Ben Meriçliyim. Meriç Edirne'nin çok küçük bir ilçesi. Meriç nehri kıyısında bir çok köyü var Yunanistan köylerine komşu. Bir de türküsü var bu küçük ilçenin. Babuba... Babuba ''Be Baba'nın'' bizim şivemize çevrilmiş hali.
Anlatılana göre Edirne'deki köylerden birinde Eyüp diye bir genç varmış. Bu genç ağanın kızına aşıkmış kız da ona. Ama çocuk fakir olduğu için kızın babası vermek istememiş kızını Eyüp'e. Yunan köylerinin birindeki bir ağanın oğluna vermiş kızını. Eyüp de karşı kıyıya giden aşkının ardından bu türküyü söylemiş.
Devamını oku »
Anlatılana göre Edirne'deki köylerden birinde Eyüp diye bir genç varmış. Bu genç ağanın kızına aşıkmış kız da ona. Ama çocuk fakir olduğu için kızın babası vermek istememiş kızını Eyüp'e. Yunan köylerinin birindeki bir ağanın oğluna vermiş kızını. Eyüp de karşı kıyıya giden aşkının ardından bu türküyü söylemiş.
Bu türkünün hikayesini dedem çok küçükken anlamıştı. Meriç kıyısına pikniğe gitmiştik. Hep merak ederdioradaki insanlar da bizim gibi mi acaba diye. Ben de evleneceğim Yunanistan'dan biriyle demiştim dedem hikayeyi anlattığında. Hep masal gibi bi aşk düşlemiştim çünkü. Herkes prenses olurken ben gelin olurdum. Benim için gelin kutsal mertebe gelinlik kutsal kıyafetti. Bir de Yunan erkekleri çok yakışıklı değil mi ya. Mesela Yabancı Damat'ta oynayan Özgür Çevik. Biliyorum o Trakyalı ama benim için her zaman Niko olarak kalacak.
Bu türkünün bendeki yeri çok farklı adeta benim için bir ninni kim bilir kaç Trakya düğünde annem ortada göbek atarken ben bu şarkı eşliğinde uykuya daldım anneannemin kucağında, bir de halk oyunları oynamıştım ilk okulda tam üç yıl aynı şarkı, aynı kostüm, aynı kareografi hep eğlenceydi benim için bu türkünün anlamı hep mutluluktu, hep aileydi, hep çocukluktu.
Ta ki bu güne kadar. Bugün Youtube'da tesadüfen karşılaştım bu türküyle. Tıklamaz olaydım. En sevdiği müzik sesi klarnet olan bir kızım zaten. Başındaki klarnet sesiye boğazım düğümlendi. Zaten sevdiğim, iki gözüm, yunan heykeli gibi adam ellere yar olmuş. Annemi de özledim, kardeşimi de özledim. Babamı bile özledim keşke anlatabilseydim ona yaşadıklarımı ama çok uzun süredir o ilişkide bir baba kız değiliz. Gözlerimin karesi kırmızılar olana kadar ağladım ben de. Buraları sevmiyorum yalnız olunca. Yarın yine pazar. Ne mi yapacağım? Saçmalamayın ya tabi ki bütün gün yataktan çıkmadan onun üstünde sunday yazan çorabının aynısını giyip bende kalan aşk filmlerini izlemeyeceğim. Arkadaşlarımla buluşurum Bağdat Caddesinde kahvaltı, alışveriş falan... Belki akşam da Zonguldak'taki maden işçilerinin hayatını anlatan bir belgesel izlerim. Dünyanın sonu değil sonuçta. Size de iyi pazarlar şimdiden