/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */

1 Ekim 2014 Çarşamba

MARMARİS


   Dün akşam size sanal Akyaka turu yaptırmıştım bu akşam rotamızda Marmaris var. Akyaka'dan Marmaris'e doğru yola çıktığımızda önce Akçapınar köyüne uğruyoruz. Köy yolu sağlı sollu ağaçların arasından geçtiğiniz müthiş bir yol ve sanırım bu yol babam ve oğlumun meşhur sahnesinin çekildiği yol. Akçapınar'da durup meşhur tostçusunda tost, pide ve nar suyu söylüyoruz. Özellikle nar suyu harika. Mekanla ilgili ilk izlenimim ise insanlar köye tostçu açmış ve biz bunun için kalkıp buraya geldik manyak mıyız olmuştu. Üstelik biz Marmaris'e giderken uğramadığımız için başka bir gün özellikle sadece burası için geldik. Geldiğimize değdi gerçekten. Tostunuzu yediyseniz bekliyorum.



   Akçapınar'dan Marmaris'e geldiğimizde Eylül ayında bile çekilmeyen öğlen sıcağında size önerebileceğim en güzel şey klimalı bir mekan bulup serinlemeye çalışmak. Bunun için bahsedebileceğim iki mekan var birisi Bono Beach Cafe. Bono hemen sahilde önünden denize girebileceğiniz çalışanlarının ilgili olduğu güzel bir mekan sahilde onun gibi pek çok mekan var herhangi birini tercih edebilirsiniz ancak biraz daha marina yakınlarında iseniz size asla tavsiye etmediğim bir mekandan bahsedeceğim. Arkadaşlarımla akşamüstü kahvesi için bu mekanı rastgele seçtik. Let's be Friends Cafe- Bar... Marmaris'in aşırı sıcağında serinemek için dondurma da karar kıldık ve seçimlerimizi söyledik. Karamel isteyenlere antep fıstığı geldi. Garsonu çağırıp yanlış gelmiş deyince bizim üç yaşında olduğumuzu falan sanmış olacak ki o karamel tadına bakın dedi. Kuzenim tadına baktı ve bildiğin antepfıstığı dedi. Ki zaten yeşil karamel mi olur. Tam o sırada mekanın işletmecisi olduğunu düşündüğümüz bii yanımıza gelip hanımlar dondurmaları beğendiniz mi demez mi resmen dalga geçtiklerini düşünürek doğru gelse beğenebilirdik belki dedim özür dileyip cuplarımızı aldılar ve bu sefer servisimize bakan garson yanımıza gelip karadut ister misiniz dedi. Rengi tutturamadık isim tutsun diye düşünmüş olacak ki neden karamel istiyoruz diye ısarar edince bize karadutun güzel olduğunu falan anlattı. En sonunda bu kadar salak yerine konmaya dayanamayıp karamel yok mu dedim ve malesef dedi. Gerçekten başıma gelen en komik olay bu sanırım. Sipariş verirken üzgünüm elimizde kalmadı demek yerine bizi salak yerine koyup yanlış getirmeyi tercih ettiler ve nasılsa bunu fark etmeyeceğimizi sandılar. Alkışlar onlar için geliyor.






   Neyse Marmaris'in bir de çarşısı var üzeri kapalı hediyelik eşya, kıyafet ve yoğunlukla mayo bikini satan gezmenizi tavsiye edebilirim. Bunun dışında uzuun bir sahili var tatlı, romantik akşam üstü yürüyüşleri için ideal biz kız kıza gittik o ayrı.





   Akşam olunca ise gerçekten çok hareketli bir gece hayatına bodoslama dalıp kafaları dağıtabiliceğimiz kalabalık bir barlar sokağı var bu barlar arasında Arena en ünlülerinden gitmişken köpük partisine denk getirelim bari. Derseniz ki tatil demek huzur demek açtıralım şarabımızı alalım peynir tabağımızı onun için de sahilde Yunus'u tavsiye ederim benim gittiğim akşam kaliteli şarkıları kendi tarzlarında yorumlayan başarılı bir grup vardı. Ondan önceki akşam da blackparti varmış. Eğlenirken dinlendim. Sizi şu konuda uyarmalıyım burada gece asla bitmiyor bu yüzden otelinizi bizim gibi sahilde seçerseniz uyku konusunda biraz problem yaşayabilirsiniz.



   Bunun dışında içimde kalanlar tekne turu ve parasailing. Yüzme bilmeyen insan dalmayı ne bilsin teknede napsın. Bayramdan sonra yüzme kursuna başlıyorum ama siz gitmişken tekne turuna da katılın değişik değişik birbirinden mükemmel koylarda yüzmenin tadını çıkarın ben size sonradan katılırım. 



   Keyifli okumalar, bol gezmeler...
   
