Ömer ile Macide'nin hüzünlü aşk öyküsü anlatılıyor kitapta, aşkın yanında biraz siyasetten ve çokça da insanın kendi iç hesaplaşmasından bahsediliyor. Kürk Mantolu Madonna kadar olmasa da etkiledi Sebahattin Ali'nin kitabı beni. Karakterlerin iç konuşmalarını okurken kendi iç hesaplaşmamı yaptığımı fark ettim diğer Sebahattin Ali kitaplarında olduğu gibi.
"Ben ikide birde böyle oluyorum,bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiç birinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile...Sadece bir yalnızlık ihtiyacı." Siz de zaman zaman hissetmiyor musunuz bunu?
İçimizde bir şeytan var. Ömer Macide'yi inandırdığı gibi inandırdı beni de bu fikre. İçimizde kendimizle çatışmamıza sebep olan, bazen düşündüklerimizden utanmamıza neden olan, bazen kendimizi tanıyamamızı sağlayan bir şeytan. Ömer içindeki şeytanla yüzleşiyor kitapta. Bizler acaba yüzleşebiliyor muyuz içimizdeki şeytanla?
"Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
Evet hayatın anlamını sorgulatan bir kitap İçimizdeki Şeytan. Sonunda ne olacağını merak ettirdi bana, Ömer'e kızmama izin vermedi, Macide'yi anladım hatta haklı buldum. Ama Ömer gibi düşündüm kimi zaman kimi zaman Bedri gibi. İçimdeki Şeytan'ı keşfettim.
Keyifli okumalar... =)




mumlarımız aynı:D gerçi ben hemen 2'sini bitirdim :D
YanıtlaSilBeni evimde olsaydı şimdiye kadar çoktan bitmişti =) ama annemin mumları sadece bakılmak içindir yakılmak için değil =)
Sil