorasyondaki minik detaylar çok hoşuma gitti. Masal gibi bir pastahane burası. Bakmayın pastahane dediğime pastaların yanında tost, sandviç, kahvaltı, makarna, salata gibi alternatifler de mevcut.




   Biz tatlı yemek için gittiğimizden bir oreolu bir de çilekli pasta istedik. Çilekli pastası mükemmeldi. Hafif ve lezzetli idi. Oreolu olan ise benim gibi çikolata ve oreo aşığı biri için bile birazcık ağırdı. Daha sonrasında yanımıza gelen arkadaşımız tostunu ve orman meyveli pastasını denedi. İkisi de geçer not almış olacak ki giderken pastalardan evdekiler için paket de yaptırsam mı diye düşünüyordu. Kalkmadan içtiğimiz türk kahvesi her yerde içtiğimiz türk kahvesiydi ancak sunumu hoşuma gitti. Kahve ve çayın yanında getirdikleri minik kalpli kurabiyeler yüzümüzde tebessüm oluşturdu. =)



   Mekanın tek kusuru servis elemanarıydı. Belki kalabalıktan olacak çok ilgili değillerdi. O da nazar boncuğu olsun dedik. 



   Kısacası biz Sihirli Spatula'yı çok sevdik hatta pastalarına aşık olduk. Yine olsa yine gideriz. Siz de gidin =)




Sihirli Spatula Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

18 Kasım 2014 Salı

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 5: secdus

   Herkese tekrar merhaba. Öyle yoğunum ki bu aralar bir sürü şey yapıp bunları kesin blogda paylaşacağım diyorum ama yazma kısmına gelince bir türlü fırsat bulamıyorum. Secdus'a da gideli baya oldu ama anca fırsat bulup yazabildim.



   Aranızda instagramdan secdus'u takip etmeyenler varsa hemen bir göz atıp bu zamana kadar takip etmedikleri için ağlasınlar çünkü bence instagramın en iyi profillerinden biri. Yüzü olmayan fotoğraflarla başladı aslında benim keşfim öyle her gün paylaşılan fotoğraflar değil bunlar özenilmiş her birinin ayrı hikayesi olan fotoğraflar sonra tabaklar dikkatimi çekmeye başladı kitap okuyan kız, ardından şemsiyeli...Şimdilerde ise Secdus'un bir evi var. Hem de benim eski yurdumun tam karşısında oraya gelmek için taşınmamı beklemişler gibi ama benden kaçar mı? Kaçmadı.



   Geçtiğimiz günlerde tabi ki yine Burcu'yla kahve içmek ve biraz keşif yapmak için burayı seçtik. Küçük belki de bu yüzden çok samimi bir mekan, menüsü öyle çok zengin değil çat kapı evinize gelen misafire ne sunabileceksiniz o ama sunumlar... Sunumlar gerçekten çok başarılı fotoğraflardan anlamışsınızdır. Sahibesiyle de biraz sohbet etme fırsatımız oldu o yüzü görünmeyen fotoğrafların arkasındaki gizemli yüzü hep merak ediyordum tahminlerimden daha güzel bir yüze ve kocaman bir gülümsemeye sahip gidin ve tanışın derim.




   Bir de secdus'un koleksiyonunun sergilendiği secdus shop var. İstanbul'da değilim diye üzülmeyin internetten temin edebilirsiniz her şeyi almak isteyeceğiniz için sizi şimdiden uyarıyorum ona göre benden söylemesi. 

Secdus Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

14 Nisan 2014 Pazartesi

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 2: 180° Coffee Bakery


      

   Ben bu aralar neredeyim sorusun cevabı işte tam da burası: 180 Coffe Bakery. Geçenlerde her zamanki gibi Moda'dan dönerken fark ettim burayı ve aslında ilk izlenimi bize Marla'yı hatırlattı. Sadece giriş kapısı ve sandalyeleri benzese de ikisi de aynı sıcaklıkta ve samimiyette geldi bana. O gün uğrayamadım ama bir gün kızlar buluşmak için burayı seçti. Aslında gördüğüm yer olduğunu bilmiyordum. Tarifle buldum, denemiş oldum ve çok sevdim. Daha sonra malum vize haftası olduğu için ders çalışmak için sık sık burayı tercih ettim. 



   Görüntüsü benzese de burası Marla'dan oldukça farklı. Adından da anlaşılacağı gibi fırın formatında akşamüstü buluşmaları için oldukça ideal olduğunu söyleyebilirim bunun yanında kahvaltısı da mevcut. Bu güne kadar cookie ve muffinlerini denedim. İkisi de güzeldi. Çaya karanfil koymaları ve portakalı taze sıkmaları da benim onlara aşık olmamı sağladı.