Devamını oku »

29 Eylül 2014 Pazartesi

AKYAKA

   İnstagradan taki edenler bilir bir kaç hafta önce minnak bir Muğla turuna çıktım üç durağım oldu: Kötekli, Akyaka vee Marmaris...Kötekli'den hızlıca bahsedip geçeceğim. Kötekli Muğla'da Üniversitenin bulunduğu yer üniversite burada olduğu için öğrenci mekanları, öğrenciye gereken her şey var. Sevimli, şirin bir yer herkes birbirini okuldan tanıyor. En fazla dikkatimi çeken şey ise aşırı ucuz olması zaten Muğla genel olarak ucuz geldi bana. Baya dağınık olarak gezdim aslında ama size düzeni bir tatil planı yapayım da seneye de kullanın. Benden uyarması sevgilinizle yapmayın planı son hafta ayrılırsınız sonra işin yoksa en baştan başla...

   Muğla'dan Akyaka'ya gitmek için yola çıktığımızda önce seyir terasına uğruyoruz tabi ben bunları hep aylaklıktan izlediğim yaz dizilerinden öğrendim. Seyir terası manzarası baya güzel. Ama burada karnınızı doyurmayın benim rotamda size başka önerilerim var: fotoğraflarınızı çekip organik ürünlerden alın ve hadi yola devam edelim. 



   Hani o dizide görüyoruz ya bi derede ayaklarını çıkarıp su içindeki masalarda yalın ayak oturuyorlar. Akyaka'ya kadar gitmişken bunu yapmaktan geri duracak değiliz tabi ama su gerçekten o kadar soğuk ki sadece ayağımın fotoğrafını çekip Azmak'a da girmedik dememek için girelim dereye. Ördekler, buz gibi su, mis gibi oksijen allam beni buraya gömüüün. Tabi temiz hava insanı baya acıktırıyor üstelik daha kahvaltı etmedik. Azmak kenarında pek çok resteurant var bunlardan ''Cennet'' test edildi onaylandı. 




   Kalorileri alıyoruz, alıyoruz sonra nasıl vereceğiz tabi ki yüzereeek. (20 yaşında yüzme bilmeyen kızın triplerine bakın allah aşkına) Deniz müthiş şezlonlar ucuz gidin yatın bütün gün bir taraf dağ, bir taraf deniz...Su da mükemmele yakın üstelik. Parasailing de yapın tabi gitmişken ama eğer korkar da dönerseniz canınız sağ olsun. Hayatta en çok yapmak istediğim şeyleren biri olduğu için ben parasailing, yamaç paraşütü gibi şeyler için özel birini beklemeye karar verdim bazı şeyler özel olmalı, gelişigüzel insanlarla harcanmamalı diye düşünüyorum. Bir de yalnız yapmaktan azcık korktum tamam.



   Ben burayı çok sevdim. Siz de gidin siz de sevin =)
   
Devamını oku »

28 Eylül 2014 Pazar

Hayvan Çiftliği

   ''Düzenli hayat düzenli blog'' diye kendi kendime kurallar koydum size yazmayı planladığım bi milyon yazı var kafamdan ama ilk önce bir kitap önerisinde bulunacağım. Aslında bu kitabı yazın okudum ama anca yazabiliyorum her şeyi. 


   İnstagramda ders kitabı gibi peri masalı diye bahsetmiştim gerçekten de öyle. George Orwell'ın Hayvan Çiftliği bir siyaset eleştirisi kitabı olduğu için biraz okuldaki derslerimi hatırladım ama daha çok kitap sanki günümüzü anlatıyordu bu sayfaları okurken sanki günlük bir gazeteyi okuyor ya da televizyonda bir haber izliyor izlenimine kapıldım zaman zaman. 



   ''Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.'' Bu sözün üzerine sayfalarca yazılır, günlerce düşünülebilir. Sadece etrafımıza yarım saat baksak bu söze o kadar çok örnek gösterebiliriz ki hele ki ülkemizde insanlar arasındaki uçurum bu kadar derinken. Yine de bir şeyleri anlayıp anlamlandırabilmek için okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. 



   Keyifli okumalar...
Devamını oku »

3 Eylül 2014 Çarşamba

Yalnız Seni Arıyorum

   Heey, Selam! Beni özleyenler buraya diksin =) 



   Uzun bir zamandır bloga uğrayamıyorum. Yeni kararlar almak, yeni bir hayata başlamak, yeni bir düzen oturtmak sandığım kadar da kolay değilmiş çünkü. Ağzımdan çıkan tek bir sözcüğün hayatımda bu kadar büyük etkiler yaratacağını asla tahmin edemezdim. Ben bu dönemde ne mi yaptım biraz kitap okudum, biraz tatil yaptım, biraz dinlendim ve çokça kendimle baş başa kaldım. İşte Orhan Veli ile bu dönemde tanıştım.

   Yalnız Seni Arıyorum Nahit Hanım'a mektuplar bana iki günde bitecek incecik bir kitap gibi görünmüştü ama hayatımın en kararsız en ne yapacağını bilmez döneminde elimde olduğu için bir türlü bitmedi. Her mektubu sindire sindire okudum. Sanki Orhan Veli hayatımın aşkıydı ve mektuplar bana yazılmıştı. İlk mektup ikinci mektup okuyup giderken yavaş  yavaş hoşlanmaya başlamıştım. Hayatımın erkeği Orhan Veli miydi? Aralarındaki mesafe, Nahit'in başka biri ile olması, huysuzlukları, şımarıklıkları, birbirlerini görememeleri asla vazgeçirmemişti onu. O her şeye rağmen aşıktı. Özlediğim, beklediğim, düşlediğim aşk Orhan Veli'deydi ne yalan söyleyeyim biraz kıskandım. İnsanlar ne aşklar yaşamış diye hasetlendim. Mektupları okurken bana mı yazmış dediğim çok oldu hatta cevapladığım mektuplar oldu. Cevap yazmadan yenisine geçemediğim mektuplar. 



   İlk kez mektup türünde yazılmış bir kitap okudum. Orhan Veli'nin şiirlerini severim ama mektuplar... Birinin özeline girdim, hayatındaki belki kimseyle paylaşmadığı iki kişi arasında sır olan duygularını öğrendim. Değişik ve güzel bir deneyim oldu benim için kitap biteli epey oldu ancak ben bazen çok bunaldığım zamanlarda açıp bir mektup okuyorum. Bazen daha öncce dikkat etmediğim bir cümle o an ki ruh halime göre dokunuyor kalbime. Anlayacağınız kitabı şiddetle tavsiye ederim hatta mektup okumanızı tavsiye ederim.
   Keyifli okumalar...
Devamını oku »

24 Temmuz 2014 Perşembe

AŞKA VEDA


   Dün akşamın kitabı Can Dündar'da Aşka Veda idi bitirebilmek için sabahladığımdan yorumu bu akşama kaldı. Kitapta Can Dündar'ın aşka dair köşe yazıları toplanmış. Daha çok 
aşkın dönüşümünden bahsetmiş. Sekssiz aşktan aşksız sekse doğru bir dönüşüm... Daha ön sözünde öyle güzel anlatmış ki aşkın nasıl bir değişim gösterdiğini. Yani bence o aşk değil ancak günümüz ilişkilerinde aşk sanıp hunharca tükettiğimiz duygu. Bence aşk bir kez olur şanslıysak bunu fark ederiz, belki fark edemeden ölürüz ama aşk tükenmez, veda edilmez, her zorluğa göğüs gerer ve aşk iki kişiliktir. Biri sizi her koşulda, her halinizle sever ve asla vazgeçmezse siz kendinizden önce onu düşünür kendi mutsuzluğunuzu onun mutsuzluğuna yeğelerseniz, incinmesin,kırılmasın diye nefes almaktan bile korkarsanız işte bu aşktır. Tabi bu en kaba tabiriyle aslında birazcık daha derin.



   Bu kitabın asıl sevdiğim yanı ise sadece 5TL'ye sahip olmam. Benim 5Liraya mutluluklar listem olduğunu biliyor muydunuz? Bazen bir demet çiçek bazen iki simit bir çay bazen de böyle bir kitapla utlu olabilirim ve bu bana dünyanın en pahalı şeylerinden çok daha fazla zevk verir. Sizin de 5 liraya mutluluklarınız varsa lütfen benimle paylaşın yoksa da hemen yaratın. Küçücük şeylerle mutlu olduğunuzda göreceksiniz ki büyük şeylere çok da ihtiyacınız yok. Beklentiyi düşürmeyin tabi ki hep daha fazlasını isteyin ama maddi değeri az olan şeylerle de mutlu olmanın keyfini yaşayın.

   Keyifli okumalar...
Devamını oku »

22 Temmuz 2014 Salı

Çavdar Tarlasında Çocuklar

      Çavdar Tarlasında Çocuklar'a yanlış zamanda başladığımı düşünüyorum kitaba ilk başladığımda biraz zorlandım çünkü aslında çok fazla olay olmasına rağmen çok durağan bir kitap okuduğunuzda göreceksiniz zaten olaylar sadece bir kaç gün içerisinde geçiyor. Okuldan atılan bir çocuk eve dönene kadar başından geçenleri anlatıyor. Kitapta beni çok rahatsız eden bir şey vardı başlangıçta bunun çevirinin kötü yapılmasından kaynaklandığını düşündüm kitap aynı zamanda Gönülçelen adıyla da çevrilmiş ve onun daha iyi bir çeviri olduğu söyleniyor ama sonra araştırınca bunun yazarın üslubu olduğunu anladım. Beni rahatsız eden şey çocuğun .....filan, .....yani, vay canına, lanet, felaket, kıyak, tabii, fena değildir, örnek olsun diye söylüyorum, bayağı....., gerçekten, söz gelimi kelimelerini çok fazla kullanmasıydı. Bir süre elim gitmedi kitaba ve bu akşam tekrar okumaya başladım.



   Kitabı anlamam da bundan sonra başladı zaten. Sakin kafa ile hunharca sırf tüketmek için değil ruhumu dinlendirmek için okudum kitabı. Aslında hayatta bazı şeylerin anlamsızlığında anlamlar yüklü olduğunu, aklımıza bile gelmeyen ama sürekli gözümüzün önünde olan durumları durup düşünmek gerektiğini fark ettim. Sonra Holden ve öğretmeni arasında geçen konuşmada şu satırlar çarptı gözüme bu aralar içinden çıkamadığım duygusal karmaşama çözüm yolu oldu. Nefes aldım ve huzura ulaşmanın bir kitabın bir kaç 
satırını okumak kadar kolay olduğunu tekrar fark ettim.



   Keyifli okumalar...
Devamını oku »

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Çocukluğumuza İniyoruz

   Herkes için tatilin anlamı farklıdır benim için tatil sessizlik, huzur ve daha çok kitap okumak demek. Tatilde okumak için kitap seçerken çocukken okumadığım ve bu ara çok duyduğum bir kitabı, Küçük Prensi ve benim okuduğum ilk roman olan ancak tam anımsayamadığım başka bir kitabı, Şeker Portakalı'nı seçtim. Bu iki kitabı da severek okudum. Hazır tatildeyken çocuklarınızı da kitap okumaya teşvik etmek için güzel seçimler olacağını düşünüyorum. 
   
   Küçük Prens:
   İçinizde benim gibi bu yaşına kadar okumayanlar varsa bu kitabı okumak için daha fazla geç kalmamalı. Beş yaşındaki kuzenim bile haberdar bu kitaptan kitabı odamda bulmuş getirip
bu çocuğun tilkisi nerde diye sordu, bu kadar geç okuduğum için biraz utandım. Baş ucu kitabı olacak cinsten bir kitap çünkü. Bir çocuk kitabı olmasına rağmen büyüklere de oldukça fazla şey katacağını düşünüyorum. Yazar ile küçük prens arasında geçenlerin anlatıldığı kitap incecik ve bir çırpıda okunuyor. Plajda bile okuyabileceğiniz cinsten ki zaten Plajlar ve plaj kitapları listesi'nde de yer alıyordu.




   Şeker Portakalı:
   Şeker Portakalının benim için yeri ayrı, benim henüz ikinci sınftayken şubat tatilinde okuduğum ilk roman. Küçük Zeze o zaman da etkisi altın almıştı beni ancak fark ettim ki kitaba dair şeker portakalı fidanı ve Zeze'nin ablası dışında hiç bir şey hatırlamıyorum. Tekrar okumaya karar verdim. Bizim evimizde kitap saklama bilinci yeni yeni olmuşmaya başladı hatta tam oluşmadı bile annem eskiden kalma bir alışkanlıkla kitaplarımı anneannemin köyüne götürür ihtayacı olanlarda kullansın diye ya da ben ikinci el kitap alan yerlere götürürdüm kitaplar yerlerine yenileri alınır daha fazla kitap okuyabimek için ancak artık kitaplarımı biriktirmeye başladım. İleride kocaman bir kütüphane hayali kurarak saklıyorum kitaplarımı. Sevgilimin annesi de kaplamış kitabını, etiketlemiş bile inanılmaz hoşuma gitti. İleride kütüphanemin en güzel yerine koyacağım, hep gözümün önünde olsun da Zezenin küçük kalbinin ne büyük şeylerle başaçıkabildiğini unutmayayım diye.




   Keyifli Okumalar...

   Yazmıştım yazımın taslağını hazırlarken ama bazen işler istediğiniz gibi gitmez, bir şeyler düşündüğünüz gibi olmaz kalbiniz başka mantığınız başka şeyler ister. Bazen seçim yapmak zorunda kalırsınız bazen yaptığınız seçimlerden pişman olursunuz ama döndüğünüzde çok geç kalırsınız bazen yalnız kalmak için herkesi kovar bazen de aslında kimsenin yanında olmadığının farkına varırsınız. Bazen size deli oluyor sandığınız insanın umrunda olmadığını fark eder bazense aslında umursamadığınızı sandığınız birine aşık olursunuz. Bazen kahkalarla gülerken bazen hıçkırarak ağlarsınız.
Devamını oku »