/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

12 Nisan 2016 Salı

Piknik Sezonu Açıldı: Belgrad Ormanı


   Güneşi kucaklayıp yağmura avuç açmak yaşadığımız her güne şükretmek gerek.



   Geçtiğimiz pazar uzun zamandır çalışmadığım tek pazar olduğundan bunu değerlendirmek için her zaman yaptığımızdan farklı bir etkinlik yapıp Belgrad Ormanı'na gidelim dedik. Amacımız aslında temiz hava almak ve yürüyüş yapmaktı. Giderken yanımızda domates, salatalık, peynir falan olan bir piknik çantası aldık. Zaten iki buçuk saat yol gidince ben onları daha arabada yemeye başladım.




   Evet iki buçuk saat... Ben Belgrad'a daha önce hep Sarıyer tarafından gittim. Bu sefer Avrupa yakasından yola çıktığımız için navigasyon bizi Eyüp üzerinden saçma sapan yollardan götürdü. Gittiğimiz yolda Belgrad'a varmadan bazı belediyelerin piknik alanları vardı. Eğer sevgilinizin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız onu bu yoldan götürmenizi tavsiye ederim çünkü benimkinin içinde çizgili pijama ve beyaz aklet giyen doblo kullanan büyük enişte varmış. Beş yıl sonra kendimi doblonun kasasına doluşmuş sülailece pikniğe giderken görüyorum. Kariyer planım da mangal yellemek. Şaka bir yana sıkışık orman yoluna sağlı sollu park etmiş arabalar arasında adım adım ilerlemek bizi biraz yordu. 



   Belgrad'a vardığımızda temiz hava oh mis falan olacağız sanıyordum ancak orada da mangal yakılıyormuş. Temiz havayı alabilmek için ormanın derinliklerine gitmeniz gerekiyor. Bu yüzden bence haftasonu değil de haftaiçi giderseniz daha fazla keyif alabilirsiniz. Gitmeden eğer siz de yanınıza piknik sepeti hazırlarsanız daha fazla vakit geçirebilirsiniz hem bahara en çok yakışan etkinlik hem de laf aramızda bence çok da romantik =) 6km temiz havada yürümek de bol kalori yaktırıyormuş benden söylemesi.



   Dönüşte bizim gibi diğer piknikçilerin de döneceğini düşündüğümüz için Sarıyer üzerinden sahilden geze geze döndük.
   Bizim pazar günümüz böyle geçti. Siz bu ara haftasonları neler yapıyorsunuz? Belgrad severler burada mı? Gezip gördüklerinizi ve sen de denemelisin dediklerinizi benimle paylaştığınızda çok mutlu oluyorum hep paylaşın olur mu =)



   
Devamını oku »

28 Mart 2016 Pazartesi

Attention Please: Kitap Alışverişi


 Sürpriz seven en az 6 kitapsever arıyorum. Dünyanın herhangi bir yerinde olabilirsiniz. Bir kitap satın alacaksınız ve hiç tanımadığınız birisine göndereceksiniz. Sonra size en az 36 kitap gelecek. "Ben varım" diyorsanız manolyaozkan@gmail.com'a mail atmanız yeterli yeterli, ben size detayları mailinize cevap olarak ileteceğim. =)  

   Maillerinizi bekliyor olacağım =)

Devamını oku »

16 Mart 2016 Çarşamba

Serenad - Zülfü Livaneli



   "Fyodor Dostoyevski, insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler. Bu açıdan bakınca İstanbul'un benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Çünkü ben bu şehirde olgunlaştım." Sanırım kitapta en çok etkilendiğim cümlelerdi bunlar daha başlarında beni kendine çekmeye başladı kitap.


   Her şeyi anlatmak istemiyorum ama siz de merak edip okuyun istiyorum aynı zamanda nasıl yapsam bilemedim =) Kitap Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'in  İstanbul Üniversitesi'ne gelmesiyle başlıyor. İstanbul'da onunla Maya Duran ilgileniyor. Maya, Max'le tanışınca 60 yıllık bir aşk hikayesini ve kendi ailesine ait sırları da öğreniyor.


   Benim kitaptan öğrendiğim belki de şu günlerde unuttuğumuz bir durum. Acının dili, dini, ırkı olmaz tıpkı aşkın olmadığı gibi.