   Çalışanları çok ilgili ve tatlı. Herkes güler yüzlü gerçekten bazı mekanlarda olduğu gibi dövecekmiş gibi sipariş almıyorlar. Ya bana öyle denk geldi ya da gerçekten öyle müşteri kitlesi de genelde yabancılar ve öğrenciler. Fiyatları da biz öğrenciler için gayet uygun.

   Asıl önemli olan kısma geliyorum nerede bu 180 Coffee Bakery?  Ben gittim, bayıldım, sık sık uğrayacağım diye size de anlatıyorum. Moda havuzun orda bir Şok market vardır ya heh işte tam onun karşısı. Zaten esnafa sorun gösteriyorlar ;)


Devamını oku »

12 Mart 2014 Çarşamba

Yeni Keşfettim Çok Sevdim: MARLA


   Geçtiğimiz günlerde tesadüfen önünden geçtiğim çok tatlı bir mekan Marla. Günlerdir denemek istiyordum bugüne kısmetmiş. Gittim, denedim ve çok sevdim.

   Mekanın en önemli artısı henüz çok kalabalık olmaması ve garsonun sürekli başınıza gelmemesi. Gerçi bu durum bir şey istediğinizde biraz zorlayabilir siz ancak rahat edebilmek açısından bence önemli bir artı. İkinci artısı ise porsiyonlarının inanılmaz büyük olması buna rağmen fiyatlarının Kadıköy'deki bir çok yere göre uygun olması.

   Yemekleri o kadar iştah açıcıydı ki yerken kendimi görmedim, hiç konuşmadım e haliyle fotoğraf çekmeyi düşünemedim. Ancak hamburgeri ve diyet tabağı test edildi onaylandı. Tezata bakar mısınız? Diyet tabağı ve hamburger... Ayrıca kahvaltısından ve menemeninden de övgüyle bahsedildiğini duydum. Mekanın atmosferi de gayet sıcaktı duvarlarındaki objeler dikkatimi çekti hele bir duvarı Kendimi evde hissettirdi en sevdiğim şeylerin bibloları vardı. Ayrıca hem bayanlar hem erkekler tuvaletinde acil durum dolabı var. Acil durum dolabında oje, pamuk, deodorant, jöle, saç spreyi yani acil bir durumda ihtiyacınız olabilecek şeyler var bu fikri o kadar çok sevdik ki.

   Kısacası biz bugün Marla'yı denedik ve çok sevdik daha önce size en sevdiğim mekan Polaka'fe'den bahsetmiştim. Marla galiba benim için Polka'dan birazcık rol çalacak. Siz de gidin görün derim. Bence seversiniz.

Devamını oku »

2 Ocak 2014 Perşembe

Diyetimi bozdum uleyn: CEVİZ AĞACI

   Ne zamandir boş zaman bulup yazamadigim bu yazımda sizlere Koşuyolu'ndaki Cevizağacı'ndan bahsetmek istiyorum.  Başlıktan da anlayacağınız gibi geçen cumartesi Ceviz Ağacı'ndaydık. Kadıköy'de oturmama rağmen Koşuyolu çok uzaktaymış gibi geliyor bana, orada bir mahalle var uzakta gitmesek de görmesek de triplerine giriyorum her seferinde ismini duyunca. Allahtan arkadaşlık müessesesini sağlam tutmuşum da buluşacağımız zaman kapıdan alıp geri bırakan arkadaşlarım var. Ancak bu şartlar altında gidebilirim Koşuyolu'na.
   Kötü bir hafta ve iğrenç bir cumartesinin ardında cumartesi gecesi sakin ve keyifli idi. Bu ara en çok ihtiyacım olan şey buydu sanırım. İçeride mi otursak dışarıda mı karar veremeyince içeri bir göz atalım da olmadı dışarı çıkarız diye bir girdim giriş o giriş. Tanrıım! Manolya in Wonderland mı desem Hansel ve Manolya mı? Pastahane kısmından girmişim içeri, tek tek bütün tatlıları inceledim. Önce gözümü doyurdum. O kadar güzel gözüküyordu ki tatlılar hepsini yiyip midemi de doyurmak istedim ama diyetteydim. Dim... Önce irademi korudum. Hansel ve grateldeki gibi şekerden evler bile vardı. Yeni yıl için çok güzel pastalar ve kurabiyeler yapmışlar.  Ev partileri için harika ikramlar bulabileceğiniz gibi tatlı jestler için de müthiş bence. Ben ağzımın suyu akarak izlerken o tatlıları kötü kalpli cadı "Efendim tadına bakmak ister misiniz?" dedi. Diyetteydim.  Irademe sahip çıktım, çıktım da nereye kadar.  Menü önüme gelene kadar.
   O kadar başarılı bir menü hazırlamışlar ki çok tok bile olsanız mutlaka bir şeyler yersiniz. Ben kahvaltıları falan hızlıca geçtim. Salata yiyecektim. Dedim ya diyetteydim. Başka neler varmış burada diye göz ararken o da ne Fesleğenli Makarna!  Makarna yemeyecektim tabi ama fesleğen... Neyse bir kereden bir şey olmazdı.  Bir ya da iki sayfa daha geçtim ana yemeklerde ne göreyim Beğendili Piliç!  Olmuşken tam olsun dedim. Lezzetli ve doyurucuydu ya da şöyle söyleyeyim yoğunluktan dolayı servis yavaş olduğundan sipariş gelene kadar ben küçük ekmeklerden birini bitirdiğim için yemekle fazlasıyla doydum. Midemde tek bir lokmaya bile yer kalmamış olsa da gözüm hala tatlılarda idi. Hangisini yesem diye düşünürken de bir yandan dışarıda yapılan wafflein kokusuna karşı koyamadım. Ballı waffle söyledim ama o kadar çok doyduğumdan mı bal fazla geldiğinden mi bilmem bitiremedim. Arkadaşım Royal ismindeki pastadan söylemişti.  Ne kadar gözüm kalsa da o kadar şey yedikten sonra bir de onun tadına bakamayacaktım ama bizi elleriyle besleyince dayanamadım. Görüntüsü kadar tadı da harika.  İçeriyi gezerken şeker hamurundan pastalar dikkatimi çekti. Organizasyon ile uğraştığım için ve bu yüzden çok fazla doğum gününe, özel kutalamaya katıldığım için artık insanların hayran kaldığı pastalar benim için sıradandı ama Ceviz Ağacı'nın şekilleri baya iyi. Üstelik arkadaşımın erkek kardeşinin 18. Yaş günü pastasını buraya yaptırmışlar ve çok memnun kalmışlar. Eğer yakınlarda iseniz özel günler için gönül rahatlığı ile sipariş verebilirsiniz.
   Bir daha Koşuyolu'na gidersem mutlaka tekrar uğrayacağım mekanlar listesine girdi Ceviz Ağacı  ve bir daha diyete girersem asla uğramayacağım mekanlar listesinde 1 numaraya yerleşti.
Devamını oku »

