/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

27 Nisan 2016 Çarşamba

Kırmızı Saçlı Kadın - Orhan Pamuk

   Orhan Pamuk'un ilk Kafamda Bir Tuhaflık kitabını okumuştum geçtiğimiz yıl. Yeni kitabı çıktığını görünce hemen alıp okumak istedim ancak elimde okumadığım o kadar çok kitabım var ki onlar bitmeden yeni kitap satın almama kararımı çiğnemedim. Satın da almadım zaten kitap gönderme etkinliği ile elime geçti kitap.


   İlk başlarda bu kadar merak ettiğime değmediğini düşündüm yaklaşık ilk 50 sayfası benim için çok durağandı. İlerleyen sayfalarda ne olacak diye rastgele bir sayfa açıp ilk cümlesini okudum tepkim hala mı kuyu kazıyorlar, bu kitapta kırmızı saçlı bir kadın yok galiba oldu. Evet kitap kuyu kazarak su bulmaya çalışma hikayesi ile başlıyor. Sonra bir ilk aşk hikayesine dönüşüyor bu arada Doğu ve Batı medeniyetlerinde baba oğul ilişkisini irdeleyip efsaneler anlatıyor ve efsanelerin yaşanabilir olduğunu görüyoruz.


   Benim gibi başında sıkılırsanız sakın pes etmeyin sonlara doğru gerçekten heyecanlanıyor. Kitabı hep Cem Bey'in ağzından okuyoruz ama sonunda Kırmızı Saçlı Kadın'ın ağzından tüm bu olaylar yaşanırken onun neler yaşadığını okuyoruz. Aslında benim hoşlandığım bu üçüncü bölüm oldu. Kitabı okurken hep Kırmızı Saçlı Kadın'a ne oldu acaba diye merak ettim sonunda öğrenince rahatladım.


   O kadar herkesin elinde görüyorum ki Marmaray'da benden başka iki kişi daha karşımda kitabı okuyordu=) Bu aralar herkesin elinde gördüğüm kitabı aranızda okuyan var mı? Fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.
   Keyifli Okumalar...
Devamını oku »

21 Nisan 2016 Perşembe

Beş Liraya Yoga Mı?: Yoga Şala Deneyimim

   Herkese yeniden merhaba,

   Sizlere Yoga Şala'ya gidip ismimi söylerseniz beş liraya yoga yapabilirsiniz demek isterdim ama ben ünlü bir blogger değilim. Hem zaten Yoga Şala'da üniversite öğrencilerine yoga beş lira.




   Başta biraz korktum. Nasıl yani beş liraya yoga dedim, yoga yapacağız diye böbreğimizden olmayalım dedim, yogada sadece omluyor muyuz internette gördüğüm hareketleri yapacaksak bir yerlerimi sakatlar mıyım dedim. Üç haftadır bunların hiç biri olmadı.

   Yoga Şala'yı geçen yıl bulmuştum aslında pilates yaparken yogaya merak sarıp internet üzerinden fiyat teklifi bile almıştım ancak başlamak bir sene sonrasına kısmet oldu. Hayatımın en stresli dönemini geçiriyorum sanırım üç yıl yatarak okuduğum okulum dördüncü sınıfta birden hareketlendi; sunumlar, ödevler, tez... Mezun olunca ne yapacağımın kararını almak da benim için zor oldu. Tamamen hayatımı değiştirecek bir karar verdim bu sefer adapte olabilecek miyim stresi. Henüz çok yeni bir ilişki ve onun uyum sağlayabilecek miyiz stresi. Ay buraya yazarken bile nasıl kalp krizi geçirmediğime şaşırıyorum. Çok uzattım bunlar aslında sizi ilgilendirmiyor okurken buraları atlayın =) Bu stresimi atmak için ne yapabilirim diye bakarken yogayı ve ardından Yoga Şala'yı buldum. Üniversite öğrencilerine böyle bir kampanyalarını duyunca denemek istedim. Bu kampanya sadece Bağdat Caddesi'nde değil Etiler ve Nişantaşı şubelerinde de geçerliymiş.


    Yoga eğitmenimiz Ayça Güdücü Erdem aynı zamanda freelance çalışan bir iç mimar, üniversite yıllarından beri yoga yapıyormuş ve mimarlığı freelance olarak yapmaya ve yoga eğitmenliği yönüne ağırlık vermeye karar vermiş. Gerçekten çok sempatik ve sıcak kanlı bir eğitmenimiz var ve sanırım stresimi azaltan yoga değil ders öncesinde onunla yaptığımız sohbetler.


   Derslere gelecek olursak sadece omlamıyoruz =) Ayça'nın uzmanlığı Hatha yoga üzerine bu yüzden derslerde bu şekilde ilerliyor. Ben ciddi anlamda zihnimin sakinleştiğini ve vücudumun esnediğini fark ediyorum. Videolarını izlerken "ohaa! yuh! bunu nasıl yapıyorlar bee?" diye hayrete düştüğüm hareketleri yapabildiğimi görünce bedenimi eğitebildiğimi de fark ettim. 

   Eğer sizin de ilginiz varsa ya da zaten beş liraymış gidip bir deneyeyim derseniz Yoga Şala'nın internet sitesini buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. 
Devamını oku »

12 Nisan 2016 Salı

Piknik Sezonu Açıldı: Belgrad Ormanı


   Güneşi kucaklayıp yağmura avuç açmak yaşadığımız her güne şükretmek gerek.



   Geçtiğimiz pazar uzun zamandır çalışmadığım tek pazar olduğundan bunu değerlendirmek için her zaman yaptığımızdan farklı bir etkinlik yapıp Belgrad Ormanı'na gidelim dedik. Amacımız aslında temiz hava almak ve yürüyüş yapmaktı. Giderken yanımızda domates, salatalık, peynir falan olan bir piknik çantası aldık. Zaten iki buçuk saat yol gidince ben onları daha arabada yemeye başladım.




   Evet iki buçuk saat... Ben Belgrad'a daha önce hep Sarıyer tarafından gittim. Bu sefer Avrupa yakasından yola çıktığımız için navigasyon bizi Eyüp üzerinden saçma sapan yollardan götürdü. Gittiğimiz yolda Belgrad'a varmadan bazı belediyelerin piknik alanları vardı. Eğer sevgilinizin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız onu bu yoldan götürmenizi tavsiye ederim çünkü benimkinin içinde çizgili pijama ve beyaz aklet giyen doblo kullanan büyük enişte varmış. Beş yıl sonra kendimi doblonun kasasına doluşmuş sülailece pikniğe giderken görüyorum. Kariyer planım da mangal yellemek. Şaka bir yana sıkışık orman yoluna sağlı sollu park etmiş arabalar arasında adım adım ilerlemek bizi biraz yordu. 



   Belgrad'a vardığımızda temiz hava oh mis falan olacağız sanıyordum ancak orada da mangal yakılıyormuş. Temiz havayı alabilmek için ormanın derinliklerine gitmeniz gerekiyor. Bu yüzden bence haftasonu değil de haftaiçi giderseniz daha fazla keyif alabilirsiniz. Gitmeden eğer siz de yanınıza piknik sepeti hazırlarsanız daha fazla vakit geçirebilirsiniz hem bahara en çok yakışan etkinlik hem de laf aramızda bence çok da romantik =) 6km temiz havada yürümek de bol kalori yaktırıyormuş benden söylemesi.



   Dönüşte bizim gibi diğer piknikçilerin de döneceğini düşündüğümüz için Sarıyer üzerinden sahilden geze geze döndük.
   Bizim pazar günümüz böyle geçti. Siz bu ara haftasonları neler yapıyorsunuz? Belgrad severler burada mı? Gezip gördüklerinizi ve sen de denemelisin dediklerinizi benimle paylaştığınızda çok mutlu oluyorum hep paylaşın olur mu =)



   
Devamını oku »

28 Mart 2016 Pazartesi

Attention Please: Kitap Alışverişi


 Sürpriz seven en az 6 kitapsever arıyorum. Dünyanın herhangi bir yerinde olabilirsiniz. Bir kitap satın alacaksınız ve hiç tanımadığınız birisine göndereceksiniz. Sonra size en az 36 kitap gelecek. "Ben varım" diyorsanız manolyaozkan@gmail.com'a mail atmanız yeterli yeterli, ben size detayları mailinize cevap olarak ileteceğim. =)  

   Maillerinizi bekliyor olacağım =)

Devamını oku »

16 Mart 2016 Çarşamba

Serenad - Zülfü Livaneli



   "Fyodor Dostoyevski, insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler. Bu açıdan bakınca İstanbul'un benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Çünkü ben bu şehirde olgunlaştım." Sanırım kitapta en çok etkilendiğim cümlelerdi bunlar daha başlarında beni kendine çekmeye başladı kitap.


   Her şeyi anlatmak istemiyorum ama siz de merak edip okuyun istiyorum aynı zamanda nasıl yapsam bilemedim =) Kitap Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'in  İstanbul Üniversitesi'ne gelmesiyle başlıyor. İstanbul'da onunla Maya Duran ilgileniyor. Maya, Max'le tanışınca 60 yıllık bir aşk hikayesini ve kendi ailesine ait sırları da öğreniyor.


   Benim kitaptan öğrendiğim belki de şu günlerde unuttuğumuz bir durum. Acının dili, dini, ırkı olmaz tıpkı aşkın olmadığı gibi.