    Ve son olarak:
    " Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!" 
    Annem de hep Allah seni iyi insanlarla karşılaştırsın diye dua eder. Hep iyi insanlarla karşılaşmanız dileğiyle...
Devamını oku »

3 Mart 2016 Perşembe

Bu Pazartesi de Diyete Başlayamadım: Sihirli Spatula


   Herkese yeniden merhaba,
   Hep gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim, sonunda gidip çok sevdiğim bir mekandan bahsedeceğim size: Sihirli Spatula. Sihirli Spatula'nın atölyesi yan apartmanımda olduğu halde bir türlü gidememiştim. Özellikle yaz aylarında cam açık uyuduğum gecelerde harika pasta kokularıyla uyanmak nasıl güzel bir işkence sizlere anlatamam. 




   Geçtiğimiz hafta Tekşrdağ'dan kuzenim İstanbul'da misafirim oldu gece sohbet ederken çilekli bir pasta yemek istediğini söyledi. Bizim ailede nerede ne yenir bana sorulur. Önce onu Acıbadem Kukis'e götürmeyi düşündüm ama Acıbadem'e kadar gitmişken Sihirli Spatula'ya gidelim dedim.




   Komşularımdan duyduğum kadarı ile iki kız kardeşin işlettiği mekan dekorasyon açısından tam biz kadınların seveceği türden. İşlerini aşkla yaptıklarından mıdır benim algımın aşktan sürekli Love yazılarını seçtiğinden midir dekorasyondaki minik detaylar çok hoşuma gitti. Masal gibi bir pastahane burası. Bakmayın pastahane dediğime pastaların yanında tost, sandviç, kahvaltı, makarna, salata gibi alternatifler de mevcut.




   Biz tatlı yemek için gittiğimizden bir oreolu bir de çilekli pasta istedik. Çilekli pastası mükemmeldi. Hafif ve lezzetli idi. Oreolu olan ise benim gibi çikolata ve oreo aşığı biri için bile birazcık ağırdı. Daha sonrasında yanımıza gelen arkadaşımız tostunu ve orman meyveli pastasını denedi. İkisi de geçer not almış olacak ki giderken pastalardan evdekiler için paket de yaptırsam mı diye düşünüyordu. Kalkmadan içtiğimiz türk kahvesi her yerde içtiğimiz türk kahvesiydi ancak sunumu hoşuma gitti. Kahve ve çayın yanında getirdikleri minik kalpli kurabiyeler yüzümüzde tebessüm oluşturdu. =)



   Mekanın tek kusuru servis elemanarıydı. Belki kalabalıktan olacak çok ilgili değillerdi. O da nazar boncuğu olsun dedik. 



   Kısacası biz Sihirli Spatula'yı çok sevdik hatta pastalarına aşık olduk. Yine olsa yine gideriz. Siz de gidin =)




Sihirli Spatula Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

28 Şubat 2016 Pazar

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 6: Hima Galata

   Koşuun Karaköy'deki en ucuz kahvaltıcıyı buldum galiba: Hima Galata. Geçtiğimiz cumartesi günü kuzenlerimle kahvaltı etmek için Eminönü'de mekan araştırdık ancak içimize sinen bir yer olmadığı için Karaköy'deki mekanlara bakmaya başladık. İnternet yorumlarında Hima Galata'ya denk geldim. Zomato'da menüsüne bakıp fiyatlarına da şaşırdım çünkü serpme kahvaltısı 27 Lira idi. 



   Cumartesi günü Hima'ya gitmek için sözleştik. Tramvaydan Tophane durağında inerek mekana girmeden kapısında bizi kalpli ışıklar karşıladı girer girmez seveceğim belli idi. Çok kalabalık değildi kendimize rahat büyük bir masa seçip siparişimizi verdik. Aslında bir serpme kahvaltı üç servis isteyecektik ancak üç kişilik serpme kahvaltı dediğimiz için kocaman bir kahvaltı geldi. 



   Kahvaltıda kullanılan her şey bol ve lezzetliydi. Sunumu da yeni evlenen ve sunum konusunda iddialı olan kuzenimden bile geçer not aldı. Serpme kahvaltısında benim en çok hoşuma giden şey çay ya da kahvenin sınırsız olmasıydı çünkü normalde çay içmeyen ben haftasonu kahvaltılarında galon galon çay içip kahvaltı parası kadar çay parası ödüyorum =) Ayrıca çalışanları çok ilgili servis çok hızlıydı. Başka öğünlerde de Karaköy'e gittikçe uğrayacağım Hima'ya.



   Aranızda Hima'ya daha önce giden var mı? Bana Eminönü'de kahvaltıcı önerebilecek var mı? Ülker çikolatalı gofret sevmeyen var mı?
    Hima Galata  Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

11 Ocak 2016 Pazartesi

Silivrikapı Buz Pisti


   Herkese yeniden merhaba,
   21 yaşında ve hala neye yeteneği olduğunu bulamayan biri olarak geçtiğimiz ay bana en uygun sporun buz pateni olduğuna karar verdim. Belki keşfedilmeyi bekleyen bir yeteneğim vardır dedim ama yokmuş. Şaka bir yana Kazlıçeşme marmaray durağına gidip gelirken sürekli önünden geçiyorduk Silivrikapı Buz Pisti'nin hazır mevsim de uygunken bir denesek mi dedik. İlk olarak serbest seansta ortamı görmek istedik. Serbest seansta ilk on dakika hoca yanınıza gelerek nasıl durmanız gerektiğini ve adımları nasıl atmanız gerektiğini gösterip sizi kocaman pistte yalnız bırakıyor ben 40 dakika boyunca kenarlara tutuna tutuna sadece pisti turladım =)



   Seans çıkışı acaba özel ders mi alsak diye danışmaya sorduk. Danışmadan bizi grup dersine yönlendirdiler. Haftada iki gün olan grup dersleri normalde 10 15 kişi oluyormuş ancak bizim seçtiğimiz seans sabah 9 olduğu için 10 kişiyi neredeyse hiç görmedik. Başladığımız grup bizden çok çok ilerideydi bu yüzden hocalarımız pistin diğer yarısında bizim için ayrı parkurlar oluşturdu. Bir seansta içeride iki hoca oluyor yani grup dersi de bizim için özel ders gibi oldu. 3. dersin sonunda baya baya kayıyordum aslında =) Ama malesef derslere çok düzenli gidmiyorum bunun sebebi de ders saatimizin erken olması. Üyeliğimiz iki aylık olarak yapıldı ve sona erdiğinde daha geç bir saatte yer bulabilirsek kayıt yaptırmayı düşünüyoruz.



   Üyelik için Spor A.Ş.'nin sitesinden online kayıt yaptırmanız ve spor yapmasına sakınca yoktur diye doktor raporu almanız raporu aile hekiminizden de alabilirsiniz. Fiyatları da çok uygun.



   Her yaşta bu sporu yapabilirsiniz ama buzun üzerinde minicik minicik ayakları görünce insan keşke daha önce başlasaydım diyor. Edirne'de buz pisti yoktu leğenle kayardık biz =) Hazır okullar da tatile girecekken çocuklar evde enerjisini nasıl atacak, nasıl daha kaliteli vakit geçiririz diye düşünen varsa bence buz patenine başlatmak harika fikir. Tabi ki çocuklar için değil yeteneğiniz belki de buzda danstır daha keşfedememişsinizdir. Bir Central Park değil ama İstanbul için de şartları iyi sayılır. Umarım ben de penguen adımlarımdan kuğu gibi süzülme evresine geçebilirim. 



Devamını oku »

5 Ocak 2016 Salı

Menekşeler Atlar Oburlar - Hüsnü Arkan


   İlk gençliğimi düşle gerçek arasında bir çizgide geçirdim ben diyor Hüsnü Arkan Kırmızı Kedi Yayınlarından çıkan Menekşeler Atlar Oburlar kitabının başında. Anlatımı da düşle gerçek arasında hatta okurken neresi düş neresi gerçek zaman zaman ayırt edemedim ve düşle gerçek arasında okudum ben de kitabı.


   Ezginin günlüğü grubundan tanıdığım ve son zamanlarda Hoşgeldin şarkısıyla sık sık adını duyduğum Hüsnü Arkan'ın yazarlık yönünü de bu kitapla tanımış oldum, kalemini sevdim.
   Kitap İzmir'de ve İzmir'e yakın bir köy kasabasında geçiyor. Oburlarla gurmelerin savaşında menekşe kokan kadınların arasında güven duygusunun ne demek olduğunu atlardan öğrenen bir çocuk Hüseyin, kitapta onun gerçekle düş arasında yarısı kurgulanmış hayatını ayrıca arka planda dönemin siyasi koşullarını okuyoruz.


   Okurken keyif veren, devamını merak ettiren bir kitap oldu benim için Menekşeler Atlar Oburlar. Aranızda okuyan var mı? Siz ne düşünüyorsunuz Hüsnü Arkan'ın kitapları hakkında?


   Keyifli Okumalar...


Devamını oku »