26 Aralık 2013 Perşembe

Başka Çarşamba

   Başka sinema Kadıköy'e geldiğinden beri gidip izlemek istiyordum aslında ama kurstu okuldu derken fırsat bulamadım fırsat bulduğumda bilet bulamadım. Ne peki bu Başka Sinema? Başka sinema bağımsız filmlerin dağıtımcısı M3 film ve Kariyo&Abbay vakfı işbirliği ile hayata geçirilmiş.O sabırsılıkla beklediğimiz, çok izlemek istedğiğmiz ama kaçırdığımız bağımsız filmlere artık yıl boyu erişebileceğimizi öğrendim. Nerdeymiş bu Başka Sinema derken web sitelerinde ''BAŞKA SİNEMA, 1 Kasım 2013'ten itibaren Beyoğlu Beyoğlu, Altunizade Capitol, Kadıköy Rexx ve Ankara Büyülü Fener Kızılay sinemalarında yepyeni programı,sıra dışı seans akışı, sürpriz gösterimleriyle hayata geçiyor.'' yazısını görünce çok mutlu oldum. Hemen Kadıköy Rexx sinemasının programına baktım. Programa baktığınızda sizi dolu dolu bir programın beklediğini göreceksiniz. Biz de kızlarla kasım ayı programından Başka Sinemanın ilk belgeseli ''Benim Çocuğum''u seçtik. Malesefes gittiğimizde bilet kalmamıştı. Sonrasında da bir türlü programımda yer açamamıştım ta ki bu akşamki kısa film gecesine kadar. Başka sinemada çarşambalar özel. Sürpriz filmler, belgeseller ya da böyle kısa filmler yayınlanıyor. Biletler gösterimin olduğu gün satılsa da bilet bulmanız açısından sabahtan alsanız daha iyi olur. Neyse bugün biletlerimizi aldım. Akşam gittik gösterimimize.

İşte Kısa Film Gecesi'nde gösterilen filmler:
Buhar (2012)
Türkiye / Abdurrahman Öner / 12’
12 dakikalık tek plandan oluşan “Buhar”, bir evliliği yemek masasında metaforik bir anlatım eşliğinde sorguya yatırıyor.
Oyuncular: Banu Fotocan, Reha Özcan

Bir Kurabiye Masalı (2012)
İlkyaz Kocatepe / Türkiye / 15’
Hazırladığı şans kurabiyeleri ile aşık olduğu kadına ulaşmaya çalışan genç bir adam, farkında olmadan kendisininkiyle beraber çalıştığı kafedeki diğer insanların hayatlarını da değiştirecektir.
Oyuncular: Gülsüm Alkan, Furkan Andıç, Ayça Erturan, Şener Savaş, Şevket Süha Tezel

Yüksük (2012)
Enes Yurdaün / Türkiye / 16’
Yaşlı kadın gündüzleri sıradan yaşamını sürdürürken, geceleri duyduğu bir ses yüzünden uyumakta güçlük çekmektedir. Fakat şimdi, geceleri uykusunu kaçıran sesin peşine düşme vaktidir.
Oyuncular: Nusret Safayhi

Mod (2013)
Türkiye/ Deniz Tarsus/ 10’
Bir gün, bizi dünyaya bağlayan iyi, güzel ve yaşamsal olan her şey yok olduğunda, o hep devam edeceğini sandığımız denge bozulduğunda ne hisseder, ne yaparız? Deniz Tarsus'un filmi, böylesi bir atmosfer yaratıyor ve insanın umuda, iyiliğe dair arzusunun izini sürüyor bir düş makinasının ucunda. Eluard'ın dediği gibi belki de, kim bilir: “birleştirilmiş bin acı/en büyük düşü kurabilir”
Oyuncular: Ali Düşenkalkar, Övez Muradov, Gökşin Kes, Özlem Kocahaliloğulları, Hakan Küçükyılmaz

Fazla Mesai (2012)
Gürcan Keltek/ Türkiye/ 20’
Bugünün İstanbul’unda çalışan sınıfın hayatları, beklentileri ve umutları konu ediniyor. Çeşitli niteliklerde, cinslerde, çeşitli sınıflara, kimliklere ve/ veya ekonomik durumlara sahip çalışanlar, şehirden ve iş hayatlarından ne oranlarda beklentilerinin, hayallerinin karşılıklarını bulabiliyorlar ya da adeta fabrika görünümünde olan şehir tüm bu kesimleri bir “üretim süreci” nden geçirip “tek tip model”, “ideal nitelikte insanlar” yaratabiliyor mu…
Oyuncular: Okan Ürün, Ebru Ojen Şahin, Cihan Ocak

Ali Ata Bak (2011)
Türkiye / Orhan İnce / 12’
Ali Ata Bak, ülkemizde yıllardır tartışma konusu olan ana dilde eğitime bir eleştiri niteliğinde. Eğitim sistemin empatiden uzaklığı, kendi halinde doğru şeyleri yapmaya çalışan küçük bir çocuğun gözlerinden anlatlıyor.
Oyuncular: Yunus Tanrıverdi - Ferzende Tanrıverdi - Helin Güneş Açar

   Hepsi çok güzeldi ama en çok Bir Kurabiye Masalı'nı ve Ali Ata Bak'ı sevdim. Ülkenin ve benim gündemim karma karışık olduğundan, sokaklara gaz bombaları atılırken polis görünce yolumuzu değiştirir hale geldiğimizden, dizginleyemediğimiz duygulardan, gizleyemediğimiz kalp kırıklıklarından gece tatsız da bitse Başka Sinema fikrini çok sevdim sanırım Başka Çarşamba'nın müdavimi olurum.
Devamını oku »

13 Aralık 2013 Cuma

Polka'fe

  Kadıköy'de en sevdiğim mekandan bahsedeceğim şimdi size Polka. Müthiş bir yer ev gibi. Huzurlu, sakin sessiz ve müzikleri harika. Bir gün tesadüfen keşfettiğim mekanda beni çeken önce dekorasyonu olmuştu. Oturduktan sonra birden tatlı bir müzik duydum. İçeride canlı müzik yapıyorlardı. O kadar tatlıydılar ki. Hangi günler çalıyorsunuz diye sorduğumuzda kendi kendilerine çaldıklarını söylediler. Ev gibi değil mi gerçekten.



Bugün kurstan arkadaşlarımla uğradık ve neden daha sık gelmiyorum ki diye sordum kendi kendime. Müzikleri güzel olduğu kadar yemekleri ve tatlıları da çok güzel. Bugünkülerin sanırım hepsini denedik ve hepimiz beğendik. 



Şu havalarda bayılarak tavsiye edebileceğim içecek ise kış çayları bugün denedim gerçekten çok başarılıydı. Havalar ısınınca da ev yapımı ıce tea'sini denemenizi şiddetle öneririm.


Yemek için bir şeyler isterseniz de gömlekli tavuk tavsiye edebilirim. Üstelik gayet doyurucu. Porsiyonları tam kararında. 
    Müzikleri arkadaş sohbetleri için oldukça ideal. Hatta bence tek başınıza da gidip elinize kitabınızı alıp İstanbul'un kalabalığında başka alemlere dalıp kendinize biraz zaman ayırabilirsiniz. Çok da güzel olur sanırım bundan sonra sık sık yapacağım bunu. Aslında bunlar size değil kendime tavsiyeler. Umarım siz de seversiniz. Eminim seversiniz.
Polka Cafe Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »