/* START ADD READ CONT*/ /* END ADD READ CONT */
pariste gece yarısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pariste gece yarısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2014 Çarşamba

Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı)

   

   Evlenmek üzere iken başka birine aşık olabilir misiniz? Aynı anda iki kişiyi sevebilir misiniz? Üstelik biri sizin zamanınızda yaşamıyorken... Hiç planlamadığınız anda gerçek aşkın karşınıza çıkacağına inanır mısınız? Bu filmi izledikten sonra kendimce bunları sorguladım. Olabilir miydi? Yani her şey filmlerdeki gibi olabilir miydi?
   Woody Allen yönetmenliğindeki filmin başrollerinde Owen Wilson, Rachel McAdams ve Marion Cotillard var.

   İsminden de anlaşılacağı gibi film Paris'te, evlenmek üzere olan genç bir yazarın başından geçiyor, Gil. Evlenmek üzere olduğu Inez, ailesi ve Gil Paris'e geliyorlar. Gil evlendikten sonra Paris'e yerleşmeyi öne sürüyor ve nişanlısının aynı fikirde olmadığını anlıyor dahası Paris'te geçirdikleri dönemde nişanlısının neredeyse hiç bir konuda onunla aynı fikirde olmadığını anlıyor. Gil yağmur yağarken Paris sokaklarında gezmekten büyük keyif alırken bu nişanlısı için hiç bir şey ifade etmemektedir ayrıca Inez'in her şeyi çok bilen arkadaşları da Gil'i pek memnun etmemektedir. Bir akşam Inez ve arkadaşları şarap tadımından sonra dansa giderken Gil otele dönmek ister. Sarhoş olduğu için Paris sokaklarında kaybolur ve kendini hayran olduğu dönemde,1920'lerde ve hayran olduğu insanlar arasında bulur. Bu genç yazarımızın edebiyatçı kimliği ve tutkusunu pekiştirir. Gil kitabını değerlendirmesi için Ernest Hemingway'den yardım ister. Ancak Hemingway reddeder ve kitabını değerlendirmesi için Gertrud Stein'den ricada bulunur kendi de kitaplarını değerlendirmesi için sadece ona güvenmektedir. Getrund'un evinde Pablo Picasso ve sevgilisi Adriana ile tanışır ve Adriana'dan hoşlanır çift birlikte keyifli vakit geçirirken Belle Epoque dönemine giderler ve Adriana orda kalmak ister. Bu arada Gil nişanlısından ayrılır. Adriana da geçmişte kalınca Paris'e yerleşmeye karar verir ve ne yapacağını nereden başlayacağını bilemez bir şekilde dolaşırken daha önce hediyelik eşya satan bir dükkanda tanıştığı bir kızla karşılaşır. Ve Gil dönemi ve Paris ile bütünleşir.

   Filmin ana fikrini Belle Epoque döneminde tanıştığı ressam Edgar Degas açıklıyor aslında. İnsanlar her dönemde geçmişte bir yerlerde yaşamanın hayalini kurarlar ancak kendileri için muhteşem olan dönemin insanları ise daha da geçmişi düşlerler. Anlıyoruz ki en iyisi bize öyle gelmese bile bugün ve bugüne karışıp ona değer katmalıyız.
   İyi seyirler...
Devamını oku »