Frida Meksikalı bir ressam. Geçirdiği bir otobüs kazası yüzünden bir çok amelyat geçirdi, vücudunun neredeyse tamamı alçıda kaldı. Yataktan kalkamadı bu dönemde ailesi onu resme teşvik ediyor. O zamanlar sevgilisi olan adam gelip ona gideceğini ve belki de dönmeyeceğini söylediğinde o hırsla daha çok resim yaptı.Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yapmaya başlayan Frida resimlerini Diego Riveraya gösterdi. Onunla siyaset ve sanat çevrelerine giren Frida sosyolist partiye üye oldu. Diego ile olan arkadaşlığı aşka dönüştü. Sonunda Frida Diegonun üçüncü eşi oldu. Çok sevdi Diegoyu ama Diego değişmedi.
Kendisinden 20 yaş büyük Diego 2 kez evlenmişti çocukları da vardır. Sadakatsizliği ve çapkınlığıyla tanınan bu adamla evlenmesine tabi ki karşı çıkmıştı annesi. Aşk sınır ya da engel tanır mı? Çalkantı basit bir
kelime bence onların aşkı için. Birlikte büyük acılar yaşadılar; sağlık sorunları, düşük, mesleki başarısızlık, sadakatsizlik. Bazen karşılıklı. Ama yine de küçük kadınıydı Frida Diegonun ve Frida biliyordu belki biri sizi küçük kadınım diye seviyorsa bırakılmaması gerektiğini. Ben geç öğrendim. Diego'nun kız kardeşiyle de olması çok derinden yaraladı Frida'yı. Frida’nın da farklı kadın ve erkeklerle dahası Meksika’da sürgünde olan ve evlerinde misafir ettikleri Troçki ile birlikte olması ayrılmalarına neden oldu.
Ayrılınca aşk biter mi? Bitmedi.
Sadece aşk değildi yaşadıkları dostluk, annelik, babalık, arkadaşlık, yoldaşlıktı. Başka tenlerde arasalar da kendilerini ve bulduklarını sansalarda aslında birbirerinde buldular huzuru, huzursuzluğu kısacası hayatın kendisini. Tekrar evlendiler.Sağlık sorunları yaşarken de, kocasıyla fırtınalı ilişkisinde de bırakmadı resim yapmayı ülkesinde açtığı ilk sergiye yataktan çıkmaması söylenildiği için yatağı da taşıyarak gitti.Ölmeden önce ''Yatarak çok fazla zaman geçirdim yakın beni'' dedi. 54'te öldüğünde yakıldı Frida ve külleri şimdi müze olan Mavi Ev'de.
Bir de mektupları var Fridanın Diegoya yazdığı mektupları. benim en çok etkilendiğim şuydu:
Senden niye vazgeçtim Diego!
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.
Frida Kahlo
Her kadın aslında Frida. Her kadının bir Diegosu var. Her kadın benzer acılar çekiyor bazıları dile getiremiyor. Her kadın mektuplar yazıyor bazıları gönderemiyor. Her kadın güçlü aslında ama bir o kadar da güçsüz. Her kadın aşka boyun eğiyor. Her kadın öteki oluyor. Her kadın kendisinden vazgeçildiğini anladığı anda vazgeçiyor. Ama o köşesine geçip acılarının öylesine geçmesini beklmiyor. Belki de bu yüzden o Frida Kahlo.




Hiç yorum yok :
Yorum Gönder