    Ve son olarak:
    " Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!" 
    Annem de hep Allah seni iyi insanlarla karşılaştırsın diye dua eder. Hep iyi insanlarla karşılaşmanız dileğiyle...
Devamını oku »

3 Mart 2016 Perşembe

Bu Pazartesi de Diyete Başlayamadım: Sihirli Spatula


   Herkese yeniden merhaba,
   Hep gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim, sonunda gidip çok sevdiğim bir mekandan bahsedeceğim size: Sihirli Spatula. Sihirli Spatula'nın atölyesi yan apartmanımda olduğu halde bir türlü gidememiştim. Özellikle yaz aylarında cam açık uyuduğum gecelerde harika pasta kokularıyla uyanmak nasıl güzel bir işkence sizlere anlatamam. 




   Geçtiğimiz hafta Tekşrdağ'dan kuzenim İstanbul'da misafirim oldu gece sohbet ederken çilekli bir pasta yemek istediğini söyledi. Bizim ailede nerede ne yenir bana sorulur. Önce onu Acıbadem Kukis'e götürmeyi düşündüm ama Acıbadem'e kadar gitmişken Sihirli Spatula'ya gidelim dedim.




   Komşularımdan duyduğum kadarı ile iki kız kardeşin işlettiği mekan dekorasyon açısından tam biz kadınların seveceği türden. İşlerini aşkla yaptıklarından mıdır benim algımın aşktan sürekli Love yazılarını seçtiğinden midir dekorasyondaki minik detaylar çok hoşuma gitti. Masal gibi bir pastahane burası. Bakmayın pastahane dediğime pastaların yanında tost, sandviç, kahvaltı, makarna, salata gibi alternatifler de mevcut.




   Biz tatlı yemek için gittiğimizden bir oreolu bir de çilekli pasta istedik. Çilekli pastası mükemmeldi. Hafif ve lezzetli idi. Oreolu olan ise benim gibi çikolata ve oreo aşığı biri için bile birazcık ağırdı. Daha sonrasında yanımıza gelen arkadaşımız tostunu ve orman meyveli pastasını denedi. İkisi de geçer not almış olacak ki giderken pastalardan evdekiler için paket de yaptırsam mı diye düşünüyordu. Kalkmadan içtiğimiz türk kahvesi her yerde içtiğimiz türk kahvesiydi ancak sunumu hoşuma gitti. Kahve ve çayın yanında getirdikleri minik kalpli kurabiyeler yüzümüzde tebessüm oluşturdu. =)



   Mekanın tek kusuru servis elemanarıydı. Belki kalabalıktan olacak çok ilgili değillerdi. O da nazar boncuğu olsun dedik. 



   Kısacası biz Sihirli Spatula'yı çok sevdik hatta pastalarına aşık olduk. Yine olsa yine gideriz. Siz de gidin =)




Sihirli Spatula Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

28 Şubat 2016 Pazar

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 6: Hima Galata

   Koşuun Karaköy'deki en ucuz kahvaltıcıyı buldum galiba: Hima Galata. Geçtiğimiz cumartesi günü kuzenlerimle kahvaltı etmek için Eminönü'de mekan araştırdık ancak içimize sinen bir yer olmadığı için Karaköy'deki mekanlara bakmaya başladık. İnternet yorumlarında Hima Galata'ya denk geldim. Zomato'da menüsüne bakıp fiyatlarına da şaşırdım çünkü serpme kahvaltısı 27 Lira idi. 



   Cumartesi günü Hima'ya gitmek için sözleştik. Tramvaydan Tophane durağında inerek mekana girmeden kapısında bizi kalpli ışıklar karşıladı girer girmez seveceğim belli idi. Çok kalabalık değildi kendimize rahat büyük bir masa seçip siparişimizi verdik. Aslında bir serpme kahvaltı üç servis isteyecektik ancak üç kişilik serpme kahvaltı dediğimiz için kocaman bir kahvaltı geldi. 



   Kahvaltıda kullanılan her şey bol ve lezzetliydi. Sunumu da yeni evlenen ve sunum konusunda iddialı olan kuzenimden bile geçer not aldı. Serpme kahvaltısında benim en çok hoşuma giden şey çay ya da kahvenin sınırsız olmasıydı çünkü normalde çay içmeyen ben haftasonu kahvaltılarında galon galon çay içip kahvaltı parası kadar çay parası ödüyorum =) Ayrıca çalışanları çok ilgili servis çok hızlıydı. Başka öğünlerde de Karaköy'e gittikçe uğrayacağım Hima'ya.



   Aranızda Hima'ya daha önce giden var mı? Bana Eminönü'de kahvaltıcı önerebilecek var mı? Ülker çikolatalı gofret sevmeyen var mı?
    Hima Galata  Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »