/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

29 Nisan 2016 Cuma

Ada'ya Gidelim! Ama Hangisine?


   Herkese yeniden merhaba,
   Baharla beraber havalar ısınınca herkeste bir piknik bir şehirden kaçış isteği başladı. Kanımız kaynıyor gezmek istiyoruz, çayıra çimene serilmek istiyoruz. Her fırsatta kendimizi Caddebostan, Moda, Maçka Parkı'na atıyoruz ama bir süre sonra her gün aynı yere gittiğimizi fark edip değişiklik istiyoruz. İşte o an da biri adaya gidelim diyor! Diyor olmalı çünkü instagram da herkes son günlerde ada fotoğrafı paylaşıyor, Tekirdağ'daki kuzenim geldiğimde beni adalara götür diyor, ev arkadaşım İzmir'deki erkek arkadaşı geldiğinde adalara gitmek için şimdiden plan yapıyor, biz ilk boş günümüzde adaya kaçmaya çalışıyoruz. İşte o anda hangisine gideceğimiz sorusu kafamızı karıştırıyor. Bu yüzden adaların hepsini gezmiş biri olarak size bir Adalar Rehberi hazırladım.


   Öncelikle bu adaların hepsine Kabataş ya da Kadıköy'de Şehir Hatları vapurları ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca Bostancı ve Kabataş'tan deniz motorları ile de ulaşım imkanı var. Adaların hepsinden denize girebileceğiniz plajlar var ancak ben buralarda işletmelerin yetersizliğinden, plajların bakımsızlığından ve çoğu yerde kumsaldan değil de kayalıktan girmek zorunda olunduğundan tercih etmiyorum. Daha önce Plajlar ve Plaj Kitapları yazımda bahsettğim gibi Burgazada plajlarından şiddetle uzak durun diyorum çünkü tamamen rezillik ancak Büyükada Yörük Ali plajına arkadaşlarım gitti ve memnun kaldıklarını dile getirdiler. Yine arkadaşlarımın yalancısı olduğum başka ada plajı da Heybeliada'daki Green Beach Club gidip görenler olumlu olumsuz görüşlerini paylaşıp bizi bilgilendirirse sevinirim.


   1.Büyükada



   Adalardan şu daha güzeldir diyemem hepsinin ayrı bir atmosferi var. Kimi sessiz sakin, kimi hareketli sizin nasıl ortamlar sevdiğinize bağlı olarak hangi adayı seveceğiniz değişir benim en sevdiğim Büyükada. 
   Büyükada'ya sabah erken gidip tüm günü geçirmenizi tavsiye ederim. Kahvaltı için iskeleye yakın cafeleri tercih edebilirsiniz. Benim favorilerim Büyükada Pastahenesi ve Sarıyer Börekçisi daha sonra bisiklet kiralayıp ada turu yapabilirsiniz. Atlara edilen eziyeti yaz aylarında yığılıp kalan atları gözlerimle gördükten sonra faytona binmeye karşıyım. Ayayorgi tepesinde mola verip küçük restoranda manzaraya karşı yemek yiyip kahve içebilirsiniz, Çanakkale'den şarapları da var sevenlerine duyrulur =)



   Aya Yorgi 24 Eylül ve 23 Nisan'da ziyaretçilere açılıyor burada dilekler dileniyor. İnanışa göre o yokuşu elinizdeki makarayı sökerek konuşmadan çıkarsanız dileğiniz kabul oluyor. Ben geçen yıl denemiştim aynı gün kandildi. Aya Yorgi'nin azizliğinden mi kandilde edilen dualardan mı bilmem ama hayalimi yaşıyorum.
   Akşamüstü ise Dilburnu ve Yörükali plajında piknik yapabilir ya da İstanbul'a dönmeden iskeledeki balıkçılarda balık yiyebilirsiniz. Biz son gidişimizde Köfte & Piyaz'da yedik. Dönüş vapurunu beklerken ada dondurması da tatlı niyetine =) Eğer benim gibi kitaplara düşkünseniz Reşat Nuri Güntekin'in evinin de Büyükada'da bulunduğunu belirtmeliyim belki görmek istersiniz.



   Eğer haftasonu gitmeyi düşünüyorsanız Büyükada'yı ben bile tavsiye etmem o kadar kalabalık oluyor ki İstanbul'dan bir farkı olmuyor İstanbul trafiğinden kaçarken adada fayton trafiğine yakalanmayın.



   2. Heybeliada

(Fotoğfarlarıma model olarak güzeller güzeli kuzenimi kullandım)

   Heybeliada Büyükada'ya göre daha sakin bisiklet ile ilerlerken daha fazla manzara görebiliyorsunuz. Heybeliada piknik yapmak için de bence çok daha uygun daha fazla mesire alanı var ve buralarda piknik için setler de satılıyor.

   Piknik yapmayacaksanız sahildeki restoranlarda yemek yiyebilirsiniz. Biz son gittiğimizde Farklı Bi Yer'i denedik. Tam öğrenci işi bir mekan olmuş fiyatları gayet uygun. Çalışanları inanılmaz cana yakın. Vee menüsü Küçük Prens. Mekanın ilgimi çeken noktası da Küçük Prens'ten yola çıkarak bir çocuk kitapları kütüphanesi oluşturmaları eğer Heybeli'ye giderseniz elinizdeki çocuk kitaplarını buraya bırakabilirsiniz. 


   Heybeliada'da görmeden dönmemeniz gerekenler Senetoryum, Hüseyin Rahmi Müzesi, Deniz Lisesi, Ruhban Okulu. Tadım Roma Dondurmacısı'nda mutlaka benim için de dondurma yiyin =)




   3. Burgazada



   Eğer akşam da kalacaksanız bence Burgazada'yı tercih etmelisiniz. Kalpazankaya'da güneşin batımını izlemek harika olacaktır. Burgazada'da sessiz sakin mekanları sevenler için ideal. Küçük bir ada olduğu için bisiklet kiralayabileceğiniz yer sayısı bile bir elin parmaklarını geçmiyordu iki yıl önce. Bu adada da Sait Faik Abasıyanık müzesini ve Madam Marta Koyu'nu görmeden dönmemelisiniz.




   4. Kınalıada




   Adaların en küçüğü en sakini ben buraya gittiğimde iki üç saat yetmiş daha sonra Burgazada'ya geçmiştim. Ada çok küçük olduğu için yürüyerek iki üç saatte bitirebiliyorsunuz tarihi köşkleri görüp fotoğraf çekmek isterseniz ada size göre olabilir ama kesinlikle bana göre değil bu fazla sakinlik.


   Sizin en sevdiğiniz ada hangisi? Hangi adada neler yapıyor mutlaka sen de yap diyorsunuz? Benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum =)
Devamını oku »

27 Nisan 2016 Çarşamba

Kırmızı Saçlı Kadın - Orhan Pamuk

   Orhan Pamuk'un ilk Kafamda Bir Tuhaflık kitabını okumuştum geçtiğimiz yıl. Yeni kitabı çıktığını görünce hemen alıp okumak istedim ancak elimde okumadığım o kadar çok kitabım var ki onlar bitmeden yeni kitap satın almama kararımı çiğnemedim. Satın da almadım zaten kitap gönderme etkinliği ile elime geçti kitap.


   İlk başlarda bu kadar merak ettiğime değmediğini düşündüm yaklaşık ilk 50 sayfası benim için çok durağandı. İlerleyen sayfalarda ne olacak diye rastgele bir sayfa açıp ilk cümlesini okudum tepkim hala mı kuyu kazıyorlar, bu kitapta kırmızı saçlı bir kadın yok galiba oldu. Evet kitap kuyu kazarak su bulmaya çalışma hikayesi ile başlıyor. Sonra bir ilk aşk hikayesine dönüşüyor bu arada Doğu ve Batı medeniyetlerinde baba oğul ilişkisini irdeleyip efsaneler anlatıyor ve efsanelerin yaşanabilir olduğunu görüyoruz.


   Benim gibi başında sıkılırsanız sakın pes etmeyin sonlara doğru gerçekten heyecanlanıyor. Kitabı hep Cem Bey'in ağzından okuyoruz ama sonunda Kırmızı Saçlı Kadın'ın ağzından tüm bu olaylar yaşanırken onun neler yaşadığını okuyoruz. Aslında benim hoşlandığım bu üçüncü bölüm oldu. Kitabı okurken hep Kırmızı Saçlı Kadın'a ne oldu acaba diye merak ettim sonunda öğrenince rahatladım.


   O kadar herkesin elinde görüyorum ki Marmaray'da benden başka iki kişi daha karşımda kitabı okuyordu=) Bu aralar herkesin elinde gördüğüm kitabı aranızda okuyan var mı? Fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.
   Keyifli Okumalar...
Devamını oku »

21 Nisan 2016 Perşembe

Beş Liraya Yoga Mı?: Yoga Şala Deneyimim

   Herkese yeniden merhaba,

   Sizlere Yoga Şala'ya gidip ismimi söylerseniz beş liraya yoga yapabilirsiniz demek isterdim ama ben ünlü bir blogger değilim. Hem zaten Yoga Şala'da üniversite öğrencilerine yoga beş lira.




   Başta biraz korktum. Nasıl yani beş liraya yoga dedim, yoga yapacağız diye böbreğimizden olmayalım dedim, yogada sadece omluyor muyuz internette gördüğüm hareketleri yapacaksak bir yerlerimi sakatlar mıyım dedim. Üç haftadır bunların hiç biri olmadı.

   Yoga Şala'yı geçen yıl bulmuştum aslında pilates yaparken yogaya merak sarıp internet üzerinden fiyat teklifi bile almıştım ancak başlamak bir sene sonrasına kısmet oldu. Hayatımın en stresli dönemini geçiriyorum sanırım üç yıl yatarak okuduğum okulum dördüncü sınıfta birden hareketlendi; sunumlar, ödevler, tez... Mezun olunca ne yapacağımın kararını almak da benim için zor oldu. Tamamen hayatımı değiştirecek bir karar verdim bu sefer adapte olabilecek miyim stresi. Henüz çok yeni bir ilişki ve onun uyum sağlayabilecek miyiz stresi. Ay buraya yazarken bile nasıl kalp krizi geçirmediğime şaşırıyorum. Çok uzattım bunlar aslında sizi ilgilendirmiyor okurken buraları atlayın =) Bu stresimi atmak için ne yapabilirim diye bakarken yogayı ve ardından Yoga Şala'yı buldum. Üniversite öğrencilerine böyle bir kampanyalarını duyunca denemek istedim. Bu kampanya sadece Bağdat Caddesi'nde değil Etiler ve Nişantaşı şubelerinde de geçerliymiş.


    Yoga eğitmenimiz Ayça Güdücü Erdem aynı zamanda freelance çalışan bir iç mimar, üniversite yıllarından beri yoga yapıyormuş ve mimarlığı freelance olarak yapmaya ve yoga eğitmenliği yönüne ağırlık vermeye karar vermiş. Gerçekten çok sempatik ve sıcak kanlı bir eğitmenimiz var ve sanırım stresimi azaltan yoga değil ders öncesinde onunla yaptığımız sohbetler.


   Derslere gelecek olursak sadece omlamıyoruz =) Ayça'nın uzmanlığı Hatha yoga üzerine bu yüzden derslerde bu şekilde ilerliyor. Ben ciddi anlamda zihnimin sakinleştiğini ve vücudumun esnediğini fark ediyorum. Videolarını izlerken "ohaa! yuh! bunu nasıl yapıyorlar bee?" diye hayrete düştüğüm hareketleri yapabildiğimi görünce bedenimi eğitebildiğimi de fark ettim. 

   Eğer sizin de ilginiz varsa ya da zaten beş liraymış gidip bir deneyeyim derseniz Yoga Şala'nın internet sitesini buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. 
Devamını oku »

12 Nisan 2016 Salı

Piknik Sezonu Açıldı: Belgrad Ormanı


   Güneşi kucaklayıp yağmura avuç açmak yaşadığımız her güne şükretmek gerek.



   Geçtiğimiz pazar uzun zamandır çalışmadığım tek pazar olduğundan bunu değerlendirmek için her zaman yaptığımızdan farklı bir etkinlik yapıp Belgrad Ormanı'na gidelim dedik. Amacımız aslında temiz hava almak ve yürüyüş yapmaktı. Giderken yanımızda domates, salatalık, peynir falan olan bir piknik çantası aldık. Zaten iki buçuk saat yol gidince ben onları daha arabada yemeye başladım.




   Evet iki buçuk saat... Ben Belgrad'a daha önce hep Sarıyer tarafından gittim. Bu sefer Avrupa yakasından yola çıktığımız için navigasyon bizi Eyüp üzerinden saçma sapan yollardan götürdü. Gittiğimiz yolda Belgrad'a varmadan bazı belediyelerin piknik alanları vardı. Eğer sevgilinizin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız onu bu yoldan götürmenizi tavsiye ederim çünkü benimkinin içinde çizgili pijama ve beyaz aklet giyen doblo kullanan büyük enişte varmış. Beş yıl sonra kendimi doblonun kasasına doluşmuş sülailece pikniğe giderken görüyorum. Kariyer planım da mangal yellemek. Şaka bir yana sıkışık orman yoluna sağlı sollu park etmiş arabalar arasında adım adım ilerlemek bizi biraz yordu. 



   Belgrad'a vardığımızda temiz hava oh mis falan olacağız sanıyordum ancak orada da mangal yakılıyormuş. Temiz havayı alabilmek için ormanın derinliklerine gitmeniz gerekiyor. Bu yüzden bence haftasonu değil de haftaiçi giderseniz daha fazla keyif alabilirsiniz. Gitmeden eğer siz de yanınıza piknik sepeti hazırlarsanız daha fazla vakit geçirebilirsiniz hem bahara en çok yakışan etkinlik hem de laf aramızda bence çok da romantik =) 6km temiz havada yürümek de bol kalori yaktırıyormuş benden söylemesi.



   Dönüşte bizim gibi diğer piknikçilerin de döneceğini düşündüğümüz için Sarıyer üzerinden sahilden geze geze döndük.
   Bizim pazar günümüz böyle geçti. Siz bu ara haftasonları neler yapıyorsunuz? Belgrad severler burada mı? Gezip gördüklerinizi ve sen de denemelisin dediklerinizi benimle paylaştığınızda çok mutlu oluyorum hep paylaşın olur mu =)



   
Devamını oku »

28 Mart 2016 Pazartesi

Attention Please: Kitap Alışverişi


 Sürpriz seven en az 6 kitapsever arıyorum. Dünyanın herhangi bir yerinde olabilirsiniz. Bir kitap satın alacaksınız ve hiç tanımadığınız birisine göndereceksiniz. Sonra size en az 36 kitap gelecek. "Ben varım" diyorsanız manolyaozkan@gmail.com'a mail atmanız yeterli yeterli, ben size detayları mailinize cevap olarak ileteceğim. =)  

   Maillerinizi bekliyor olacağım =)

Devamını oku »

16 Mart 2016 Çarşamba

Serenad - Zülfü Livaneli



   "Fyodor Dostoyevski, insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler. Bu açıdan bakınca İstanbul'un benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Çünkü ben bu şehirde olgunlaştım." Sanırım kitapta en çok etkilendiğim cümlelerdi bunlar daha başlarında beni kendine çekmeye başladı kitap.


   Her şeyi anlatmak istemiyorum ama siz de merak edip okuyun istiyorum aynı zamanda nasıl yapsam bilemedim =) Kitap Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'in  İstanbul Üniversitesi'ne gelmesiyle başlıyor. İstanbul'da onunla Maya Duran ilgileniyor. Maya, Max'le tanışınca 60 yıllık bir aşk hikayesini ve kendi ailesine ait sırları da öğreniyor.


   Benim kitaptan öğrendiğim belki de şu günlerde unuttuğumuz bir durum. Acının dili, dini, ırkı olmaz tıpkı aşkın olmadığı gibi.



    Ve son olarak:
    " Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!" 
    Annem de hep Allah seni iyi insanlarla karşılaştırsın diye dua eder. Hep iyi insanlarla karşılaşmanız dileğiyle...
Devamını oku »

3 Mart 2016 Perşembe

Bu Pazartesi de Diyete Başlayamadım: Sihirli Spatula


   Herkese yeniden merhaba,
   Hep gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim, sonunda gidip çok sevdiğim bir mekandan bahsedeceğim size: Sihirli Spatula. Sihirli Spatula'nın atölyesi yan apartmanımda olduğu halde bir türlü gidememiştim. Özellikle yaz aylarında cam açık uyuduğum gecelerde harika pasta kokularıyla uyanmak nasıl güzel bir işkence sizlere anlatamam. 




   Geçtiğimiz hafta Tekşrdağ'dan kuzenim İstanbul'da misafirim oldu gece sohbet ederken çilekli bir pasta yemek istediğini söyledi. Bizim ailede nerede ne yenir bana sorulur. Önce onu Acıbadem Kukis'e götürmeyi düşündüm ama Acıbadem'e kadar gitmişken Sihirli Spatula'ya gidelim dedim.




   Komşularımdan duyduğum kadarı ile iki kız kardeşin işlettiği mekan dekorasyon açısından tam biz kadınların seveceği türden. İşlerini aşkla yaptıklarından mıdır benim algımın aşktan sürekli Love yazılarını seçtiğinden midir dekorasyondaki minik detaylar çok hoşuma gitti. Masal gibi bir pastahane burası. Bakmayın pastahane dediğime pastaların yanında tost, sandviç, kahvaltı, makarna, salata gibi alternatifler de mevcut.




   Biz tatlı yemek için gittiğimizden bir oreolu bir de çilekli pasta istedik. Çilekli pastası mükemmeldi. Hafif ve lezzetli idi. Oreolu olan ise benim gibi çikolata ve oreo aşığı biri için bile birazcık ağırdı. Daha sonrasında yanımıza gelen arkadaşımız tostunu ve orman meyveli pastasını denedi. İkisi de geçer not almış olacak ki giderken pastalardan evdekiler için paket de yaptırsam mı diye düşünüyordu. Kalkmadan içtiğimiz türk kahvesi her yerde içtiğimiz türk kahvesiydi ancak sunumu hoşuma gitti. Kahve ve çayın yanında getirdikleri minik kalpli kurabiyeler yüzümüzde tebessüm oluşturdu. =)



   Mekanın tek kusuru servis elemanarıydı. Belki kalabalıktan olacak çok ilgili değillerdi. O da nazar boncuğu olsun dedik. 



   Kısacası biz Sihirli Spatula'yı çok sevdik hatta pastalarına aşık olduk. Yine olsa yine gideriz. Siz de gidin =)




Sihirli Spatula Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »