/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

28 Şubat 2015 Cumartesi

La Vie En Rose



   Benim hayatımda kulağıma La Vie En Rose söyleyip dans ettiğim adamlar vardı çocuklar. İşte tee o zamanlardan beri gideceğim diyorum diyorum gidemiyorum bu İstanbul'un en masalsı mekanına. Sonunda geçen hafta pazar günü gidebildik. Tabi ki yine Burcuyla =)



   Yeniköy'de Özsüt'ün tam yanında sımsıcak, pespembe, masal gibi bir mekan La Vie En Rose. Dekorasyonuna bayıldım. İçerisi ayrı güzel, minik bahçesi ayrı güzel, huzur köşesinden bahsetmiyorum bile. Müzikleri aşık olduğum Fransızca şarkılar... Yalnız başıma da gitsem sıkılmayacağım hatta huzur depolayacağım bir mekan.
   Tatlıya olan düşkünlüğümü de aranızda bilmeyen kaldı mı bilmiyorum. Hafta ortası deli gibi spor yapıp hafta sonu tatlıları götürmekten gramla zayıflamasam da aynı kiloda kalmayı koruyabiliyorum en azından. Tabi ki buraya da gelince artık efsaneleşmiş cupcakelerin, pancakelerin tadına bakmadan dönemezdim. Tercihim Red and Blue Velvet oldu. Görüntüsü kadar tadı da güzel olan bir tatlıydı ama bana bile fazla geldi iki kişi paylaşabilirsiniz. Fiyatların yüksek olduğu yorumlarına karşı önyargınız oluşmasın porsiyonlar gerçekten çok büyük. O kadar tıkandım ki aşırı merak ettiğim sıcak çikolatasının tadına bakamadan çay ve kahveyle yetindim. Sıcak çikolatasını deneyenlerden yorumlarını ısrarla bekliyorum =)

   Sadece tatlı yok tabi burada kahvaltıları, menemenleri, tahıllı simit tostları, minik ekmekleri de efsane. 



   Biz gittik çok sevdik. Keşke daha önce gitseydik. Siz de gidin hatta mümkünse sevdiceklerinizle gidin =)


La Vie En Rose Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

6 Şubat 2015 Cuma

Bana İkizi Anlat - Ahmet Batman

   ''Kaderini seçemezsin. Aşık olacağın insanı da. Mesela çayına tek şeker atmayı seçebilirsin ama çayına üç şeker atan bir kadına aşık olmayı seçemezsin. Sahi ne kadar tanıyoruz birbirimizi? Mavi bir kazaktan hoşlanacağını bildiğin bir adamı, yeterince tanımış mısındır yani? Yoksa daha fazla şey mi bilmek gerek? Bordo oje süren bir kadına aşık ol ve ona de ki: ''Hiç oje sürmesen de yakışır parmakların sakallarıma.'' Bu sözler sanki bana evrenin mesajıydı ve ben bu kitaba daldım. Sahi ne kadar tanıyorduk birbirimizi? Tanımaya, alışmaya, sevmeye çalıştım. Hatta dedim ki ''benim kitabım ol. Sadece seni okuyayım, aşkı sende bulayım, kokunu kendime katayım.
Ne sen benden git ne ben senden kaçayım.
Ne sen benden vazgeç ne ben senden başka aşk bulayım.
Gel benim kitabım ol, kedin olup seninle kalayım.''

   Saçlarını kestirmene sebep olmam daha nasıl seveyim seni dedi Rüzgar Yağmur'a aradığım aslında buydu. Her kitabın baş kahramanı, her filmin esas kızı sanıyorum kendimi. Filmlerdeki gibi bir aşk da yaşadım aslında ben ama ''Ada ben ayrılmak istiyorum dedi'' üç saniye önce öpüştüğüm adam. 

   ''Ben inanmıştım sana. Şimdi sen de şu son cümleyi düşün. Bir insanı bu cümleyi kuracak kadar kırdın sen. Ben inanmıştım sana''


   Yazarın bu notuyla bitiyor kitap. Sevgililer günü de gelirken ona bu kitabı hediye edin bence. Evet bana alınabilecek en özel hediye kitap olurdu mesela. Beyler, ilişkiniz sallantıdaysa ya da kızlar, platonik aşka tutulduysanız ona bunu hediye edin. Eğer hala aynı bilekliği takıyorsanız umut var demektir. Eğer bu kitaptan sonra da anlamıyorsa onunla vakit kaybetmemeniz gerekiyor demektir.
   Keyifli okumalar.
   
Devamını oku »

30 Ocak 2015 Cuma

ÇİFTE KUMRULARA SEVGİLİLER GÜNÜ FİKRİ: 2

   Bütün özel günler öze kutlanmalı bence. Yeni yıl, sevgililer günü, Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan hatta Kurban Bayramı. Gereği neyse yapılmalı tabi hayatınızın aşkı minik bir öküz değilse. Öyleyse de gidin sarılın bari öküz falan ama o sizin öküzünüz =)

   Öncelikle geçen sene fikrimi merak ediyorsanız buraya tıklayınız. Geçen yıl yurt odasında şişman kızlara bile güller geliyor diye sinir krizleri geçirirken bu yıl nelere olacak bakalım. Bu yıl fikirlerim ise şöyle:



   Bu aslında minnak kardeşimin fikri kendisinin ilk sevgililer günü de kız arkadaşı ve kendisine ''King'' ve ''Queen'' yazılı bereler düşünüyor. Bunları yanında da kral tacı ve kraliçe tacı yüzüklerle vermeyi planlıyor. Ahh gençler kanları kaynıyor tabi =)

   Diğer fikrim yanından asla ayırmayacağı bir şey isteyenler için: Telefon kabı! Hepimiz telefonuna bağımlı değil miyiz zaten yanımızdan hiç ayırmıyoruz. İkiniz için sizin fotoğraflarınızın kolajını kaplara bastırabilirsiniz. Hatta fotoğraflar yan yana geldiğinde birbirini tamamlasaa... Düşünsenize harika olmaz mı?



   Son olarak da kendinizi çizdirin. Bunun için instagramda çeşitli hesaplar var ama elinizi çok çabuk tutmanız lazım çünkü biraz uzun bir süreç. Bunun için @gdnzylmz 'ı şiddetle öneriyorum. Çizimleri harika ayrıca çok ilgili süreç boyunca sürekli iletişim halinde oluyorsunuz hiç aklınız kalmıyor. Alternatif olarak ise @burcubaraner 'in çizimlerine bakabilirsiniz. Çizimlerinizi yastık, telefon kabı, tshrt ya da kupaya da bastırabilirsiniz ayrıca.

   Peki bu özel günü nasıl kutlayalım?

   Ona özel olduğunu hissettirerek kutlayın! Bu kadar aslında daha önce hiç yapmadığınız bir şey yapın mesela. Hatta daha önce kimseyle yapmadığınız bir şey yapın. At binin mesela, yastık savaşı yapın, reçel yapın önemli olan birlikte olmaksa...



   Of tamam dünyanın en tatlı kızı olduğumun farkındayım. Ama illa etkinlik gibi etkinlik istiyorsanız !f İstanbul var sevgililer günü haftası ön satışlar yarın başlıyor tükenmeden alınız =) Hatta eliniz değmişken bana da alınız.
Devamını oku »

25 Ocak 2015 Pazar

Orhan Kemal-Bereketli Topraklar Üzerinde-Gurbet Kuşları


   Bu yazımı Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri 3.sınıfları ve tüm kitap severler için yazıyorum. Sevgili 3. sınıflar hayatınızın en zevkli ama en zor dönemini geçiriyorsunuz muhtemelen hepiniz okul telaşı ve sonrasında ne yapacağım düşüncesindesiniz ve bazılarınız kitap okumayı hiç sevmiyor. Ancak her Çekocu bir gün Berna Hocanın dersini alacak. Yeri gelmişken buradan bu güzel kitaplarla beni tanıştırdığı için de kendilerine çok teşekkürler ederim. Kitap okumayı sevmeyen arkadaşlarım için de vize ve final sınavlarında garanti soru olan Bereketli Topraklar Üzerinde ve Gurbet Kuşları hakkında bilgi vermeyi kendime bir borç bilirim. 2.sınıfları da unutmadık Emile Zola'nın Germinal'i için tık tık!


   Bereketli Topraklar Üzerinde ile başlamak istiyorum. Kitap Çukurova'da geçiyor. Sivas'ın köyünden Çukurova'ya gelen üç işçinin yaşam şartlarını, sılaya hasretlerini, hayatta kalma mücadelelerini, köyden kente mevsimlik göçü anlatıyor.
   Kitabın dili oldukça sade işçiler nasıl konuşuyorsa öyle yazılmış bu Orhan Kemal'in bir özelliği bu özelliğini Gurbet Kuşları'nda da göreceğiz.

   Bu üç arkadaş önce hemşehrilerinin fabrikasında iş bulma umuduyla Çukurova'ya geliyorlar. Hemşehrilik gibi enformal bir ilişki olduğunu ilk burada görüyoruz. Bir şekilde işe alındıktan sonra çok ağır şartlarda çalıştırıldıkları için Köse Hasan dayanamayıp ölüyor. Diğer ikisi bir inşaata işçi olarak giriyor Burada İflahsızın Yusuf duvar ustalığı öğreniyor. Diğer arkadaşı Pehlivan Ali ise oradakilerden birinin nikahsız eşiyle birlikte kaçıp bir çiftliğe yerleşiyor. Kitabın genelinde insanların yaşamak, karınlarını doyurmak ve sevişmek gibi temel ihtiyaçlar için çalıştığını görüyoruz. Çiftlikte güçlü olduğu için balya taşıma işine giren Pehlivan Ali bir iş cinayeti sonucu hayatını kaybediyor. Üç arkadaştan geriye sadece İflahsızın Yusuf dönebiliyor.



   Gurbet Kuşları ise kitabın devamı gibi aslında İflahsızın oğlu Mehmet büyüyor o sene gurbete düşme sırası onda o babasının her sene gittiği Çukurova'yı değil İstanbul'u tercih ediyor. Yine hemşehrisi çağırıyor. Ama sonra destek göremiyor. O dönem İstanbul'da yeniden inşa süreci var. Yapım yıkım işleri çok fazla köylülerin işçileşme sürecini görüyoruz. Köyden kente göç hızlanmış durumda kentliler köylülerden rahatsız her fırsatta bunu dile getiriyorlar. Alt konu olarak gecekondulaşma var bir de dönemin siyasi olaylarından bahsediliyor herkes Vatan Cephesi'ne girmeye zorlanıyor.



   Vize finalden önce en azından bir fikriniz olsun beş on puan fazladan alın diye paylaşıyorum bu postu okumayı sevmeyenler için. Sevenler için ise durum farklı bizden iki kitap da toplumsal gerçeklerimize ışık tutulmuş. Benden duymuş olmayın ama filmleri de var. Gurbet Kuşları'na üvey evlat muamelesi yapmışım fotoğraflarda ama kusura bakmayın artık.

   Keyifli Okumalar =)


Devamını oku »

16 Ocak 2015 Cuma

Son Umut

    Filme gideli iki hafta oldu yazısını yeni yazıyorum. Aylar sonra ilk kez yaşadığımı hissediyorum, nefes aldığımı... Sevmekten patlayacağım falan sanıyorum. Galiba artık daha düzenli yaşadığım için daha düzenliği yazacağım.



   Filme geçince beklentim gerçekten çok yüksekti. Russell Crowe, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan deyince çıta baya yukarılara çıktı. Kötü diyemem ama iyi de diyemem oyuncuların hatırına 10 üzerinden 7 diyelim bakalım. (Ya biri bana sen ne anlarsın desin ağzımın payını alayım) 



   Spolier vermeyeceğim tabi saçmalamayın ama yönetmen ne kadar Russell Crowe da alsa konu türk filmi kıvamından pek çıkamamış. Yer yer hikayeler etkilese de çok waaw olduğum bir yer olmadı açıkçası.



   İzleyelim mi izlemeyelim mi derseniz de izleyin Çanakkale Savaşı'na bir de bu tarafından bakın derim ben. Zaten havalar kötü ne yapacaksınız başka film hala vizyonda mı bilmiyorum değilse oturun kanepenize patlatın mısırınızı hatta şımartın kendinizi bira pizza ikilisini çağırın kalorileri düşmeden. Seçin filmlerinizi kışın keyfini çıkarın. Çünkü ben de yoğunluklarım biter bitmez bunu yapmanın hayalini kuruyorum. 
Devamını oku »

18 Kasım 2014 Salı

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 5: secdus

   Herkese tekrar merhaba. Öyle yoğunum ki bu aralar bir sürü şey yapıp bunları kesin blogda paylaşacağım diyorum ama yazma kısmına gelince bir türlü fırsat bulamıyorum. Secdus'a da gideli baya oldu ama anca fırsat bulup yazabildim.



   Aranızda instagramdan secdus'u takip etmeyenler varsa hemen bir göz atıp bu zamana kadar takip etmedikleri için ağlasınlar çünkü bence instagramın en iyi profillerinden biri. Yüzü olmayan fotoğraflarla başladı aslında benim keşfim öyle her gün paylaşılan fotoğraflar değil bunlar özenilmiş her birinin ayrı hikayesi olan fotoğraflar sonra tabaklar dikkatimi çekmeye başladı kitap okuyan kız, ardından şemsiyeli...Şimdilerde ise Secdus'un bir evi var. Hem de benim eski yurdumun tam karşısında oraya gelmek için taşınmamı beklemişler gibi ama benden kaçar mı? Kaçmadı.



   Geçtiğimiz günlerde tabi ki yine Burcu'yla kahve içmek ve biraz keşif yapmak için burayı seçtik. Küçük belki de bu yüzden çok samimi bir mekan, menüsü öyle çok zengin değil çat kapı evinize gelen misafire ne sunabileceksiniz o ama sunumlar... Sunumlar gerçekten çok başarılı fotoğraflardan anlamışsınızdır. Sahibesiyle de biraz sohbet etme fırsatımız oldu o yüzü görünmeyen fotoğrafların arkasındaki gizemli yüzü hep merak ediyordum tahminlerimden daha güzel bir yüze ve kocaman bir gülümsemeye sahip gidin ve tanışın derim.




   Bir de secdus'un koleksiyonunun sergilendiği secdus shop var. İstanbul'da değilim diye üzülmeyin internetten temin edebilirsiniz her şeyi almak isteyeceğiniz için sizi şimdiden uyarıyorum ona göre benden söylemesi. 

Secdus Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

20 Ekim 2014 Pazartesi

Fashion Week'e de Gitmedim Demem

   Geçtiğimiz hafta neredeyse tüm moda bloglarının başlıkları İstanbul Fashion Week idi. Modayla uzaktan yakından ilgim olmadığı, her sabah bugün ne giysem diye düşündüğüm, çoğu zaman buraya giderken ne giyilir ki dediğim halde ben de arkadaşımın daveti üzerine oradaydım. 

   Düşünün ben bile oradaydım. Yani modadan anlamayan insanlar, sadece orada görünmek için gelmiş olan bloggerlar, Ataşehir'de bir ev parası olan ayakkabı ve çantalarını göstermeye gelen sosyete, birbirine bok atmak için gelen ünlüler herkes oradaydı. Çok şükür son gün gittim de ''Nerdeyim ben ya?'' ya da ''Neden buradayım?'' iç hesaplaşmam çok uzun sürmedi.

   Organizasyon şirketinde tanıdığının olması aşırı iyi bir şey bu arada her yere girdim, merak ettiğim ne varsa inceledim. İnsanlar defilelerden önce uzuun kuyruklarda beklerken ben arkadaş bizimle diye pıt diye giriverdim salona. Özellikle Hakan Akkaya'nın erkek mankenlerini backstagede yakından görüp onayladım. 



   Hakan Akkaya'dan önce Zeynep Erdoğan defilesini izledim. Anladığım kadarıyla bu yıl gümüşler, metal görünümlü fileler ve brokar moda olacak.Kendimi bilmezlik yapıp ''Bunu nerde giycez yaa saçmalamış'' dediğim tasarım pek yoktu bu defilede. Defile sonunda Atiye'nin podyuma çıkması sürpriz oldu. Atiye sempatik tavırları ve içten gülüşüyle benim kalbimi kazandı. (Onun da çok umrundaymış.)




   Hakan Akkaya defilesi ise girişteki karmaşayı saymazsak harikaydı. Davetiye krizi her yıl oluyormuş duyduğum kadarıyla buna hala bir çözüm bulamamaları çok ilginç. Belki gireriz umuduyla kapıda bekleyenler, görevlilerle kavga edenler bu yıl da özellikle Hakan Akkaya defilesinde çoktu bu yüzden de gelenlerin çoğu ayakta izledi. Kalabalıktan kusacaktık ve ''Orası benim yerim canııaam'' diyen cici kızlarımızla çok karşılaştık. 


 

   Defile ise gerçekten güzeldi. ''Kız bunu kuzenin düğününde giyerim bak.'', ''Bunu eltinin kınasında giyersin'' gibi yorumlar yaptığım elbiseler içimi açtı. Uzun bacaklarıyla ünlü Ana Hickmann gözlükleri de defilede sergilendi. Defile sonunda podyuma çıkan Ana Hickmann'ı 1.65 boyumuzla kıskançlıkla izledik.
 

   Benim moda yazım bu kadar olur tabi hayatımda değişik bir tecrübe, değişik bir deneyim oldu bu da. İleride çocuklarıma, torunlarıma anlatırım. 
   Hoşçakalın...
Devamını oku »