/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

25 Ocak 2015 Pazar

Orhan Kemal-Bereketli Topraklar Üzerinde-Gurbet Kuşları


   Bu yazımı Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri 3.sınıfları ve tüm kitap severler için yazıyorum. Sevgili 3. sınıflar hayatınızın en zevkli ama en zor dönemini geçiriyorsunuz muhtemelen hepiniz okul telaşı ve sonrasında ne yapacağım düşüncesindesiniz ve bazılarınız kitap okumayı hiç sevmiyor. Ancak her Çekocu bir gün Berna Hocanın dersini alacak. Yeri gelmişken buradan bu güzel kitaplarla beni tanıştırdığı için de kendilerine çok teşekkürler ederim. Kitap okumayı sevmeyen arkadaşlarım için de vize ve final sınavlarında garanti soru olan Bereketli Topraklar Üzerinde ve Gurbet Kuşları hakkında bilgi vermeyi kendime bir borç bilirim. 2.sınıfları da unutmadık Emile Zola'nın Germinal'i için tık tık!


   Bereketli Topraklar Üzerinde ile başlamak istiyorum. Kitap Çukurova'da geçiyor. Sivas'ın köyünden Çukurova'ya gelen üç işçinin yaşam şartlarını, sılaya hasretlerini, hayatta kalma mücadelelerini, köyden kente mevsimlik göçü anlatıyor.
   Kitabın dili oldukça sade işçiler nasıl konuşuyorsa öyle yazılmış bu Orhan Kemal'in bir özelliği bu özelliğini Gurbet Kuşları'nda da göreceğiz.

   Bu üç arkadaş önce hemşehrilerinin fabrikasında iş bulma umuduyla Çukurova'ya geliyorlar. Hemşehrilik gibi enformal bir ilişki olduğunu ilk burada görüyoruz. Bir şekilde işe alındıktan sonra çok ağır şartlarda çalıştırıldıkları için Köse Hasan dayanamayıp ölüyor. Diğer ikisi bir inşaata işçi olarak giriyor Burada İflahsızın Yusuf duvar ustalığı öğreniyor. Diğer arkadaşı Pehlivan Ali ise oradakilerden birinin nikahsız eşiyle birlikte kaçıp bir çiftliğe yerleşiyor. Kitabın genelinde insanların yaşamak, karınlarını doyurmak ve sevişmek gibi temel ihtiyaçlar için çalıştığını görüyoruz. Çiftlikte güçlü olduğu için balya taşıma işine giren Pehlivan Ali bir iş cinayeti sonucu hayatını kaybediyor. Üç arkadaştan geriye sadece İflahsızın Yusuf dönebiliyor.



   Gurbet Kuşları ise kitabın devamı gibi aslında İflahsızın oğlu Mehmet büyüyor o sene gurbete düşme sırası onda o babasının her sene gittiği Çukurova'yı değil İstanbul'u tercih ediyor. Yine hemşehrisi çağırıyor. Ama sonra destek göremiyor. O dönem İstanbul'da yeniden inşa süreci var. Yapım yıkım işleri çok fazla köylülerin işçileşme sürecini görüyoruz. Köyden kente göç hızlanmış durumda kentliler köylülerden rahatsız her fırsatta bunu dile getiriyorlar. Alt konu olarak gecekondulaşma var bir de dönemin siyasi olaylarından bahsediliyor herkes Vatan Cephesi'ne girmeye zorlanıyor.



   Vize finalden önce en azından bir fikriniz olsun beş on puan fazladan alın diye paylaşıyorum bu postu okumayı sevmeyenler için. Sevenler için ise durum farklı bizden iki kitap da toplumsal gerçeklerimize ışık tutulmuş. Benden duymuş olmayın ama filmleri de var. Gurbet Kuşları'na üvey evlat muamelesi yapmışım fotoğraflarda ama kusura bakmayın artık.

   Keyifli Okumalar =)


Devamını oku »

16 Ocak 2015 Cuma

Son Umut

    Filme gideli iki hafta oldu yazısını yeni yazıyorum. Aylar sonra ilk kez yaşadığımı hissediyorum, nefes aldığımı... Sevmekten patlayacağım falan sanıyorum. Galiba artık daha düzenli yaşadığım için daha düzenliği yazacağım.



   Filme geçince beklentim gerçekten çok yüksekti. Russell Crowe, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan deyince çıta baya yukarılara çıktı. Kötü diyemem ama iyi de diyemem oyuncuların hatırına 10 üzerinden 7 diyelim bakalım. (Ya biri bana sen ne anlarsın desin ağzımın payını alayım) 



   Spolier vermeyeceğim tabi saçmalamayın ama yönetmen ne kadar Russell Crowe da alsa konu türk filmi kıvamından pek çıkamamış. Yer yer hikayeler etkilese de çok waaw olduğum bir yer olmadı açıkçası.



   İzleyelim mi izlemeyelim mi derseniz de izleyin Çanakkale Savaşı'na bir de bu tarafından bakın derim ben. Zaten havalar kötü ne yapacaksınız başka film hala vizyonda mı bilmiyorum değilse oturun kanepenize patlatın mısırınızı hatta şımartın kendinizi bira pizza ikilisini çağırın kalorileri düşmeden. Seçin filmlerinizi kışın keyfini çıkarın. Çünkü ben de yoğunluklarım biter bitmez bunu yapmanın hayalini kuruyorum. 
Devamını oku »

18 Kasım 2014 Salı

Yeni Keşfettim Çok Sevdim 5: secdus

   Herkese tekrar merhaba. Öyle yoğunum ki bu aralar bir sürü şey yapıp bunları kesin blogda paylaşacağım diyorum ama yazma kısmına gelince bir türlü fırsat bulamıyorum. Secdus'a da gideli baya oldu ama anca fırsat bulup yazabildim.



   Aranızda instagramdan secdus'u takip etmeyenler varsa hemen bir göz atıp bu zamana kadar takip etmedikleri için ağlasınlar çünkü bence instagramın en iyi profillerinden biri. Yüzü olmayan fotoğraflarla başladı aslında benim keşfim öyle her gün paylaşılan fotoğraflar değil bunlar özenilmiş her birinin ayrı hikayesi olan fotoğraflar sonra tabaklar dikkatimi çekmeye başladı kitap okuyan kız, ardından şemsiyeli...Şimdilerde ise Secdus'un bir evi var. Hem de benim eski yurdumun tam karşısında oraya gelmek için taşınmamı beklemişler gibi ama benden kaçar mı? Kaçmadı.



   Geçtiğimiz günlerde tabi ki yine Burcu'yla kahve içmek ve biraz keşif yapmak için burayı seçtik. Küçük belki de bu yüzden çok samimi bir mekan, menüsü öyle çok zengin değil çat kapı evinize gelen misafire ne sunabileceksiniz o ama sunumlar... Sunumlar gerçekten çok başarılı fotoğraflardan anlamışsınızdır. Sahibesiyle de biraz sohbet etme fırsatımız oldu o yüzü görünmeyen fotoğrafların arkasındaki gizemli yüzü hep merak ediyordum tahminlerimden daha güzel bir yüze ve kocaman bir gülümsemeye sahip gidin ve tanışın derim.




   Bir de secdus'un koleksiyonunun sergilendiği secdus shop var. İstanbul'da değilim diye üzülmeyin internetten temin edebilirsiniz her şeyi almak isteyeceğiniz için sizi şimdiden uyarıyorum ona göre benden söylemesi. 

Secdus Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato
Devamını oku »

20 Ekim 2014 Pazartesi

Fashion Week'e de Gitmedim Demem

   Geçtiğimiz hafta neredeyse tüm moda bloglarının başlıkları İstanbul Fashion Week idi. Modayla uzaktan yakından ilgim olmadığı, her sabah bugün ne giysem diye düşündüğüm, çoğu zaman buraya giderken ne giyilir ki dediğim halde ben de arkadaşımın daveti üzerine oradaydım. 

   Düşünün ben bile oradaydım. Yani modadan anlamayan insanlar, sadece orada görünmek için gelmiş olan bloggerlar, Ataşehir'de bir ev parası olan ayakkabı ve çantalarını göstermeye gelen sosyete, birbirine bok atmak için gelen ünlüler herkes oradaydı. Çok şükür son gün gittim de ''Nerdeyim ben ya?'' ya da ''Neden buradayım?'' iç hesaplaşmam çok uzun sürmedi.

   Organizasyon şirketinde tanıdığının olması aşırı iyi bir şey bu arada her yere girdim, merak ettiğim ne varsa inceledim. İnsanlar defilelerden önce uzuun kuyruklarda beklerken ben arkadaş bizimle diye pıt diye giriverdim salona. Özellikle Hakan Akkaya'nın erkek mankenlerini backstagede yakından görüp onayladım. 



   Hakan Akkaya'dan önce Zeynep Erdoğan defilesini izledim. Anladığım kadarıyla bu yıl gümüşler, metal görünümlü fileler ve brokar moda olacak.Kendimi bilmezlik yapıp ''Bunu nerde giycez yaa saçmalamış'' dediğim tasarım pek yoktu bu defilede. Defile sonunda Atiye'nin podyuma çıkması sürpriz oldu. Atiye sempatik tavırları ve içten gülüşüyle benim kalbimi kazandı. (Onun da çok umrundaymış.)




   Hakan Akkaya defilesi ise girişteki karmaşayı saymazsak harikaydı. Davetiye krizi her yıl oluyormuş duyduğum kadarıyla buna hala bir çözüm bulamamaları çok ilginç. Belki gireriz umuduyla kapıda bekleyenler, görevlilerle kavga edenler bu yıl da özellikle Hakan Akkaya defilesinde çoktu bu yüzden de gelenlerin çoğu ayakta izledi. Kalabalıktan kusacaktık ve ''Orası benim yerim canııaam'' diyen cici kızlarımızla çok karşılaştık. 


 

   Defile ise gerçekten güzeldi. ''Kız bunu kuzenin düğününde giyerim bak.'', ''Bunu eltinin kınasında giyersin'' gibi yorumlar yaptığım elbiseler içimi açtı. Uzun bacaklarıyla ünlü Ana Hickmann gözlükleri de defilede sergilendi. Defile sonunda podyuma çıkan Ana Hickmann'ı 1.65 boyumuzla kıskançlıkla izledik.
 

   Benim moda yazım bu kadar olur tabi hayatımda değişik bir tecrübe, değişik bir deneyim oldu bu da. İleride çocuklarıma, torunlarıma anlatırım. 
   Hoşçakalın...
Devamını oku »

12 Ekim 2014 Pazar

Pucca Günlük 2: Ve Geri Kalan Her Şey

   Her gün diyorum ki bugün artık bir post hazırlayayım ama eve gelince hiç aklıma gelmiyor ne yapacaktım diye düşünmekten kafayı yiyorum sonra. Aslında yazmak istediğim milyonlarca yazı var kafamda eğer bunlar boş vakitlerimde aklıma gelirse yazacağım sırayla.



   Bayramdan önce hatta tatile gitmeden önce başladım bu kitabı okumaya. Son zamanlardaki psikolojik durumuma ve aşk hayatıma cuk oturan bir kitap oldu. Ceriyi de yaz boyunca aylaklıktan sürekli izlediğim için tanıdığım bir çift gibi geldi. Evlilik isteği, korumacı tutumu, her şeyi ben bilirim havaları, olgunluğu, beklentileri, anlaşamadıkları noktalar... Okurken ay tatlım var benim de başımda aynısı dedim durdum. Bazen de oh be bunları yaşayan bir tek ben değilmişim delirmeyeyim bari dedim.


   Kısa keseceğim Dizüstü edebiyat serisini oldukça eğlenceli buluyorum ve lise yıllarımdan beri Pucca'nın da hem blogunu hem de kitaplarını severek okuyorum size de tavsiye ederim. 



   Keyifli Okumalar...
Devamını oku »

8 Ekim 2014 Çarşamba

#BookChallengeTag

   Blog sayesinde okumaya başladığım ve sanki arkadaşımmış gibi hissettiğim; yazılarını, yorumlarını çok samimi bulduğum Eskiden Çok Eskiden beni mimlemiş ben de seve seve yanıtlıyorum. 


   1.İlk hayranlığım: Şeker Portakalı-Jose Mauro de Vasconcelos
   Şeker portakalı benim okuduğum ilk roman bu yüzden de benim ilk hayranlığım, ilk aşkım.

  
   2.Favori Serim: Boleyn Serisi-Phıllıppa Gregory
   Bu serinin favorim olmasının en büyük nedeni o zamanlara ve Fransa'ya aşık olmam. Yanlış zamanda yanlış yerde yaşadığımı düşünüyorum sık sık.


   3.Favori Kitabım: Kürk Mantolu Madonna-Sebahattin Ali
   Bu kitapla biraz geç tanışmış olsam da sanırım en sevdiğim bu ama bunun yanında Küçük Prens ve Düşes de favori kitaplarım. Biraz kararsız kaldım.


   4.Favori Erkek Karakterim: Favori erkek karakterim Orhan Veli. Yalnız Seni Arıyorum'da o kadar aşık olmuştum ki ona. Kendimi mektuplarına cevap yazıp onun gibi biri çıksın karşıma diye dua ederken bulmuştum.


   5.Favori Bayan Karakterim: Düşes-Amanda Foreman. Çünkü okurken hem sevdim, hem kızdım, bazen sinirlendim gerçek bir kadındı. Benim, onun, sizin gibi. Hataları, tutkusu, aşkları, duyguları vardı.


   6.Favori Okuma Saatim: Favori okuma saatim yok benim her yerde, her an, her şekilde okurum ama favori okuma mekanım var otobüsler ve eğer oturuyorsam toplu taşıma araçları. İnsanlardan kendimi soyutlayıp kitaplara dalmak beni çok mutlu ediyor. 
   
   Ben de eğer hala bu mimi cevaplamadılarsa:




 Ve yanıtlamak isteyen herkesi davet ediyorum =)



Devamını oku »

1 Ekim 2014 Çarşamba

MARMARİS


   Dün akşam size sanal Akyaka turu yaptırmıştım bu akşam rotamızda Marmaris var. Akyaka'dan Marmaris'e doğru yola çıktığımızda önce Akçapınar köyüne uğruyoruz. Köy yolu sağlı sollu ağaçların arasından geçtiğiniz müthiş bir yol ve sanırım bu yol babam ve oğlumun meşhur sahnesinin çekildiği yol. Akçapınar'da durup meşhur tostçusunda tost, pide ve nar suyu söylüyoruz. Özellikle nar suyu harika. Mekanla ilgili ilk izlenimim ise insanlar köye tostçu açmış ve biz bunun için kalkıp buraya geldik manyak mıyız olmuştu. Üstelik biz Marmaris'e giderken uğramadığımız için başka bir gün özellikle sadece burası için geldik. Geldiğimize değdi gerçekten. Tostunuzu yediyseniz bekliyorum.



   Akçapınar'dan Marmaris'e geldiğimizde Eylül ayında bile çekilmeyen öğlen sıcağında size önerebileceğim en güzel şey klimalı bir mekan bulup serinlemeye çalışmak. Bunun için bahsedebileceğim iki mekan var birisi Bono Beach Cafe. Bono hemen sahilde önünden denize girebileceğiniz çalışanlarının ilgili olduğu güzel bir mekan sahilde onun gibi pek çok mekan var herhangi birini tercih edebilirsiniz ancak biraz daha marina yakınlarında iseniz size asla tavsiye etmediğim bir mekandan bahsedeceğim. Arkadaşlarımla akşamüstü kahvesi için bu mekanı rastgele seçtik. Let's be Friends Cafe- Bar... Marmaris'in aşırı sıcağında serinemek için dondurma da karar kıldık ve seçimlerimizi söyledik. Karamel isteyenlere antep fıstığı geldi. Garsonu çağırıp yanlış gelmiş deyince bizim üç yaşında olduğumuzu falan sanmış olacak ki o karamel tadına bakın dedi. Kuzenim tadına baktı ve bildiğin antepfıstığı dedi. Ki zaten yeşil karamel mi olur. Tam o sırada mekanın işletmecisi olduğunu düşündüğümüz bii yanımıza gelip hanımlar dondurmaları beğendiniz mi demez mi resmen dalga geçtiklerini düşünürek doğru gelse beğenebilirdik belki dedim özür dileyip cuplarımızı aldılar ve bu sefer servisimize bakan garson yanımıza gelip karadut ister misiniz dedi. Rengi tutturamadık isim tutsun diye düşünmüş olacak ki neden karamel istiyoruz diye ısarar edince bize karadutun güzel olduğunu falan anlattı. En sonunda bu kadar salak yerine konmaya dayanamayıp karamel yok mu dedim ve malesef dedi. Gerçekten başıma gelen en komik olay bu sanırım. Sipariş verirken üzgünüm elimizde kalmadı demek yerine bizi salak yerine koyup yanlış getirmeyi tercih ettiler ve nasılsa bunu fark etmeyeceğimizi sandılar. Alkışlar onlar için geliyor.






   Neyse Marmaris'in bir de çarşısı var üzeri kapalı hediyelik eşya, kıyafet ve yoğunlukla mayo bikini satan gezmenizi tavsiye edebilirim. Bunun dışında uzuun bir sahili var tatlı, romantik akşam üstü yürüyüşleri için ideal biz kız kıza gittik o ayrı.





   Akşam olunca ise gerçekten çok hareketli bir gece hayatına bodoslama dalıp kafaları dağıtabiliceğimiz kalabalık bir barlar sokağı var bu barlar arasında Arena en ünlülerinden gitmişken köpük partisine denk getirelim bari. Derseniz ki tatil demek huzur demek açtıralım şarabımızı alalım peynir tabağımızı onun için de sahilde Yunus'u tavsiye ederim benim gittiğim akşam kaliteli şarkıları kendi tarzlarında yorumlayan başarılı bir grup vardı. Ondan önceki akşam da blackparti varmış. Eğlenirken dinlendim. Sizi şu konuda uyarmalıyım burada gece asla bitmiyor bu yüzden otelinizi bizim gibi sahilde seçerseniz uyku konusunda biraz problem yaşayabilirsiniz.



   Bunun dışında içimde kalanlar tekne turu ve parasailing. Yüzme bilmeyen insan dalmayı ne bilsin teknede napsın. Bayramdan sonra yüzme kursuna başlıyorum ama siz gitmişken tekne turuna da katılın değişik değişik birbirinden mükemmel koylarda yüzmenin tadını çıkarın ben size sonradan katılırım. 



   Keyifli okumalar, bol gezmeler...
   
Devamını oku »