/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

27 Mart 2014 Perşembe

AŞK'A 103 ADIM

   En son ne zaman tiyatroya gittiniz? Bu sorunun cevabını hatırlayamayacak kadar çok oldu ben tiyatroya gideli. Aslında ne kadar da az önem veriyoruz tiyatroya. Hadi bugün bir şeyleri değiştirelim ve bugünden yani Dünya Tiyatrolar gününden itibaren düzenli olarak tiyatroya gitmeye başlayalım. 



   Kadıköy'de oturanlar için bu akşam izleyebilecekleri harika bir önerim var üstelik. Caddebostan Kültür Merkezi'nde Kadıköy Belediyesi'nin Dünya Tiyatrolar Günü etkinliği kapsamında Özge Özberk ve Bülent Seyran'ın rol aldığı Aşk'a 103 Adım adlı komedi oyunu sergilenecek. 
   Oyun bir avukat ve bir ressamın Cihagir'e taşınmasıyla başlayan süper bir kayınvalide ve garip bir komşu ile yaşananları anlatıyor. Oyun saat 20.00'da. Hadi siz de bizimle gelin =)
Devamını oku »

12 Mart 2014 Çarşamba

Yeni Keşfettim Çok Sevdim: MARLA


   Geçtiğimiz günlerde tesadüfen önünden geçtiğim çok tatlı bir mekan Marla. Günlerdir denemek istiyordum bugüne kısmetmiş. Gittim, denedim ve çok sevdim.

   Mekanın en önemli artısı henüz çok kalabalık olmaması ve garsonun sürekli başınıza gelmemesi. Gerçi bu durum bir şey istediğinizde biraz zorlayabilir siz ancak rahat edebilmek açısından bence önemli bir artı. İkinci artısı ise porsiyonlarının inanılmaz büyük olması buna rağmen fiyatlarının Kadıköy'deki bir çok yere göre uygun olması.

   Yemekleri o kadar iştah açıcıydı ki yerken kendimi görmedim, hiç konuşmadım e haliyle fotoğraf çekmeyi düşünemedim. Ancak hamburgeri ve diyet tabağı test edildi onaylandı. Tezata bakar mısınız? Diyet tabağı ve hamburger... Ayrıca kahvaltısından ve menemeninden de övgüyle bahsedildiğini duydum. Mekanın atmosferi de gayet sıcaktı duvarlarındaki objeler dikkatimi çekti hele bir duvarı Kendimi evde hissettirdi en sevdiğim şeylerin bibloları vardı. Ayrıca hem bayanlar hem erkekler tuvaletinde acil durum dolabı var. Acil durum dolabında oje, pamuk, deodorant, jöle, saç spreyi yani acil bir durumda ihtiyacınız olabilecek şeyler var bu fikri o kadar çok sevdik ki.

   Kısacası biz bugün Marla'yı denedik ve çok sevdik daha önce size en sevdiğim mekan Polaka'fe'den bahsetmiştim. Marla galiba benim için Polka'dan birazcık rol çalacak. Siz de gidin görün derim. Bence seversiniz.

Devamını oku »

10 Mart 2014 Pazartesi

HARDAL Ataköy Marina

   Bu pazar en sevdiğim arkadaşım Burcu ile baş başa pazar kahvaltısı yaptık. Burcu haziranda Amerika'ya gidiyor da haziran ayına kadar her fırsatı değerlendirmeye çalışıyoruz. Amerika'ya gidiyor olmasına çok sevinsem de onu çok özleyeceğim için üzülüyorum bu yüzden herkesle bunu paylaşıyorum.



   Burcu ile kahvaltı için onun çok sevdiği bir mekan olan Hardal'ı seçtik. Hardal'ın açık büfe kahvaltısı sadece pazar günleri ve 10.00-14.00 arasında ayrıca gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızı da tavsiye ederim. Hardal'ın kahvaltısında klasik bir kahvaltıda olması gereken her şey neredeyse var neredeyse diyorum çünkü omlet yok ve bu beni biraz üzdü. Haşlanmış sebze, misket köfte, pilav, döner bile varken omlet yok. Yine de taze sıkılmış portakal suları ve tatlı büfeleri ile kalbimizi kazandılar. 



   Genel olarak değerlendirmek gerekirse Hardal İstnbul'daki favori kahvaltı mekanlarım arasına girdi diyebilirim. Ayda bir kez kahvaltı eden biri olduğum için benim için gerçekten kahvaltı en önemli öğün kendim hazırladığım da da dışarda ettiğimde de çok dikkat ediyorum. Bir de Hardal kadınlar günü için bizlere ufak çantalar hazırlamış böyle duyarlı olmaları çok hoşumuza gitti. Hazır havalar ısınmaya başlarken Hardal'a uğramanızı tavsiye ederim. Diyorsanız ki Anadolu yakasındayım Ataköy'e kadar kim gidecek diye o zaman Caddebostan şubesini deneyebilirsiniz. 



Devamını oku »

6 Mart 2014 Perşembe

Made in Dagenham (Kadının Fendi)




   Bugün okulda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü sebebiyle izledik bu filmi. Okuldan gelir gelmez de sizlerle paylaşmak istedim. Film bir grev anlatmasına rağmen temposu öyle yüksek ve eğlenceli ki mola vermeden izledik.


   1968 yılında Ford'un Dagenham fabrikasında çalışan kadınların ''eşit iş için eşit ücret'' talepleri önce dikkate alınmaz. Ancak yürüttükleri kararlı mücadele ve dönemin kadın bakanının da desteğiyle sonunda amaçlarına ulaşırlar.

   Aslında benim hoşuma giden sen yapamazsın diye bir şey olmadığının tekrar gözler önüne serilmesi çünkü benim hayatım boyunca duymaktan en hoşlanmadığım cümle oldu sen yapamazsın. Erkeklerin kadınlar için ayrıcalık olarak gördükleri lütfedip vermek istemedikleri adı üstünde hakları kazanmak için çabalamaları çok hoş. Filmde beni en çok etkileyen sahne Rita'nın kocasının sahip olduklarına şükret daha ne istiyorsun tavrına ''Olması gereken bu'' cevabıydı. Yine filmde de bir kez daha gördüğümüz gibi dünyada eğitim alan kadınlar bile sömürülüyor onların fikirlerine değer verilmiyor. Toplumumuzda ve değişik toplumlarda hala kadın korunmaya muhtaçtır, kadının işi ev işidir, kadın çocuk bakar zihniyeti olması gerçekten çok üzücü. 

   Bazen o kadar çok seviniyorum ki ailem beni prenses gibi değil de gerektiğinde kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kız olarak yetiştirdikleri için. Teşekkürler anne, teşekkürler baba!
Devamını oku »

5 Mart 2014 Çarşamba

Adore



   Bu film günler hatta sanırım haftalar önce izlediğim ama gezmekten yazmaya fırsat bulamasam da kiminle buluşsam anlattığım bir film. Filmi önce Pink Freud Pelin'in hesabında gördüm ve dedim ki bu kız öneriyorsa izlenir. İngilizce bilmesem ben de filmi Yasak Aşk diye çevirirdim. (İngilizce kursum bitti ya kendimi Kraliçegilin gelini Kate sanıyorum.) Yasak Aşk'ın böylesi hem de...


   Filmin konusuna girmeden anlatmak istiyorum o yüzden size oyunculardan bahsedeceğim. Filmi benden başka üç kızla birlikte izlediğim için tabi ki en çok konuşulan konu erkek oyuncuların fizikleri oldu. Çocuklardan esmer olanı James Frecheville sarışın Xavier Samuel'e görece daha sönük kalsa da ikisi de yasak aşk yaşanacaksa böyle yaşansın dedirtti. Ancak bir ara filme kendimi öyle bir kaptırmışım ki ne doğru ne yanlış hangisi olsun nasıl davransınlar öyle kafam karışmış ki ''Amaan canım sarışın çocuk ne isterse o olsun dedim'' adam hipnoz etmiş o derece. Kadın oyunculara gelince Naomi Watts ve Robin Wright hakkında yorum yapmak benim ne haddime Allah aşkına kadınlar gelmiş kaç yaşına ben 19 yaşında ama iki çocuk annesi görünümlü halimle ne diyeyim şimdi size. Filmde görselliği çocuklar, kadınlar sağlıyor dersem eksik kalır o yaşadıkları evler, sahil, kumsal beni depresyona sokmaya yetti de arttı bile. Allah'ım neden ben değil de onlar! Biliyorum bir gün biri çıkacak ve bana şimdiye kadar hep neden ben değil de onlar oldu bunun cevabını verecek. Bu da benim kendime tesellim. 


   Keyifli İzlemeler...

Devamını oku »

Bir Kitap Bir Film 2 Kitap Hırsızı

   Hevesle ve zevkle okuduğum bir kitabın daha sonuna geldik. Markus Zusak'ın yazdığı Kitap Hırsızı'nın son sayfalarını okumak için bir türlü zaman ayıramıyordum ancak sonunda bitti. 

   Liesel ve kardeşi onları sahiplenen ailenin evine giderken kardeşi yolda ölüyor. 2. Dünya Savaşı sırasında manevi ailesi ile yaşarken aynı zamanda bodrumda bir Yahudi saklanıyor. Liesel kitap okumayı ailesini ve Yahudiyi sevdiği kadar seviyor. Onun için çevresinde olup biten tüm kötülüklerden kitap okuyarak sıyrılmaya çalışıyor.



   İlk kez Markus Zusak okudum ve anlatımı gerçekten hoşuma gitti. Akıcı ve anlatacağı şey hakkında önceden küçük küçük fikirler vermesi çok hoşuma gitti. Aynı zamanda Nazi Almanya'sı 
ile ilgili tek bir görüş üzerinde yoğunlaşmayıp farklı bakış açılarını gözler önüne sermesi de başarılı.
   
                               
   Kitabı okuduktan sonra filmini de izlemeye karar verdim. Film bir kaç ay önce çıkmış olmasına rağmen önce kitabı okuyup sonra filmi izlemek istedim çünkü o zaman senaryosu bana gönderilmiş bir filmi okuyormuşum gibi hissediyorum. Film en az kitap kadar etkiledi beni. Bence anlatılmak isteneni güzel bir şekilde yansıtmış ve Allah'ım Liesel'i canlandıran Sophie Nélisse kızımızın güzelliği..! 2000 doğumlu olan bu kızımız tam bir bebek ve bana genç nesillerin nasıl da güzel olduğunu gösterdi, kendimden utanmama sebep oldu. Liesel karakterinin yanı sıra limon saçlı bebeğim Nico' da ohaa keşke benim çouğum da böyle olsa dedirtti.

   Benim için bu film ve kitap Nazi Almanyası ve kitap sevgisi konuları ile ilgili yazılmış en iyi kitap olma ünvanını yakaladı. Piyanist'i de çok sevmiştim ama onu çok fazla tek taraflı görmüştüm ancak bu film biraz daha geniş açıyla bakmış çok da güzel olmuş.

   Keyifli Seyirler...
Devamını oku »

20 Şubat 2014 Perşembe

Bi Küçük Eylül Meselesi



   Daha az önce sinemadan çıkıp hemen bu ara ne izlesek diyenler için bu yazımı yazmaya başladım. 14 Şubat etkinlikleri arasında da önerdiğim film olan Bi Küçük Eylül Meselesi'ni bu akşam izledim. Salon olarak okuldan çıkıp yetişebilmek adına Bahariye Caddesi'nde Atlantis'i seçtik ancak o kadar memnun kalmadık ki sanırım bir daha tercih etmeyeceğim.



   Filme gelecek olursak başrollerini Farah Zeynep Abdullah ve Engin Akyürek paylaştığı filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Kerem Deren üstlenmiş. Açık söylemek gerekirse önce filme karşı bir ön yargım vardı evet izlenebilecek bir film olduğunu ancak sıradan Türk dramlarından farksız olacağını düşünmüştüm. Yine de sadece Bozcaada'da geçmesi, uçutmanın olması ve bana aşkın bir yerlerde hala var olduğunu hatırlatacak olması bile benim izlemem için yeterli sebeplerdi. Eylül neşeli, mutlu, hayatı çok da fazla iplemeyen bir kız. Bir gün bir kaza geçiriyor ve kazadan sonra ailesi, arkadaşları ona her şeyin yolunda olduğunu söylüyor ama o bir şeyin eksik olduğunu biliyor. Eksiği tamamlamak içinse son bir ayını geçirdiği ancak hatırlayamadığı Bozcaada'ya gidiyor ve hikaye başlıyor. 




   Filmin sonunu izledikten sonra şok oldum. Başından sonunu tahmin ettiğimi düşünüp sonunun beklediğim gibi çıkmaması beni gerekten çok şaşırttı. Nil Karaibrahimgil'in günlerdir dilimden düşürmediğim şarkısı da filme çok yakışmış. 



   Bu hafta izlediğim tüm filmler bir kez daha aşk gerçek bir şey ve bazı insanlar hala iyi dedirtti. Ben tekrar aşka, aşık olabilmeye ve gerçek aşkın sadece bir kez yaşandığına inanmaya başladım. Hayat ne ki sonuçta anlık bir buluşma.

   Keyifli seyirler...
Devamını oku »